Şimdi burada çizemiyorum, ama;
Sürekli yanıp sönen bir kırmızı, "Alt Gr + Sol Shiftin Bir Sağı" tuşu aynı anda.
Yani bir kaybolup bir gelen bir doksanlık adam oldum. Gözümaydın.
Hayatının en zorlu senelerini kendi açtığı toprağa iki katı bendinde çekirdekler taşıyanım zaten. Birileri yemiş yemesine
Birilerinin dedikodusunu yapıyorum.
Hani;
Deniz kabukları var ya, kulağa tutulurken çıkardığı deniz sesleriyle...
Ha bu da böyle biraz.
Efil efil dedikodu,
töbe de hanım!
Evet, yıl 2010 ben halen daktilodan sesleniyorum yapraklara. Fırtına az önce koptu, dışarıda bir
balçık yumaı var, o ceviz ağacının orasında.
Orası neresi?
"Sonbahar, sonbahar olmalı
sebebi
sebebi sonbahar
...
korkmuyorum,
hiç."
Korkma hadi!
Herbiri altın kafeste dört kuşuz zaten. Ellerini kesen aydınlığı bir öğle yemeğine
bir deniz atının ince dudağına nazaran
böyle şaire can kurban kızım
can...
"Başla
Hadi
Sar karanlığına beni
Al derinine hadi
Sar bir kere
Sar bir kere!"