ESKADER Ödülleri Açıklandı

Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder « Önceki başlıkSonraki başlık »
 Yazar  Mesaj
Kelebeğin Günlüğü
Müstakbel ölü...
TurkBoard Fan


Kayıt: 13.06.2005
Üye No: 14,299
Şehir: İstanbul, hatta Üsküdar...
Gizli




Tarih: 30 Aralık 2008, 07:55 Tek mesaj gösterimi1

ESKADER Ödülleri açıklandı


Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin 2008 Yılı Kültür Sanat Ödülleri belli oldu.

İstanbul'da yeni kurulan dernek, her yıl değişik alanlarda ödül verecek. Ödüller sahiplerine derneğin 1. kuruluş yıldönümü olan Mart 2009'da törenle verilecek. Yapılan değerlendirme sonucunda Cengiz Dağcı, Ömer Faruk Akün ve Durmuş Hocaoğlu Üstün Hizmet Ödülleri'ne lâyık görülürken, Sadettin Ökten, Mehmed Niyazi, Bahattin Karakoç, Hayrettin Karaman ve Mustafa Kutlu farklı türlerdeki eserleriyle seçildiler. "120" sinema, "Meksika Sınırı" ise televizyon programı dalında ödüle değer bulundu. Bahtiyar Vahapzade'ye Özel Ödül verildi.


27 Aralık 2008 Cumartesi günü Beyazıt Devlet Kütüphanesi'nde ESKADER Genel Başkanı Mehmet Nuri Yardım tarafından açıklanan ödüllerin isimleri ve sahipleri şöyle:







Kaynak: sanatalemi.net





_________________
"Hiçbir kadının hakîkati, senin hayâlinle boy ölçüşemez."
- KG -
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Kelebeğin Günlüğü
Müstakbel ölü...
TurkBoard Fan


Kayıt: 13.06.2005
Üye No: 14,299
Şehir: İstanbul, hatta Üsküdar...
Gizli




Tarih: 30 Aralık 2008, 08:07 Tek mesaj gösterimi2

ESKADER Ödülleri kime ve niçin verildi?


Mehmet Nuri YARDIM
sanatalemi.net


Hayat biraz sevinç biraz da kederden ibaret galiba. Dün günboyu çok güzel faaliyetler oldu İstanbul’da. Mehmed Âkif, Ahmet Arvasi ve Hikmet Öğüt hayırla rahmetle anıldılar, mezarları ziyaret edildi, haklarında toplantılar düzenlendi, konuşmalar yapıldı. Elbette sadece İstanbul’da değil, inanıyorum ki Türkiye genelinde benzer vefa dolu çalışmalar gerçekleşmiştir. Çünkü biz sadece yaşayanlarımızla değil Yahya Kemal’in güzel deyişiyle “ölülerimizle de varız”. Yaşayanlara da elbette sahip çıkılmalı. Nitekim dün akşam Kültür A.Ş.’nin düzenlediği “Türk Sineması’nda 50 Yıl Yücel Çakmaklı” açıkoturumuna da katıldım. Bir kadirşinaslık örneği sergilendi. Bu haberlerin teferruatı sitemizin haberler bölümünde okunabilir.

Akşam eve dönüşte İsrail’in Müslüman Filistinlilere yaptığı katliamı öğrendim. Şehitlere rahmet, canilere lanet okudum. Bu insanlık ayıbı, bu utanç manzarası, bu soykırım elbette hiçbir zaman unutulmayacak. Bir buçuk milyar Müslüman tabii ki buna sessiz kalmayacak. Fakat aklını ve vicdanını (ki var olup olmadığından emin değilim) kör kuyulara atıp sadece zalim nefsiyle, lanetli şeytanıyla, alçak hisleriyle hareket eden İsrail yöneticileri de bunun hesabını bir gün verecek. Öbür dünyada vereceği kesin, ama bu dünyada da verecek. Sırp kasapları rahat edebildiler mi? Hayır, hiç kimse bu zulmün karşılıksız kalacağını sanmasın. Bilir ve inanırız ki: “Küfür devam eder, ama zulüm asla...”

Bu sene kurulan Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) bu yıldan itibaren kültür sanat ödülleri vermeye başladı. Hayırlı uğurlu olsun. Dün Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde açıkladığımız bu ödüller 30 ayrı dalda idi.
Ödül meselesi yaklaşık bir yıla yaklaşan düşüncenin mahsulü olarak ortaya çıktı. Bu senenin başlarıydı. Ocak veya Şubat aylarından biri olmalı... O zaman ESKADER henüz kurulmamıştı. Sanatalemi’nin Cağaloğlu’nda Tevfik Kuşoğlu İşhanı’ndaki minik odasında arkadaşlarla toplanmışız. Derneği konuşuyor, ne zaman ve nasıl kuracağımızı tartışıyoruz. Ödüller o zaman gündeme geldi ve derneği kurduğumuzda her yıl ödüller vermemiz gerektiğini dillendirdik. Arkadaşlar da bu görüşe destek verdiler. İşte ESKADER Ödülleri o temenninin bir neticesi olarak tahakkuk etti. Allah’a şükürler olsun.

Bu senenin Ocak ayından içinde bulunduğumuz Aralık ayının son günlerine kadar bu konuda dostlarla hep fikir teatisinde bulunduk. Ödüllerin verileceği ilân edildikten sonra ESKADER’in bütün üyelerinden ve Sanatalemi yazarları ile okuyucularından görüşler, teklifler istedik. Güvendiğimiz yazar, aydın, sanatçı ve yayıncıların ödüller hakkında bize önerilerde bulunmasını rica ettik. Ödül teklif formlarını yüzlerce çoğaltarak dağıttık, eskader.net sitemizde internet ortamında yayınladık ve toplu görüşler geldi. Kitabevlerini dolaştık, yeni çıkan kitapları inceledik. Yıl boyunca çıkan gazetelerin yayımladıkları kitap eklerini tetkik ettik. Haftalık ve aylık dergilerde tanıtılan, edebiyat ve sanat sitelerinde bahsedilen kitap, film, albüm, tiyatro eseri ve diğer ürünleri geniş bir zaman dilimi içinde inceledik. ESKADER yönetimi olarak (bu toplantılara yönetimin yedek üyeleri de iştirak etti) defalarca toplandık. Bu meseleleri tek tek ele alıp müzakere ettik. Velhasıl dün açıkladığımız liste uzun araştırmaların, derin incelemelerin ve büyük tetkiklerin sonucu ortaya çıktı. Bazı isimler ve eserler oybirliğiyle seçildi, bazıları oy çokluğuyla... Bazen isim ve eserler hakkındaki oylar eşit çıktı. Yeniden konuşuldu, yeniden oylama yapıldı. Başkanın oyunun iki oy sayılması talebi bile uygun görülmedi ve tam bir hakkaniyet ve demokratik seçimle kesin liste oluşturuldu ve ilân edildi. Elbette bu ödüllere lâyık başka isimler, eserler ve kurumlar da vardı. Kemal Tahir’in dediği gibi, “Bre biz Osmanlıyız, bizde çok adam bulunur.” Ama nihayetinde bir liste oluşturmak mecburiyetindeydik. Bu teşekkül etti. İnşallah diğer lâyık isimler de önümüzdeki yıldan itibaren mükâfatlandırılacaktır. Bu arada dernek yöneticileri arasında da bu ödüllere lâyık çok değerli isimler vardı. Ama alınan karar gereği, prensip olarak dernek yönetiminde bulunanlara ödül verilmemesi uygun bulundu. Ödüller, inşallah derneğimizin 1’nci kuruluş yıldönümünde Mart 2009’da törenle sahiplerine verilecektir. Şimdi yazımızın başlığının hakkını verelim ve bu ödüllerin kime ve niçin verildiğini, sırasıyla kısaca ve özetle söyleyelim:

Araştırma: Kronolojik Kültür Sanat Tarih Ansiklopedisi, Oğuz Çetinoğlu (Bilgeoğuz Yayınları)
Oğuz Çetinoğlu çok değerli bir araştırmacıdır. İğneyle kuyu kazarcasına ilmi çalışmalar yapmakta ve ortaya devâsâ eserler koymaktadır. Ömürlük bir eser olan Kültür Sanat Tarih Ansiklopedisi bir heyetin bile altından zor kalkabileceği muhtevalı bir kaynak eser. Ekiyle birlikte beş ciltten meydana gelen ansiklopedi, bir bakıma kültürle sanatla uğraşan herkesin başucu kitabı. Çünkü gün gün tarih boyunca meydana gelen kültürel ve sosyal hâdiseler bu eserde toplanmış. Yani 1 Ocak’tan 31 Aralık’a kadar her gün tespit edilebilen olaylar, böyle bir önemli çalışmayla irfanımıza sunulmuş. Bu ödül, ansiklopediye oybirliğiyle verildi.

Basın: Milli Gazete Kültür Sanat Sayfası, Editör: Bünyamin Yılmaz
Bünyamin Yılmaz’ın İstanbul’daki kültür sanat çevreleri çok yakından tanır. Gazetenin kültür sayfasını tek başına hazırlamakta ve her tarafa yetişmektedir. İçi sevgi dolu, sempatik, büyüklerine saygılı, hatırnazdır. Basınımızda unutulmuş olan bir duygunun genç temsilcilerindendir. Bir vefa örneğidir. Meselâ dün akşam Yücel Çakmaklı gecesinde yine vardı. Bünyamin Yılmaz’ın adı geçtiğinde herkes gönül rahatlığı içinde bu ödülü hak ettiğini söyledi ve bütün arkadaşların kararıyla bu karar alındı.

Biyografi: Yahya Kemal'in Rüzgârıyla, Prof. Dr. Sadettin Ökten (Ötüken Neşriyat)
Sadettin Hoca’nın bu eseri çok kıymetli. Okuyan takdir eder. Yahya Kemal’in şahsında tefekkürümüz dile getiriliyor kitapta. Aslında bu sene içinde yayımlanmış başka değerli eserler de vardı ve bunlardan da söz edildi, ne var ki biyografi dalında sadece bir esere ve yazarına ödül verilebilecekti. 2008 Yılı Yahya Kemal Yılı’ydı. Hayırla, saygıyla, sevgiyle anıldı. Bir çok Yahya Kemal kitabı da neşredildi bu sene. Ama biz ittifakla Sadettin Ökten’in Yahya Kemal’in Rüzgârıyla isimli eserini seçtik.

Çocuk Edebiyatı: Kerem ile Aslı Dizisi, Sara Gürbüz Özeren (Damla Yayınları)
Sara Gürbüz Özeren’i ben biraz da çocuk yazarlarımızdan rahmetli Kemalettin Tuğcu’ya benzetiyorum. Bugüne kadar 100’den fazla eseri neşredildi. Ve neredeyde tamamı çocuklar için. Yani bir bakıma hayatını ve kalemini çocuklarımıza adamış bir hanım yazar. Yıllar önce de Türkçe’yi çok güzel kullandığı için Türk Dil Kurumu ödülünü kazanmıştı. Yazarımızın “Kerem ile Aslı” hikâyeler demeti ile diğer bütün kitaplarını çocuklarımıza ve velilere gönül huzuru içinde tavsiye ediyoruz.

Çocuk Yayıncılığı: Nar Yayınları, Yöneticisi: Tayfur Esen
Yayıncılık zor, çocuk yayınlığını daha da meşakkatlidir. Sorumluluk ister, titizlik ister, geniş bir yürek, büyük bir azim ister. İşte bunların hepsi Nar Yayıncılık’ta mevcut. Çocuklarımızı sevenleri biz de seviyoruz. Çocuklarımız için yıllardan beri çok büyük hizmetlerde bulunmuş başka yayınevleri de var şüphesiz. Ve zaten yazılarımızda bu yayıncılarımızdan bahsediyoruz. Ama amacımız biraz da iyi niyetle yola çıkan ve güzel çalışmalar yapan yayıncılarımızı teşvik etmek, o halisane niyetlerine ortak olmaktı. Bu yönüyle Nar Yayınları’nın değerli yöneticisi idealist insan Tayfur Esen tebrike şâyândır.

Deneme: Gurbet Dediğin, Ayşe Göktürk Tunceroğlu (Ötüken Neşriyat)
“Gözden ırak olan gönülden de ırak olur” derler ya, biz bu sözü pek sevemiyoruz. Hasbelkader uzaklara düşmüş gönüldaş insanlarımızı nasıl unuturuz? Ayşe Göktürk Tunceroğlu Türkiye’den çok uzakta olan bir ülkede, ABD’de yaşasa bile biliyor ve inanıyoruz ki yüreği her an Türkiye için ve insanımız için atıyor. Bu yürek atışları her yazısında hissetmek mümkün. İşte bu güzel yazılardan oluşan deneme kitabına verildi ödül. Hak edilmiş, hatta bana göre gecikmiş bir teşekkürdü. Kıymetli insanlar, gözden ırak olsa da hiçbir zaman gönülden çıkmaz. Böyle biline.

Dergi: Kültür Dergisi, Yarım Elma
Dergiciliğin ne kadar zahmetli olduğunu zaman zaman konuşuyoruz. Fatih’te yayımlanan Kültür dergisi yıllardan beri büyük bir gayretle ama titizlikle neşriyatına devam etmektedir. Bir gün edebiyatçı dostlarımdan Muhsin Karabay’a bu derginin bir sayısını vermiştim. İlk defa görüyordu. Heyecanlandı. Hemen dergiyi basan matbaayı aradı ve kutladı. Muhsin Hoca çok titiz bir insandır. Her kitabı, her dergiyi ona kolay kolay beğendiremezsiniz. Ama Kültür’ün konularına da, mizanpajına da, kapağına da hayran kalmıştı. Bu bir ölçüdür. İşte Fatih ve Sümeyra Güldal’ın azmi, gayreti ve himmetiyle irfanımızı şenlendiren Kültür de bu tehirli mükâfata kavuşmuş oldu.

Dil: Suçlular Aramızda, Hüseyin Movit (Avcıol Yayıncılık)
Evet Hüseyin Movit Sanatalemi’nin yazarı, evet ESKADER Türkçe kursumuzun da hocası. Bunu saklamıyoruz. Ama o bu ödülü bunun için almadı. Hüseyin Movit bütün hayatını Türkçeye adamış bir dâvâ adamı, bir gönül insanıdır. Suçlular Aramızda bu sene yayımlanan kıymetli bir eseri. Ama O, zaten yıllarını dilimize hasretmiş bir mefkure insanı. Onu böyle birkaç satırda anlatmak mümkün değil. Dünkü toplantıdaki kısa konuşmasında bizi hem güldürdü, hem hüzünlendirdi, ama en çok alkışı da o aldı. Çünkü o bir sevgi adamı. Hüseyin Hoca’ya verilen ödül de oybirliğiyle alındı.

Düşünce: Türk Tarih Felsefesi, Mehmed Niyazi (Ötüken Neşriyat)
Romancı, yazar, mütefekkir Mehmed Niyazi’yi tanımayan var mı acaba? Adını duymayan, eserlerini okumayan, hizmetlerini bilmeyen... Varsa yazık... On dakika sohbetinde bulunsanız hayranlığınız başlar, yarım saat kulak verseniz size âşina olur, iki saat kalp kulağınızla dinlerseniz artık ondan kopamazsınız. Mehmed Niyazi bir mefkure adamı, bir gönül insanı. Ama aynı zamanda düşünen ve fikirlerini paylaşan bir entelektüel. Doğuyu da Batıyı da biliyor. Doktorasını Almanya’da yaptı. Yıllardan beri tarih felsefemiz üzerinde çalışıyordu. Ve bu konu bu sene kitaplaştı. Başka isimler de gündeme geldi. Başka fikir adamlarının kitapları da konuşuldu, ama Mehmed Niyazi ve Türk Tarih Felsefesi’nde karar kılındı.

Elektronik Yayıncılık: Semazen.net, Semazen
Elektronik yayıncılıkta haber sitelerimiz çok, ama kültür sanat siteleri ne yazık ki fazla değil. Evet birkaç tane var, ancak üzülerek belirtmek gerekir ki henüz beklenen noktada değiller. Şahsi sitelere de verilemezdi bu ödül. Yazar, ressam, müzisyen sitelerine uygun olmazdı. Sanatalemi gibi sınırı, çerçevesi belli, tesiri fazla ve kuşatıcı sitelerimizin artması en büyük temennimiz. İnşallah önümüzdeki senelerde bu örnekler çoğalır. Sanatalemi’nin takipçileri çıkar. Mevcut kültür sanat siteleri arasında Semazen.net en çok oy alandı ve tasavvuf kültürümüzü en güzel aksettiren bir site olarak bu ödülü hak ediyordu.

Eleştiri: Virgül Dergisi, Pusula Yayıncılık
Türkiye’de kültür sanat ve edebiyat dergileri çok. Ama ne yazık ki eleştiri dergisi pek yok. 12’nci yılına giren Virgül, bir eleştiri dergisi olarak kültür dünyamızda, edebiyat âleminde saygınlıkla anılıyor. Her ay kitap kritiklerini, tanıtımlarını ve eleştirilerini bu dergiden okuyoruz Dolayısıyla Virgül, istikrarlı ve ilkeli yayıncılığı, titiz hazırlığıyla bu ödülü almaya adaydı, bileğinin gücüyle aldı. Genel Yayın Yönetmeni Orhan Koçak eleştiri dünyamıza Virgül ile önemli katkılarda bulunmaktadır. Kutlanması gerek.

Gezi: Çin Müslümanları ve Çin'e Seyahat, Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma (Beyan Yayınları)
Viyana’da öğretim üyesi olan bilim İhsan Süreyya Sırma, aynı zamanda şiirleri ve yazılarıyla edebiyatın içinde olan ve çok gezdiği için de güzel gezi yazıları yazan bir isim. Bu son eserinde Çin’e yaptığı gezinin intibalarını dile getiriyor. Medeniyet eksenli bir bakış var Sırma’nın eserlerinde. Ve bu gezi kitabı sadece kuru bir anlatımdan ibaret değil, edebî bir tadı da barındırıyor bünyesinde. Bunun için düşünüldü ve bu ödül de kararlaştırıldı. Hocayı ve yayıncısını kutlamak lâzım.

Hâtıra: Bir Varmış Bir Yokmuş, Prof. Dr. Hayrettin Karaman (İz Yayıncılık)
Hayrettin Karaman bugün doğru, mâkul ve isabetli görüşleriyle Türkiye’nin belki de en çok sevilen ilahiyatçılarından, din adamlarındandır. Ama hâtıraları ile bizi güzel bir yolculuğa çıkarıyor. Bir kişinin şahsında bir neslin, bir dönemin hikâyesine tanıklık ediyoruz. Özellikle edebiyatın hâtıra türünü sevenler bu eserden uzak durmamalı, bir an önce edinip okumalı.

Hikâye: Huzursuz Bacak, Mustafa Kutlu (Dergâh Yayınları)
Mustafa Kutlu ismini duyup da yüreği ferahlamayan kimse görmedim ben bugüne kadar. Hikâyedeki ustalığına, edebiyatımızdaki köklü yerine zaten temas etmek gereksiz. O yaşarken klâ*şen bir değerimiz. Ama insan olarak da çok seviliyor, sayılıyor. Kalender bir kişi Mustafa Kutlu. Her insanın zâtına “hoşça” bakıyor. Güzel görüyor, güzel düşünüyor ve güzel yazıyor. Sanırım bu özel isme ve bu güzel esere itiraz edecek kimse çıkmaz. Ne dersiniz, yanılıyor muyum?

İnceleme: Batılılaşma ve Türk Edebiyatı, Ali Budak, Bilge Kültür Sanat Yayıncılık

Batılılaşma maceramız pek çok yazarın, edebiyatçının, aydının yakın ilgisiyle karşılaşmıştır. Değerli akademisyenlerimizden Ali Budak da yıllardan beri bu konudaki zihin çalışmalarını bir eserle taçlandırdı. Batılılaşma ve Türk Edebiyatı kitabının altbaşlığı “Lâle Devri’nden Tanzimat’a Yenileşme”. Yıllara mal olmuş, ömür törpüsü mükemmel bir inceleme. Modernleşmenin ve yenilikçiliğin edebiyattaki tezahürlerini bu eserde bulmak mümkün. Adından söz ettirecek bir ilim adamımız Ali Budak. Eseri de konuşulacağa benzer. Seviyeli kitaplar, popüler kültürün alakasını görmese de her zaman başvurulacak, okunacak, incelenecek kaynaklardır. İnceleme dalında doğrusu akla geliveren ilk eser oldu Batılılaşma ve Türk Edebiyatı. Hem yazarı hem de yayıncısı edebiyat dünyamıza bu eseri kazandırarak önemli bir iş gördüler. Kutlanmalıdırlar.

Klâ* Türk Sanatları: Bütün eserleriyle, Hattat Hasan Çelebi
Klâ* Türk İslâm sanatlarının başat türü, zevkli meşgalesi hüsn-ü hattır. Hat sanatını bugün temsil eden kıymetli hattatlarımız arasında Hasan Çelebi seçkin bir yerde duruyor. Yaşayan sanatkârlarımızın büyüğü, hocası, öncüsü ve yaygın söyleyişiyle Şeyhü’l-Hattatîn’dir. Hatalarımızın aksakalı, duayenidir. Eserleri biliniyor, çok seviliyor ve takdir ediliyor. Aziz sanatkârımızdan daha nice eserler yazmasını, pek çok talebe daha yetiştirmesini istiyor, bekliyoruz.

Kitap Yayıncılığı (özel) Kitabevi, Sahibi: Mehmet Varış
Kitabevi sessiz sedasız ilerleyen bir kültür gemisi. Bu geminin içinde mühim eserler de gelecek nesilleri aydınlatmak üzere seyahat ediyor. Sonsuz bir ufka doğru seyreden bu geminin üstlendiği, yüklendiği hizmeti görmemek mümkün mü? Koca koca eserleri kütüphanelerimize kim kazandırıyor dersiniz? Bazı müesseselerin, bazı şahsiyetlerin kıymeti sonradan takdir ediliyor. Ama biz ESKADER olarak şimdiden bunu yapmak istedik ve Türk edebiyatına, kültürüne, sanatına hizmet eden yayınevi olarak Kitabevi’ni seçtik. Ötüken ve Dergâh gibi “mektep yayınevleri’mizin yolunda giden ve Türkiye’ye güzel bir armağan sunan Mehmet Varış tebrike, takdire ve teşekküre şâyândır.

Kitap Yayıncılığı (kurum): Kültür A.Ş., Genel Müdür: Nevzat Bayhan
Türkiye’de pek çok belediye kültür yayıncılığının önemini kavradı, bazıları gözü ve gönlü okşayan eserleri kültür hayatımıza kazandırıyorlar. Ama bu hususta İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin önüne her halde kimse geçemez. Belediyemizin bünyesinde bulunan Kültür A.Ş. bir çok kültür hizmetinin yanı sıra ciddi bir yayıncılık da yapmaktadır. Yayıncılığı yavaş yavaş bırakan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu sahadaki boşluğunu rahatlıkla doldurmaktadır. Sadece İstanbul’a dâir değil, bir çok konuda hazırlattığı prestij kitaplarıyla da bu hizmeti zirveye taşımaktadır. Üstelik başka kurumlarımız gibi bastığı kitapları depolarda çürütmemekte, kitapevlerine taşıyarak insanımızın istifadesine sunmaktadır. Tabii Kültür A.Ş.’de birbirinden değerli isimler çalışıyor. Ve bu himmetli arkadaşların başında da Nevzat Bayhan vardır. Başka söze hacet yok. Kurum olarak en güzel yayıncılığı Kültür A.Ş. yaptı ve ziyadesiyle hak ettiği ödülü de ESKADER’den oybirliğiyle aldı.

Kurum: Bilim Sanat Vakfı
Yıllar önce Bilim Sanat Vakfı’nın Vefa’daki merkezini ziyaret ettiğimde “Bu bir vakıf değil, âdeta bir üniversite!” demiştim. Evet vakfın çalışmalarını bilenler bu sözüme hak verir. Kuruluşundan beri herkese açık bir akademi gibiydi vakıf. Sempatik yöneticileri, birikimli hocaları ve çalışkan öğrencileriyle hakikaten bilim ve sanatın merkeziydi. Sinemadan edebiyata, tiyatrodan tasavvufa, tarihten sosyolojiye bir çok sahada çok değerli seminer çalışmalarına sahne oldu. Nitekim bu çalışmaların semeresi de alındı ve öğrendiğim kadarıyla bu hayırlı ve faydalı müessesemiz, İstanbul Şehir Üniversitesi’nin de temelini attı. İnşallah bir iki seneye kadar hizmete girecek ve çocuklarımızın okuyacağı seçkin bir üniversite olacak. Bu kalıcı hizmetlerin içinde yer alan bir çok mümtaz isim var. Ama ikisini anmasam rahat edemem: Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu ve Prof. Dr. Mustafa Özel.

Mizah: Cafcaf, Küresel İletişim Merkezi Medya Yayıncılık
Mizah bizim yaralı ve acılı yanımız. Büyük bir medeniyetin köklü mizahı olmaz mı? Olur tabii... Ama ne hikmetse bizim mizahçılarımız genelde belden aşağı çalıştılar. Bugüne kadar çıkan mizah dergilerini hatırlayın, çevrilen komedi filmlerine ve tiyatro eserlerini gözünüzün önünden geçirin umumiyetle müstehcen çizgiler, ayıp sözler ve argo tabirler bulursunuz. Nezih bir mizah yapılamaz mı peki? Pekâlâ yapılabilir. Dergicilikte bunun iki parlak örneği var. Biri 1950’lerde geçenlerde hakkında bir saygı günü düzenlediğimiz yazar, düşünür büyüğümüz Ömer Öztürkmen’in çıkardığı Kara Kedi. Öbürü de bu yıl içinde herkesin yüzünde tebessüm çiçekleri açtıran Cafcaf dergisi. Eh uzun bir fetret döneminden sonra yerli ve millî bir mizah dergisine kavuştuk şükürler olsun. Genç mizahçılar seviyeyi tutturdu, bize düşen bu güzel hizmete destek olmak. Artık mizahta da varız ve iyi bir dergimiz var. Mizah Derneği’ni de kurup çalışmalara başladı genç arkadaşlar. Bu harekette en büyük emekler sanırım Çağrı Cebeci, Bünyamin Yılmaz ve Asım Gültekin kardeşlerimizin. Cafcaf ailesini temsil eden üç mizahçımızı tebrik ediyorum, yolları da bahtları da açık olsun. Mizah dalı konuşulunca herkesin ağzından Cafcaf kelimesi dökülmüştü, başkasına gerek var mı?

Müzik: Prof. Dr. Mehmet Emin Ay
Bizim mû* son 20-30 yılda ihyasında büyük emeklerin sahiplerinden birisi de genç akademisyenimiz Prof. Dr. Mehmet Emin Ay’dır. Sadece İstanbul’u değil, Anadolu’yu da dolaştığınızda onun insan ruhuna hitap eden yumuşak, sıcak ilahileriyle karşılaşırsınız. Sizi farklı iklimlerde seyahate çıkarır. Elbette müzikte büyük üstatlarımız vardır. Yarım asır öncesinden hizmete başlayan ve Türk müziğini dünya sanatında öne çıkaran sanatkârlarımız yaşıyor. Onları daha çok “Üstün Hizmet” payeliği ve “Şeref Üyeliği” ile ödüllendirmek gerekiyor. Müziğimizin can damarı olan, bugünlerde sûfî müzik olarak da adlandırılan tasavvuf müziğimizin, dinî mû*îmizin revaç bulmasında, yaygınlaşmasında ve gençler arasında kabul görmesinde emekleri olan Mehmet Emin Ay, devamlı irtifa kazanan eserleriyle bu ödüle lâyık bir isim olarak kabul edilmiştir.

Radyo Programı: Bezm-i Cihan, Saniye Öztürk
Televizyonların çoğalmasından ve yaygınlaşmasından sonra bir ara radyoların pabucu dama atılmıştı. Hâlbuki kültürün ve sanatın aktarımında en güçlü iletişim araçlarından biri de radyolardır. Şükürler olsun ki son yıllarda radyolar yeniden hak ettikleri ilgiyi görmeye ve kültür köprüsü olmaya başladı. Radyo programları arasında edebiyata, sanata değer verenler daha çok beğeniliyor. Saniye Öztürk’ün Burç FM’deki Bezm-i Cihan programı da bu anlamda geniş kesimler tarafından dinleniyor. Daha nice programlar diliyoruz size Saniye Hanım. Sesiniz kısılmasın, sazınız susmasın, yayınınız hiç kesilmesin.

Resim: Ahmet Yakuboğlu
Anadolu’daki sanatkârlarımız, yazarlarımız niçin hep ihmal edilir? Bugün Ahmet Yakuboğlu o muhteşem resimleriyle, o göz alıcı tablolarıyla İstanbul’da yaşasaydı şüphesiz daha çok tanınırdı. Genç ressamlar ondan daha çok istifade ederdi. Ama İstanbul’daki galerilerde adı sıkça anılmasa da da yarına kalacak yıldız ressamlardandır Ahmet Yakuboğlu. Kütahyalı’dır ve bu güzel sanatkârlar şehrinin tenha bir köşesinde mütevazı bir şekilde yaşamaktadır. Türkiye’nin unutulmayan sanat ve kültür adamı Süheyl Ünver’in de talebelerinden ve manevi evlatlarından kabul edilen Ahmet Yakuboğlu’na bu mükafat verilmekle bir ihmalin de önüne geçilmiş oldu. İlerleyen yaşlarında bile sanatı bırakmayan Ahmet Yakuboğlu’na sağlıklı bir ömür diliyoruz.

Roman: Lâ Sonsuzluk Hecesi, Nâzân Bekiroğlu (Timaş Yayınları)
Nâzân Bekiroğlu iyi bir yazar, değerli bir akademisyen ve sevilen sayılan bir hoca. Yetişmesinde Mustafa Kutlu gibi üstatların emekleri var. Ve Bekiroğlu, hayatının en güzel eserlerini vermeye devam ediyor. Trabzon’da öğretim üyeliği yapan Prof. Dr. Nâzân Bekiroğlu, yeni romanı Lâ Sonsuzluk Hecesi ile roman vadisinde kalıcı bir eser bırakmış oldu. Kelimelerin kavramlarla dansettiği hoş bir eser Lâ. Ve bizim kâinatımızı ifade eden bir üslûp ile karşı karşıyayız. Nâzân Bekiroğlu’nu iyi bir eseri edebiyatımıza kazandırmış ve takdiri hak etmiştir.

Sinema: 120, Yönetmenler: Murat Saraçoğlu - Özhan Eren
Sarıkamış bizim hüzünlü tarihimizin bir sayfasıdır. Şehitlerimizin kanı sızlar hatırladıkça yüreğimizden. Ve bu acı destanı 120 isimli filmde seyrettik. Sinema ustalarından da görüşler aldık. Sinema dili iyi, anlatımı mükemmel, sürükleyici ve çocuklarımıza dünü en iyi anlatan kaliteli filmlerden. Bu filme emek veren, yönetmenler, senaristler, oyuncular ve diğer çalışanlar, sulu, hayali ve zoraki mizah çabalarıyla değil kalıcı ve kayda değer bir eseri Türk sinemasına kazandırarak tebrik edilmeyi hak ettiler.

Şiir: Bahattin Karakoç, Gündemde Yine Aşk Var (Nobel Yay)
Bahattin Karakoç Anadolu edebiyatı deyince akla hemen geliveren ilk isimlerdendir. Hatta bana göre şimdi hemen hatırlanması gereken ilk şahsiyettir. Bir yazımda “Türk şiirinin yüzakı” demiştim kendisi için. Şiirimizin hızla koşan süvarilerindendir, öncülerindendir, alperenlerindendir. Bu yaşlanmayan ihtiyar delikanlımız, bu sene de bir şiir kitabı yayımladı. Gündemde Yine Aşk Var. Zaten şairimizin gündeminden ve gönlünden aşk hiçbir zaman eksilmedi ki... Ama nasıl ve hangi aşk? Bunu kitabı okuyunca daha iyi anlıyoruz. İstanbul’dan Kahramanmaraş’ın bu soylu evlâdına selâmlar, saygılar...

Tarih: Bütün eserleriyle, Ziya Nur Aksun
Tarihimiz gündemde, çok ilgi görüyor. Konuşmalar dinleniyor, kitaplar okunuyor ve filmler seyrediliyor. Tarihimizi millet olarak yeniden öğrenmeye başladık. Murat Bardakçı’nın tabiriyle “tarihi sevdirmeyen adam Emin Oktay”dan sonra geçmişimize sıcak bir yaklaşım var. Sadece Çanakkale bunu göstermeye yeter da artar bile. Bu millî uyanışta, bu asil dirilişte Halil İnalcık, İlber Ortaylı, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Mehmed Niyazi, Mustafa Müftüoğlu, Vehbi Vakkasoğlu, Murat Bardakçı, Mustafa Armağan, Erhan Afyoncu gibi tarihçilerimizin ve romancılarımızın elbette büyük payı, katkısı var. Ama unutulmasın ki, bu saadet devri yok iken, daha 1970’lerde tarihimizi yeni ve orijinal bir biçimde yorumlayan ve yazan büyük ve bilge bir tarihçimiz var. Ziya Nur Aksun... Onun 6 ciltlik dev eseri Osmanlı Tarihi henüz aşılabilmiş değil. 1975’te rahatsızlık geçiren tarihçimiz Ziya Nur Aksun, dün sağ eliyle şanlı tarihimizi yazdı, bugün kullanabildiği sol eliyle mazimizi resmediyor. Yüreğiyle bizi anlatıyor. İstanbul’da yaşayıp da henüz Ziya Nur Aksun’u ziyaret etmemiş olanlar bana göre ileride büyük pişmanlık duyacaklardır. Ziya Nur Aksun aramızda ve yaşıyor. Ona ve yazarımız Belma Aksun Hanımefendiye gönül dolusu selâmlar.

Televizyon Programı: Meksika Sınırı, Tarık Tufan- İsmail Kılıçarslan-Selahattin Yusuf (Ülke TV)
Ülke TV’de yayımlanan Meksika Sınırı hakkında daha önce uzun bir yazı yazmıştım. Cuma geceleri bizi ekrana kilitleyen bir kültür programıdır Meksika Sınırı. Bizim değerlerimizi, bizim medeniyetimizi üç genç adam konuşuyor. Bu programda müziğimiz de var, tahinimiz de... Edebiyatımız da var, tasavvuf dünyamız da... Şiirimiz de var, tefekkürümüz de... Sadece Türk sanatı değil, mazlum milletlerin kültürel birikimini de dinliyor, görüyor, seyrediyoruz. Tarık Tufan, İsmail Kılıçarslan ve Selahattin Yusuf bu program ile ezberi bozmuş, sohbet programları arasında bir ilke imza atmışlardır. Güdümlü sanatın dışında bizden olanı anlatmış, bizim olanı görmüşlerdir. Sıcak, samimi ve çok hoş nükteler, anekdotlar... Ailece seyredilebilen Meksika Sınırı’nı keyifle takip ediyorsunuz. Sevinç ve kederin, huzurla hüznün atbaşı gittiği seviyeli bir program hakikaten. Kültürümüzde var olan sohbet geleneğini en iyi biçimde devam ettiren İsmail Kılıçarslan, Tarık Tufan ve Selahattin Yusuf’u tebrik etmek gerekiyor. Hiç televizyon seyretmeyenlere bile rahatlıkla tavsiye edilebilecek bir program Meksika Sınırı. Ülke Televizyonu iyi ki kuruldu. Sadece bu program için bile olsa kurulmalıydı.

Tiyatro: Saatleri Ayarlama Enstitüsü (Ahmet Hamdi Tanpınar), Yönetmen: Özgür Yalım (Devlet Tiyatroları)
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın bu romanı bilinir. Yazarımızın farklı, özgün ve özel bir romanıdır Saatleri Ayarlama Enstitüsü. İroninin şaha kalktığı, mizahın üsturuplu yapıldığı seçkin bir roman. Belki de tiyatroda sahnelenebilecek en zor eserlerden birisidir. Ama Özgür Yalım bu zor işi başardı ve Tanpınar’ın ünlü romanını sahneye aktardı. Hem de en iyi bir şekilde. Yerli yazarlara yönelen Devlet Tiyatroları’nı kutlamak gerek. Sıradan oyunlardan bıkanlar, Batı tiyatrosunun kötü kopyalarını seyretmekten usananlar bu eseri görmeli. İnanıyoruz ki gördükten sonra bütün tiyatroseverlere tavsiye edeceklerdir. Bir yazımda Türkiye’de güzel şeyler oluyor demiştim. Tiyatroda da öyle... Tebrikler Özgür Yalım.

Üstün Hizmet Ödülleri: Cengiz Dağcı, Prof. Dr. Ömer Faruk Akün, Durmuş Hocaoğlu
Bu uzun yazı benim bir Pazar günüme mal oldu. Pişman mıyım? Hayır, bir ödüllendirmenin izahı yapılmalıydı. Kuru bir satırla geçiştirmek yakışık almazdı. Cengiz Dağcı, ihmal edilmiş büyük bir yazarımızdır. Türkiye sevdalısı bir Kırım Türküdür. Bütün Romanlarını Türkiye Türkçesiyle kaleme almıştır. Türkiye’nin insanına da çiçeğine de hayrandır. Ve 1940’lı yıllarda Türkiye’ye sokulmayışının burukluğunu, hüznünü yaşamıştır bir ömür boyu. Bu ödül ile istedik ki, ona olan sevgimizi gösterelim. Unutulmadığını, her zaman hatırlandığını hissettirelim. İki Cengiz’imiz vardı Türk dünyasında. Cengiz Aytmatov ve Cengiz Dağcı. İlki rahmete erişti ve Rabbine kavuştu. Şimdi bir Cengiz’imiz yaşıyor. Londra’da yaşayan Türk dünyasının en büyük romancısına selâm olsun. En büyük temennim, üç ay sonraki ödül töreninde yazarımızı görmek. 87 yaşındadır ve bedenen rahatsız olduğunu biliyorum, ama belli mi olur, yüce Rabbim kapılar açar ve sevgili romancımızı İstanbul’da görebiliriz. Prof. Dr. Ömer Faruk Akün Hocamız ise yaşayan en büyük edebiyat tarihçimizdir. Orhan Okay, Birol Emil ve Kemal Eraslan gibi değerli hocalarımızın hocasıdır. Türk Edebiyatı Tarihi’ni ansiklopedi ve makaleleri halinde yazmıştır ve bıkmadan, usanmadan yazmaya devam etmektedir. Durmuş Hocaoğlu toprağına bağlı bir münevver, yerli bir aydın, millî kumaşı sağlam bir kalem erbabıdır. Kendi kozasında saf balını üretmektedir. Bugün çok az kişi yazılarını okumaktadır, eserleri yıllardan beri basılmıyor, ama Durmuş Hocanın beyni çalışmaya devam ediyor. Tefekkürümüzün bu aydınlık ismine sağlıklı ve hayırlı ömürler diliyoruz. Üstün Hizmet Ödülü’ne lâyık pek çok kişi var Türkiye’de. Ama sonuç itibariyle sınırlı sayıda ödüller verilecekti ve bu isimler seçildi. Üçü de mümtaz kişiler, üçü de ziyadesiyle hak ediyor. Tebrikler, teşekkürler...

Özel Ödül: Bahtiyar Vahapzâde
Türk dünyasında kalbi bizimle atan çok şairimiz, edibimiz var. Şehriyâr unutulabilir mi? Cengiz Aytmatov nisyana terk edilebilir mi? Hayır. Bahtiyar Vahapzâde Azerbaycan’da yaşasa da Türkiye’de bizimle beraberdir. Ruh beraberliğimiz vardır. Hastalığı sebebiyle Hazar Şiir Akşamları’na gelemedi bu sene. Ama biliyorum ki, yüreği Elazığ’da, İstanbul’da, Kerkük’te, Kırım’daydı. Ödülünü almaya bile gidemedi. ESKADER bu özel ödül ile Bahtiyar Vahapzâde ile olan gönül bağını göstermiş oldu. Yıllar önce Kızlarağası Medresesi’nde sohbet etmiştik kendisiyle. Yüzü Necip Fazıl’ın yüzüne, sözü sözümüzü, özü özümüze çok benziyordu. O da Azerbaycan’ın Sultanu’ş Şuara’sıdır, Şairler Sultanı’dır. Bizim de aziz büyüğümüz, şiir kartalımızdır. Türkiye’deki edebiyatçılardan, Azerbaycan’ın ulu şairine selâm olsun.

Ödüller Türkiye’de yıl sonunda açıklanıyor. Biz de bu geleneğe uyduk. Bir bakıma kültür sanat dünyamızın 2008 yılı muhasebesi oldu bu çalışma. Hatasıyla sevabıyla bize ait, bizim değerlendirmemiz. İyi niyetimizden ve titizliğimizden şüpheniz yok. Tam isabet kaydedebildik mi, bunu sizler takdir edeceksiniz. Bir bakıma bu seçimi de kültür sanat dünyamız değerlendirecek. Ödüller hayırlı uğurlu olsun.
Bu arada ESKADER yönetici ve üyelerinin 1 Ocak 2009 Perşembe gününden itibaren yeni yılın ödülleri için kolları sıvadığını bildirelim. Yeni senenin bu anlamda da hayırlara ve güzelliklere gebe olacağını düşünüyoruz. Ümidimiz çok, şevkimiz de. Aşkımız çok, gayretimiz de... Ödül kazanan herkesi tebrik ederken, hepinize sağlıklı, hayırlı, bereketli ve huzurlu bir ömür diliyorum. Allah’a emanet olun.




_________________
"Hiçbir kadının hakîkati, senin hayâlinle boy ölçüşemez."
- KG -
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Admire



Kayıt: 28.01.2008
Üye No: 106,650
Şehir: İzmir
Offline




Tarih: 20 Mart 2009, 22:37 Tek mesaj gösterimi3

Teşekkürler..
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Bu başlıkta 3 mesaj bulunuyor] « Önceki başlıkSonraki başlık »


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz
Bu forumdaki dosyaları indiremezsiniz
TurkBoard çerezlerini temizle