Türkçe üzerine sitemkar bir yazı!

Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder « Önceki başlıkSonraki başlık »
Sayfa::  1
 Yazar  Mesaj
Kelebeğin Günlüğü
Müstakbel ölü...
TurkBoard Fan


Kayıt: 13.06.2005
Üye No: 14,299
Şehir: İstanbul, hatta Üsküdar...
Offline




Tarih: 12 Temmuz 2005, 13:38 Tek mesaj gösterimi1

Bu yazıyı yazmama vesile olan herkese teşekkür ederim! (ki buna, bizzat ben de dahilim...)

12.07.2005 Salı 13:59

Vaktiyle, cihana hakim bir padişahın oğlu varmış. Padişah o kadar severmiş ki evladını, toz konduramazmış. Nice veled ile münasebetine göz yummuş; gelişmesini istiyormuş çünkü. Onu saraya kapatmak istememiş; altın kafesteki kuş misali. İstemiş ki yayılsın, görsün, öğrensin ve gelip babasına da öğretsin. Kah Hint fakiriyle, kah şair Arap’ıyla, kah küstah Farisi ile… Mazlum ve mazbut Ermeni delikanlısı, Berberi, Keldani, Asuri de cabası. Nice komşuların veledi ile eğleşir olmuş padişahın oğlu. Öyle ki Ortodoksluğun kalbine bile girmiş, Katoliklerle kavgalı olmuş, Yahudiler ile söyleşmiş. Zalim Çin’den, serveti hiç eden Moğol’undan da eksik kalmamış. Yetmemiş, çikolatalı lisanlar ile dahi karşılaşmış. Sonunda bir Latin veledi çıkmış da “Sen de kimsin?” diye sorunca ürkmüş. Yedi düvelin evladı ile münasebette bulunmuş, ama Frenk soyundan çekinmiş. Meğer namlıymış Latin soyu; devlet kurulduğundan beri padişahların, kralların evladını kaçırırmış. Atası-kökeni bildiği Roma’dan öğrenmiş bu soysuzluğu. Kısa sürede toparlanmış padişahın oğlu ve kükrercesine yürümüş Frenk soyunun üstüne: Haddini bil! Frenk evladı ürkmüş, ama kahpece intikamını alacağına da yemin etmiş.

Öyle namlıymış padişahımız ve öyle değer verirmiş ki evladına; dünyayı kuşak boyu gezecek adamın, bu oğlancağızın adını bilmesi yetermiş. Medeni Avrupa’sından tut da ta Çin’e kadar adı yetermiş; o kadar hürmet duyulurmuş. Padişah “Ben faniyim, evladım baki” deyip devleti hep onunla anarmış. Öyle ki devlete dahi onun adını vermiş. Derken ecel gelip ensesine yapışmış. Son olarak vasiyeti için toplamış tebaasını ve demiş ki: “Ey oğul! Eğer bu tebaaya sıkıca sarılırsan sana hiçbir kötü hal gelmez bu cihanda. Ey bana tabi olanlar! Eğer ki evladıma sıkıca sarılırsanız gayrı bundan sonra size hiçbir kötü hal gelmez dünyada!..”

Padişahın yetim oğlu taziye ve teselli günlerinde el üstünde tutulmuş, ama insanoğlu işte… Gün gelmiş, yetim oğlan gözden düşmüş. Çevresine toplanan adam sıfatlıların ihanetine uğramış. Artık eli zengin de değilmiş; iyice fakirleşmiş. Ülkeyi kurtaracağım diyenler onu bir kalemde silmişler. Derken yetim oğlan sokaklara düşmüş; o fakir insanların vefasını aramış, ama artık aynı dili konuşmadıklarını fark etmiş. Para ve saltanat hepsini satın almış. Oğlan her gün deliler gibi haykırır olmuş meydanlarda; “Ey insanlar! Babamın vasiyetini hatırlayınız.” diye, ama umursayanı yokmuş.

Şimdi cihan padişahının yetim evladı aramızda, paspal bir şekilde gezinmekte. Ağzımızdan çıkacak iki güzel söze hasret. Adının unutulmasından; yani milletinin tarih sahnesinden silinmesinden korkmaktadır. Kendisini az-çok tanımaktayım. Adı mı? Hala hatırlayanlar (!) ona “Türkçe” diyor. Evet, üç kıtaya, yedi düvele hükmeden Türk soyunun yetim evladıdır o: Türkçe!

Konfüçyus “Bir ülkeyi ele geçirmek isteyenler önce dilini ele geçirirler.” demiştir. Yerinde bir tespittir ki bu, bizim görüşümüz değildir. Zira tarih bunu ispatlayan misallerle doludur. Öyle ki dünyada kültür emperyalizmi adı altında ilk sömürgeciliği başlatan ve yayan Roma İmparatorluğu’dur. Ele geçirdiği devletlerde yaptığı ilk halt (!) dili değiştirmektir. Görüldüğü üzere bundan 2000 sene önce dahi dil bu kadar önemli ve değerliydi. Anlaşılacağı üzere, Roma bu politikasında başarı sağlamıştır. Nice kavim benliğini; yani dilini yitirerek tarihten silinmiştir. (En ünlüsü herhalde Etrüskler’dir.) Artık hepsi Roma olarak anılmışlardır tarihte, o andan sonra.

Tarihte nice kavim de Türk diye adlandırmıştır kendini, ama bu Türkler’in emperyalist politikalarından ötürü değildir. Hoşgörüsünden ve adaletinden hoşnut olan tebaanın kendi dileği üzerine bu kültür şemsiyesinin altına girmek isteyişinden ibarettir. Oysa günümüzde Türk evladı, bir zamanlar zorla yapılamayanı kendi dileğiyle yerine getirmektedir: Batılılaşmaktadır!

Artık kendimize gelelim arkadaşlar. Öyle bir haldeyiz ki dilimize kural dahi uyduramaz olduk. O kadar oynandı ki son yüzyılda bu dille; korkum,artık geri dönülemeyecek ve batağa sürüklenecek bir yola girecek olmamızdır. Eğer Bilge Kağan’ın ve Atatürk’ün de dediği gibi bu devletin ve milletin; yani Türk kavramının baki olmasını diliyorsak Türkçe’mizi muhafaza etmeli ve en güzel şekilde dillendirmeliyiz. Zira dilimizi yitirirsek, artık tarihte “Türk” olarak değil, “Turkish” veya “Turquei”… olarak anılırız! Hikayede yer aldığı üzere; sanırım hikayemizin sonu şöyle olacak:

Öcünü almak isteyen kahpe Frenk, padişahın yetim evladını sindiği bir köşede öldürüverir. Geride öksüz ve yetim kalan padişahın torununu da daha kundaktayken kaçırır ve devşirmek suretiyle soyunu unutturur. (Korkarım burada devşirilen torun, günümüzde Tarzanca’ya benzeyen bir dil kullanan kuşakların geleceğe nakledeceği dilimiz olacaktır. “Dilimiz” demişim, ama o bizim dilimiz olmayacak artık!)


“Yanlız değiliz!” dedikten sonra,
Yalnız olmasan ne olur?

: Berduş :





_________________
"Bugün şâdım ki (ağ)yar ağlar benim için."
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
zoptirik



Kayıt: 10.03.2005
Üye No: 915
Offline




Tarih: 13 Temmuz 2005, 11:19 Tek mesaj gösterimi2

güzel bi yazi gerçekten tebrik ediyorum paylasim içinde tesekkür...
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder MSNM Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
berceste



Kayıt: 07.06.2005
Üye No: 13,297
Şehir: Bir semtini sevmek bile bir ömre bedel olan şehir..
Offline




Tarih: 05 Ağustos 2005, 11:45 Tek mesaj gösterimi3

Bu husustaki hassâsiyetiniz için ben de teşekkür ederim.
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
çetrefil



Kayıt: 08.03.2005
Üye No: 46
Şehir: .:Akvaryum:.
Offline




Tarih: 19 Kasım 2005, 19:26 Tek mesaj gösterimi4

ne kadar güzel anlatmışsın...

umarım bu söylediklerin insanların aklında yer eder....




_________________
Hayat, o kadar zor mu?
Atılır mıyız oyundan benzemezsek onlara?
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
..LeyL..
Yılın Şairi
Yılın Şairi


Kayıt: 10.03.2005
Üye No: 1,189
Gizli




Tarih: 21 Kasım 2005, 00:10 Tek mesaj gösterimi5

Bu yazıyı herkes okumalı,çok güzel yazılmış ve çok çok önemli bir konu.
Teşekkürler kelebegingunlugu.
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
bilal_efendi



Kayıt: 29.07.2005
Üye No: 21,476
Şehir: Dersaadet
Offline




Tarih: 21 Kasım 2005, 01:04 Tek mesaj gösterimi6

Arkadaşımız bu paylaşımı ile çok önemli ve sürekli kanayan bir yaramızı bir kez daha bizlere hatırlatmış ve bir nebze daha irkilmemize vesile olmuştur.Gerçketen yapılan tesbitler yerli yerinde.Kullanılan üslüp gerçek Türkçe.İnşallah bizler o padişahın oğlu gibi olmayacagız.Dilimizin erezyona ugramasına müsade etmeyecegiz inşallah.
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Kelebeğin Günlüğü
Müstakbel ölü...
TurkBoard Fan


Kayıt: 13.06.2005
Üye No: 14,299
Şehir: İstanbul, hatta Üsküdar...
Offline




Tarih: 21 Kasım 2005, 01:52 Tek mesaj gösterimi7

Bu yazıyı tekrar gün ışığına çıkaran çetrefil'e ve yorumlarını esirgemeyenlere teşekkürü borç bilirim. Bu yazıyı forumda paylaştığımı unutmuştum desem yeridir hani.

Neredeyse Türk Dili'nin tarihte ortaya çıkışından beri güncelliğini yitirmeyen bu meselenin çözümü için kamu nezdinde ortak bir payda oluşana dek gündemde kalması dileğiyle... Kamu, kâmûsuna sahip çıksın artık!

Bu vesile ile TurkBoard yönetimini de şu an fark etmiş olduğum üzere "smiley" yerine "gülücük" ifadesini kullanmış olduğundan ötürü tebrik eder, şükranlarımı sunarım.




_________________
"Bugün şâdım ki (ağ)yar ağlar benim için."
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
çetrefil



Kayıt: 08.03.2005
Üye No: 46
Şehir: .:Akvaryum:.
Offline




Tarih: 28 Ocak 2006, 20:54 Tek mesaj gösterimi8

Geç kalınmış bir '' birşey değil'' diyorum. Bu mana ile yazıyı tekrar gün ışığına çıkarıyorum...
Herkesin okuması dileğiyle demeden de geçemiyorum...
Sana tekrar teşekkürler kelebeğingünlüğü...




_________________
Hayat, o kadar zor mu?
Atılır mıyız oyundan benzemezsek onlara?
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Kelebeğin Günlüğü
Müstakbel ölü...
TurkBoard Fan


Kayıt: 13.06.2005
Üye No: 14,299
Şehir: İstanbul, hatta Üsküdar...
Offline




Tarih: 09 Ocak 2008, 05:55 Tek mesaj gösterimi9

Ben de tekrar -geç kalınmış bir- teşekkür ederim çetrefil. Kendi iletilerim içinde (t)arama yaparken fark ettim bu başlığı. Ben dahi vefasız olmuşum... Füüü üüü üü




_________________
"Bugün şâdım ki (ağ)yar ağlar benim için."
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Arturo Bandini
hâlâ umarsız
TurkBoard Fan


Uzaklaştırıldı
Kayıt: 29.06.2005
Üye No: 16,609
Gizli


Yasaklandım

Tarih: 09 Ocak 2008, 06:06 Tek mesaj gösterimi10

Sevgili Kelebeliğin Günlüğü ;

Tozlu raflarda kalan yazınız gün ışığına çıkmış.

Buna en çok sevinenlerden biri olacağım sanırım.

Çünkü yazıyı bu saatte ve bu dolu kafayla değil de

Daha makul bir halet-i ruhiyede okumayı planlıyorum.

Saygılarımla...




_________________
Siz ne derseniz deyin;
Heykellerin saçı yoktur...
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 2 sayfa) [Bu başlıkta 18 mesaj bulunuyor]
Sayfa::  1
« Önceki başlıkSonraki başlık »


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz
Bu forumdaki dosyaları indiremezsiniz