Yan Yana Gelmiş Anlamlı Anlamsız Cümleler

Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder « Önceki başlıkSonraki başlık »
 Yazar  Mesaj
tatito



Kayıt: 20.02.2007
Üye No: 77,166
Offline




Tarih: 08 May 2007, 17:26 Tek mesaj gösterimi1

Kafamı kaldırdım hayallerimi kustuğum lavabodan.. Aynaya baktım göz ucumla.. Gözlerimin altında menekşeleri hasetinden çatlatacak kadar güzel bir morluk.. Dudağımın kenarlarından kustuğum hayallerimin son parçaları sızmakta.. Neydik ne olduk dedim pek halim olmadan.. Elimi yüzümü yıkadım.. Çıktım lavabodan.. Odama doğru ilerlerken aklıma eski hayallerim geldi.. Tekrar midem bulanmaya başladı.. Ama bu sefer kendimi tuttum.. Odama girdim.. Etrafta posterler.. Her posterde gülümseyen bir surat.. Elimde olmadan gülümsedim.. Bu kadar kolaymış demek ki diye düşündüm.. Gülümsemek bu kadar basit.. Dudaklarımızın yukarı doğru kıvrılması veya dudağımızın orta kısmının aşağıya doğru yol alması.. Son kez odamdan çıkıp salona kırdım dümenimi.. Saat onbir yönünde annem.. Elinde televizyon kumandası, kararlı bir şekilde televizyon izlemekte.. Anneme bir selam verdim.. Yola devam ettim.. Işığın geldiği yere, balkona doğru yürüdüm.. Çocuk sesleri geliyor dışarıdan.. Top oynuyor şanslılar.. Canım istedi ama cesaret bulamadım kendimden 10 yaş küçüklerle top oynamaya.. Etraf ne der korkusu var ya güya.. Peh.. İçimde şişmekte olan oyun oynama arzusunu hain bir şekilde patlatıp ayakkabılarımı giymek için çıktım balkondan.. Dışarıda dolaşmak mutlaka iyi gelirdi.. Zaten bu aralar sadece dışarıda yalnız yürürken mutlu olabiliyordum tam anlamıyla.. Giydim ayakkabılarımı.. Anneme ben çıkıyorum diye seslendim ve çıktım dışarı.. Merdivenlerden inerken hiçbir şey düşünmedim.. Nefes bile almadım.. Ayaklarımın istediğini yapıyordum.. Sonra inecek merdiven kalmadı.. Karşımda apartmanın kapısı.. Elimi uzattım açtım kapıyı yavaşça.. Temiz hava bir anda hissettirdi kendini.. Saçlarım gelen rüzgarı kucaklamaya koştu sanki.. Hemen dışarı attım kendimi.. İçimi temiz havayla doldurdum.. Ciğerlerim bayram etti.. Davul, zurna seslerini duyabiliyordum.. Oh be dedim.. Dünya gerçekten varmış.. Adımları sahil yönüne doğru hızlandırdım.. Bir an önce sahile ulaşmak istiyordum.. Sebebini tam bilmiyordum aslında.. Karadenizliyiz ya.. Belki deniz kendine çekiyordu beni.. Kim bilir.. Sağda solda gördüğüm tanıdıklara selam verdim.. Herkes nereye diye soruyordu.. Nereye olucak dedim.. Yaşamaya.. Gerçekten yaşamaya gidiyordum.. O tek başıma sahilde yürüyüp düşündüğüm anlar önce şarampole yuvarlanmakta olan beni tutmuş, daha sonra da ayağa kaldırmıştı.. Şimdi ise hastalanan ruhuma vitamin takviyesi yapmakta.. Sahil yavaş yavaş gözükmeye başlamıştı.. Bir sürü insan havanın güzel olmasını fırsat bilmiş yürüyor.. Yaşlılar, çocuklar, gençler.. Birde çift olanlar var ki onların keyfi ayrı.. Elele tutuşmuşlar, dünya umurlarında değil sanki.. İçimden harikasınız diye geçirdim.. Sakın bozmayın mutluluğunuzu.. Gözlerimi onlardan ayırıp yola sabitledim.. Kafam önde, biraz kambur bir vaziyette yürümeye devam ettim.. Şimdi annem olsa oğlum dik yürü derdi.. Ama dik yürüyemiyorum ki.. Dik duracak kadar sağlıklı değilim ki.. Denizden gelen o mis gibi kokuyu içime çekerek yürümeye devam ettim.. Deniz havası her zaman olduğu gibi iyi gelmişti.. Kalbim daha bir şevkle kan pompalamaya başlamıştı hissediyordum.. Kanımın, damarlarımda yöresel oyunlarımızdan eserler sunarak dolaşması, nefes alıp verirken ciğerlerimden gelen davul zurna sesleri, yürürken geride kalan ayağımın öndeki ayağa yetişme çabası, ellerimin istek dışı sağa sola sallanması.. Deniz havası gerçekten iyi gelmişti.. Sonra sahilde bulunan banklardan birine oturdum.. Güneş batmak üzere yavaş yavaş denize doğru sokuluyor.. Utancından kızarmış üstelik.. Pek bir çekingen bu güneş yahu.. Denizin ise bir kendine güveni tam.. Tertemiz yüzüyle güneşe doğru kollarını uzatmış.. Dünya’da deniz ve güneşten daha güzel bir başka sevgili var mıdır acaba? Bu kadar güzel bir sarılma görülmüş müdür daha önce.. Kendimi şanslı hissediyorum.. Mutluluk bu işte.. Denizin bir dahaki akşama kadar güneşi göremeyeceğini bilmesine rağmen sevmesi, kelebeğin akşama öleceğini bilerek yaşaması, çiçeğin kış gelince solacağını bilerek açması, insanın bir gün çok üzüleceğini bilerek aşık olması.. Yüzeysel bakınca çok karamsar belki.. Ama iş ayrıntılarda.. Ayrıntıları yaşamakta.. Her şey bitmeyecek mi nasılsa? Bu umutsuz durum, bu karamsar durum neden? Anı, ayrıntıları yaşamak varken olaylara kuşbakışı bakmak neden.. Mutluluk aslında hiç uzakta değil.. Yanıbaşımızda.. Nefes aldığımız her anda mutluluk..

Yine düşüncelere dalmışım.. Akşam da oldu zaten.. Neyse eve gideyim.. Annem merak eder..
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [1 Mesaj] « Önceki başlıkSonraki başlık »


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz
Bu forumdaki dosyaları indiremezsiniz
TurkBoard çerezlerini temizle