Gidenin (!) arkasından konuşmak doğru değil, ama bu adamla tavla oynamayın sakın. Bir de kalkmış "Bizim orada atmadan evvel söylediği zarın geldiği kimseler için 'Ağız ağız değil, evliyâ .ötü!' derler." diyor. (Çık çık çık, böyle de terbiyesiz bir insan. Hayâtımda duymadım böyle şeyler. ) Efendim, zar tutması bir yana, sizin zarınızı da tutuyor. Tabiî ben de tutuluyorum hâliyle. Ondan sonra da kalkmış "Sinir oldun, değil mi?" diyor. Herhâlde sinir olurum lan! E, şey, yok yahu, ne sinir olması? Çelik gibi sinirlerim var bir kere benim; duygularımı kolay kolay belli etmem.
Şaka bir yana, tavla oynamadaki becerisini, yeteneğini takdir etmek gerekir. Hani insan bükemediği eli öpmeli belki, ama doğrusu benim mottom "Yenilen pehlivan güreşe doymaz."dır. O yüzden daha pek çok kez karşısına "Hele otur karşıma da bir ifâdeni alayım." diyerek iddiâlı bir şekilde çıkacağım. (Tabiî her yenilgiden sonra "Bu babam için, bu anam için, bu kundaktaki kardeşim için..." şeklinde garip bahâneler de uyduracağım. Bakalım tüm sülâle bitince ne yapacağım? )
Bir insan satranç oynar gibi tavla oynar mı yahu? Bu adam oynuyor işte; âdeta birkaç hamle sonrasını hesaplıyor. Evet, şans faktörü bir yana, bu herif, aman bu adam hesap yapıyor, oyun kuruyor yahu. O değil de en son "Önce Cannes, sonra Van"dan sonra böyle -art arda- kendimi kötü hissetmiştim sanırım. İnsan aynı gece, aynı skorla (Bkz. 5-1) iki kez yenilir mi?
Gelelim şans etkenine... Yahu ben ki nice marslık oyunu çevirip mars yapmış (!) biriyim, bu adamla oynarken üst üste 6-7 defâ gele attım kaç sefer. Yalnız işin sırrını buldum sanırım. Bu kötü tâlihimin TurkBoard ve "A" harfi ile bir alâkası var sanırım. C, m, S ile başlayan rumuzlara karşı üstünlük sağlayabiliyorken, a ile başlayanlar karşısında boynu bükük kalıyorum. (Bkz. anadolurock, arsenLüpen, _Azad_) Bence bu mağlûbiyetlerin asıl açıklaması budur. Yoksa benim gibi süper bir tavla oyuncusu...
Bir de gidenlerin ardından atıp tutmak ne güzelmiş. Şimdi gelip bana yorum da yapamaz. İşte gitmeden (!) önce böyle şeyleri hesap edeceksin efendi. Sonra ardından atıp tutan çok olur. Aa, bir dakîka yahu!..
Efendim, yukarıdaki sözleri tekzip ediyorum. Kendisi berbat bir tavla oyuncusudur. Baktım pek asabî bir tip, boşuna kavga etmeyelim diye 1-2 oyun verdim. Zâten Osman ile oynarken de çok gerilmiş; ben anlamıştım öyle biri olduğunu. Neyse, yarın bir gün oynadığımızda bu kez -pek tabiî- ben kazanırım ve kendisini de "Ama geçen sefer de sen kazanmıştın, eşitlenmiş olduk işte." diyerek sâkinleştiririm. Tavla yüzünden gençlerin kalbini, ümitlerini kırıp kendilerine olan güvenlerini kaybetmelerine sebep olmak bize yakışmaz. Arada bir böyle sevindirmek, gönüllerini almak, sırtlarını sıvazlamak, başlarını okşamak, uyurken üstlerini örtmek... (Nereye doğru gidiyor bu cümle böyle? Ne diyordum ya ben? Heh...) Aslında öyle "a" ile ilgili bir uğursuzluk filan da yok. Meselâ Azad... Adam resmen tehdit edercesine "Oyun 4-4 oldu mu ben bırakırım, oynamam." diyor. Yani? Yani, o oyun benim lehime sonuçlanır, diyor üstü kapalı bir şekilde. Bir kere 5-4 kazandım da yanımızdakiler zor zapt ettiler. Hayır sen o belindeki tabancayı hele koy bir kenara, bak nasıl madara ediyorum. Kezâ anadolurock... Yanında 3 tâne arkadaşını da getirmişti gözdağı vermek için. Üstelik sâdece 1 kez oynayabildik. Bunlar, bundan sonra benden oyun alabileceklerini sanıyorlarsa eğer, karşılık olarak tek şey söylemek istiyorum: Çok beklersiniz!
Hem unutmayınız ki zafer hiç yıkılmamak değil, her yıkıldığında yeniden ayağa kalkabilmektir. "Yıkılmadım, ayaktayım, dertlerimle baş başayım." "Bu dert beni, bu dert beni, bu dert beni verem eder."
Uzun bulanlar için özet: KG süper bir tavla oyuncusudur. Hakkında yorum yapılan şahıs, ancak -eğer tenezzül ederse- KG'nin talebesi olabilir. (Ayrıca bkz. Bir taşla üç kuş vurmak. )
Denizgöz'ün tanıştıracağım bir arkadaşım var demesiyle hoş bir sohbetin başlangıcına vesile olan narin dostum (:
Kendisiyle uzun konuşmalar, uzun diyaloglar, tartışmalar -gerektiğinde sert, gerektiğinde uyarıcı, fakat yapıcı, kalbi kırmanın söz konusu olmadığı- ve bunun sonucunda dostluğun hiç görüşememiş iki insanın inandığı bir gerçek olduğunu ispatlamaya dahi gereksinim duymayan,
2 dostuz.
öhömmm
yahu seni nasıl anlatsam bilmiyorum...
deli dolu bi hatun gızsın
kalbimdeki yerin bi başka
anlatmaya kalasak kelimeler kifayetsiz kalır
gerçi seni anlatmak için kelimede bulamıyorum ama neyse hadi
gelecek zamandaki komşu olamak dilegiyle
öpüyom seni o
bu arada bi istanbul turu gene yapak yahu
gene ben yorulayım şikayet edeyim sen gene kız bana