Video Klip - Analiz/İnceleme Merkezi.

Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder « Önceki başlıkSonraki başlık »
Sayfa::  1
 Yazar  Mesaj
SuPRaDYn
Bir düş-tük kırıldık.
Emektar


Kayıt: 24.09.2006
Üye No: 69,101
Offline




Tarih: 16 Haziran 2011, 17:00 Tek mesaj gösterimi1

Öncelikle konu hakkında kısa bir açıklama yapmak istedim.
Konu başlığındaki amaç sevdiğiniz sanatçılara hakaret etmek küçük düşürmek, değildir. asıl amaç video kliplere gönderme yaparak tiye almak, biraz olsun bunlar ile eğlenmeyi sağlamaktır - yani madalyonun diğer yüzüne bakmaktır birazda - daha sonra "hiç hoş değil, kınıyorum" mesajları ile karşılaşmayalım.


Kavram kargaşası değilde- kendi içinizde kavram kavgası yaratacak bir klip sunacağım şimdi sizlere.
biz buna kısacası "hitler - kavgam" isimli kitabın beyaz perdeye uyarlanmış kısa film hali diyelimmi ?
Öncelikle bir uyarıda bulunmak istiyorum.
İzlemedim ama güzel- diye geçebilirsiniz.
Klibi izledikten sonra ne bir övgü nede bir hakaret kabul etmiyorum, en başından anlaşalım.
arka plan -bilimum "V For Vendetta, benjamin button, kelebek etkisi" filmlerinden alıntılanmış gibi görünsede, yinede yurdumun en güzel en nadide, en naif televizyon kanallarının başında yer alan flash tv izleri taşıyor olması daha ağır basıyor.
klip başlarken birazdan, karşımızda "gerçek kesit sarı bıyık insanı" çıkacak diye düşünüyoruz.
bu bir hayal kırıklığı ile sonuçlansada, şarkı bizleri başlı başına -ayrıca tek başına, geçmiş ve gelecek arasında sıkıştırıp bırakıyor.






klibe başlarken;
bizleri öncelikle - sahibinden satılık, 180.000 km, lpg'si işlenmiş orjinal kasa, merkezi kilit, elektrikli kapanır açılır camlar, az masraflı dört lastiği yeni "Brodway GTE" Markalı araç karşılıyor.
Dar bir sokak başında, çantası kendisinden büyük bir hanım kızımız çalıştığı konfeksiyon atölyesinden evine dönerken, öncelikle bir arabanın hafif dokunuşu ile tacize uğrayıp, bir şehir magandası tarafından itilip kakılmaya başlıyor.
o esnada - aynı yolu kullanan beyefendi giyinimli, esas oğlan tiplisi jeep'i ile görünmeye başladığı gibi, direkt olarak olaya mudahil olmakla yetmediği gibi, oracıkta katil oluyor.
saniyelerimiz 0:36'ı gösterdiğinde maganda yerde kanlar içinde yatarken, beyefendi giyinimli katilimizin elindeki bıçak dikkatleri çekiyor, bıcak dik olarak değil, tersine yerden dönüş almış bir biçimde görüntüleniyor.
koluna giren gülnaz-hanfendinin çırpınışları ise yürekleri dağlamaya başlamakta.
aynı dakika içersinde tüm mahallelinin toplanması akabinde kahvede çay oynayıp, dost kazığı oynayan polis memurlarının çıka gelip beyefendi görünümlü katilimizi tutuklayarak cezaevine yollamaları sonucunda, şarkımız başlangıç çizgisine ulaşıyor.

Şarkı başlarken-esasında keşke başlamasamıydı acaba diye bir soru soruyor insan kendine.
hani sormasa, insanlığından şüphe duyar gibi olacak.
gülnaz hanfendimizin duruşu, umutsuz/amaçsız/yaşamı hak etmeyen/diskoveri channel tadında.
bir başıma kaldım burda, derken arkasına aldığı pembe giyinimli duvara, emo tarzı saç kesimi ile kafasını dayayarak sağ elin ile böğrünü sıkarak canına kıyarmış görüntüsünün ardında kronolojik bir vaka var.

Gözlerinden yaşlar akarken, ses tonunda çiftleşen iki güvercin var gibi.
dökülen gözyaşlarına nazaran sesin değişime uğramaması insanoğlunun öpüşürken nefesini 6 dakika 36 saniye tutabileceği ihtimalleri üzerine yoğunlaşarak bir tez çalışması hazırlamaya karar kıldım.

Dakikalarımız 1: saniyelerimiz 18:'i gösterdiğinde, gülnaz hanfendimizi yan profilden yakalıyoruz.
Yasal uyarı ; dram içerir- bünyeye zarar verebilir.

"duvarlarda konuşmuyor" kısmına geldiğimizde, bir anda gülnaz hanfendi - haykırmanın ötesinden gelen ses tonu ile dudak kıvrımlarından bir kalp efekti oluşturuyor.
birazdan eros gelip, ok sıkacak hissine kapılabilirsiniz.

"dertlerimi bölüşmüyor" kısmında el pembe fonlu duvar üzerinde yükselip, boyu aşmaya başladığı anda ne gibi bir eyleme başvurulduğu çokta fazla anlaşılmıyor doğrusu.
birşeyler oluyor, ama ne?
kendinden -biz diye bahsediyor olabilirmi?
bilemedim.
sisteme karşı bir duruş lan bu ?
halktan ve haktan uzak -bir nihat doğan felsefesi.
zerrei miskal-kafatası zihniyeti ?

klip bir duvar ve 15 metrekarelik bir odanın içersinde geçiyor.
bu alanlar içinde bir hayat yaşanıyor, bir trajedi.

03:17'de bir dönüş sahnesi var ki, akıllara zarar.
ben gördüm, siz görmeyin.
velhasıl, fazlası ile iç burkan bir şarkı -insanı kendinden alı koyabilir, hassas dengeleri bozabilir.
esas oğlanımız hapishaneden çıktıktan sonra, fakir bir hayat yaşayarak mutlu olma gayretleri içersine girerek gülnaz hanımla yaşantısına kaldığı yerden devam ediyor.
eminim ki, o duvarlarda dile gelmiştir artık.
son sahnedeki esas oğlanımızın gülüşü, gülhaz hanımefendinin kıyafeti oscara aday.
onlar erdi muradına, biz çıkalım atalım artık kendimizi bir yerlerden.




_________________

Kuşlar uçururduk köprücük kemiğimizden...
Benim yüzümde çatlamış su sesi.
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
SuPRaDYn
Bir düş-tük kırıldık.
Emektar


Kayıt: 24.09.2006
Üye No: 69,101
Offline




Tarih: 16 Haziran 2011, 17:11 Tek mesaj gösterimi2

Duygusal bünyeye zarar verebilir.
Çocukların ulaşamayacağı yerde muhafaza edin.



Görüntüyü almaya başladığımız andan itibaren bizleri ne gibi sürprizlerin beklediği merak konusu haline geliyor.
Zira ; ortada bir harem var.
kendimizi ud sesine bırakıp, etrafı süzmeye başlıyoruz.
havuz başında üzüm yiyen kızın birazdan o üzümü göbeğine yatıracağı fantezisini kurgulamaya başlamanın yanında, nargile içen kızların zevk-i sefası, bir diğer köşede çikolata tipli kızın, sarışın bir harem güzelini taraması, benliğimizi koparıp alabilecek kadar güçlü bir yaklaşım.

İzleyici kitlesini kendisine doğru çekip klibin tamamını izlemeye mahkum etme isteği uyandırmaya çalışılıyor denilebilir de.

Yelpazeler ile oluşturulmaya çalışılan hava sahasına bir anda uzun saçlı, sıktırma pantolon ile giriş yapan mahsun kırmızıgül'ün sert bir giriş şekli vardır ki mekana, kızların tamamının ayağa kalkıp bir anda hazır ol'a geçme şekilleri almalarına aracıdır.

Askılı kemeri sanırım bu konuda ciddiyeti fark ettirme sebeblerinden biri olabilir.
az önce bahsettiğim gibi, sıktırma pantolondan taşan mahsun paketi, birazdan bizleri karşılayacak bin bir türlü figüre ev sahipliği yapacaktır.

şarkının başlayacağını işaret eden "gong" sesi ile birlikte, mahsun'un kız tarafından itilmesinin ne anlama geldiğini çözümleyemediğim gibi, o esnada havuzun içinde 40 saniyedir nefessiz duran dört kızın kendilerinden geçmişcesine, kafaları "cee eee." gibi bir şekille kaldırıp, su yüzüne çıkararak saçlarını savurmalarının yanında muziğin ritminin bir anda kalp atışlarını hızlandırır biçimde yükselmesi, göz bebeklerine tempo kazandırmaya başlıyor.

Göz, kapakçıklara bir vuruyor, bir duruyor "ayakların tempo tutuşu gibi düşünülebilir."
Kapıdan bir giriş anı vardır ki, kızlara roma rakamıyla, madrid'de randevu vermiş gibi.
En can alıcı sahnelerden bir tanesi, giriş'de yaşanıyor.




Elleri beton zemine vurup, çömelmiş bir şekilde alkışlama fantezisi benim nutkumu kesti.
Mahsun’un gözü önüne düşmüş kahkülü aklınızı alacağı anda, dört kızın popolarını az önce yere çömelip ellerini vururmuş gibi ekrana yapıştırmaları, bakın böyle bir hayat var işte, izleyin de ibret alın mesajıda vermiş olabilir.
Belki de yönetmen bu sahnede metafor yapmış olabilir, yaradılışa bir gönderme ?

1.02’de yapılan o esrarengiz kendini kaybediş hareketi beni benden almış, oturduğum yere mıhlamış, soluğumu kesmiştir.
Surattaki kaskatı ciddiyetin yanında, dudaklardaki iz düşüm halleri, insanın terli terli su içip dünyadan ayrılmasına sebep verir şerefsizim.
“dinle” derken kol bir öne doğru ilerleyip, bir kez de kendine geriye doğru itiyor.
Bu hareket kişi ile alakalı bir durum değil, omuzların/kolların bir an evvel o vücud’dan ayrılma çabasıdır.

“Söyle nasıl sevdiğimi söyle” derken, ortaya bikinili bir kızın gelip kalçalarını sallaması, nasıl bir düşünce yaratır sizde bilmiyorum. “bu bedende” kısmına geçildiğinde müziği az avuç içi ile cam’a dokunurmuş gibi dokunarak durdurma şekli, ağzıma tükürmüştür..

Dakikalar ilerledikçe şarkının söz seyri değişmeye başlıyor “ateşlerde” denildiği esnada, bir kucak dansı görünmeye başlıyor.

Kız burnundan soluyormuş gibi dururken, dudaktan öpmeye çalışan kahramanımız kızın burun deliklerine dayanıyor.

“Yanmışım sönmüşüm” kısmında ise, ayakların ritim tutmasını fırsat bilen kafa bir aşağı bir yukarı doğru sıralı halde görevini yerine getirmeye başlıyor.

Şarkı hızını alamadığı gibi ilerliyor tabi “uçurumsun bu bedende” kısmında eller bir daha duraksama yaşayarak, ağır bir duruşu temsil edip zamanı durdururken, aniden bir popo beliriyor ekran başında.
Bu süreç içersinde artık klip ve şarkı beyninize hükmetmiştir isteniz de kendinizi bu noktadan sonra alı koyamazsınız.
bırak kendini nehir’in akışına diyerek devam edersin.

O sevdalıyım duruşu hiçbir zaman kaybolmayacaktır, o tutum her daim sürecektir.
“yasak” değil “yaaasah, başkası sana yassah” serzenişi var.
Soluğunuzun asıl kesileceği yer “müptela oldum” derken, askılı kemerini çekiştirme sahnesidir.
3.11 dakika ve saniyeye ulaşmadan kendinizi imha ettiniz ettiniz, etmediniz, Allah belanızı verdi.
3.30’da “aaaeaa eaaa aaaa aaa..” mistik bir duruş şeklini simgeliyor.
Öyle bir görünüm var ki, iç cebinizde bir cami taşır gibi olursunuz.
Olduğunuz yerde selanız okusunsun, gömülün orda.

-

Değerlendirmeye alınmasını istediğiniz klipleri yazın.
yorumlarınız ile can katın.
dinleyin,okuyun,ibret alın.

Bir sonraki video klip’de görüşmek üzere.




_________________

Kuşlar uçururduk köprücük kemiğimizden...
Benim yüzümde çatlamış su sesi.
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
KrizanteM
H ü z ü n b a z
Admin


Kayıt: 16.11.2005
Üye No: 36,755
Offline




Tarih: 16 Haziran 2011, 17:29 Tek mesaj gösterimi3

"3.11 dakika ve saniyeye ulaşmadan kendinizi imha ettiniz ettiniz, etmediniz, Allah belanızı verdi. "

Gülmekten nefes alamıyorum Kop gel




_________________



Bazen ben kelimeleri değiştiriyorum yazı oluyor, bazen kelimeler beni değiştiriyor, yazık oluyor..


 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
MichaeL
F E N E R B A H Ç E
Bölüm Yöneticisi


Kayıt: 11.04.2008
Üye No: 118,574
Şehir: İstanbul
Offline




Tarih: 16 Haziran 2011, 19:05 Tek mesaj gösterimi4

Bende bu klibi garip buluyorum. Danslar, yüz ifadeleri felan çok garip. Neutral Petek abla tribe girmiş Ama bennn Örnek 36. saniye Füüü üüü üü











_________________








 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSNM Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
sadbuttrue
'
Emektar


Kayıt: 19.12.2007
Üye No: 99,287
Şehir: Sepya Boşluğu
Gizli




Tarih: 16 Haziran 2011, 19:46 Tek mesaj gösterimi5



.)) duvarlar konuşsun sen sus.. Rus ruleti klip harika



 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
SuPRaDYn
Bir düş-tük kırıldık.
Emektar


Kayıt: 24.09.2006
Üye No: 69,101
Offline




Tarih: 17 Haziran 2011, 10:41 Tek mesaj gösterimi6

Efsane küçüklerden bir tanesidir küçük ibo.
büyümüş olsada, hep küçük kalacaktır bizlerin gözünde.
kendi adına çekilmiş bir dizisi vardı birde bunun, hatırlayanınız vardır mutlaka.
şirret bir yengesi olduğunu hatırlıyorum.
günde üç kez tok karnına döverdi veledi..
hani hak etmiyorda değildi .pne
mahallede ne olup bittiği hakkında herşeyden haberdardı.
kibarlık,nezaket yoktu,
yengesi kendisini eve kapamış, dostu ile sevişirken, kapıyı tıklamadan direkt olarak dalmıştı bu odaya.
olay orada kopmuştu zağten,
ergenliğe bir adım daha atmış yeni bir bakış kazandırmıştı insanlığa.
sırtına aldığı tonlarca ağırlıktaki yükü, şarkılarına yükleyerek, dinleyenlerine eşit miktarda paylaştırmaya çalışıyordu.
kendisi küçük ağrısı büyük bir memleketti lan adam.
şarkıları söylerken, boğaz enfeksiyonu geçirmiş halleri vardı, o duruma oturup içerlerdin hani.
hiç birşey düşünemezsen, o yaştaki çocuğun çok fazla bir hazımsızlık çektiğini anlardın.
adam uzun hava söylerken, kabız olmuş gibi dururdu,
arkadaş nasıl bir dert sahibidir derdin hani.
o zamanlara gidiyor, geçmişi yaad ediyoruz.



Hapishane duvarlarına alnımızı dayadığımızda karşımıza aldığımız ilk üst ranzadaki hanım kızımızın çiçekli eteği oluyor ki, direkt olarak kendimizi ağıt yakmaya yönelik bir insan moduna sokma girişimleri başarı kazanıyor,.

Yönetmen izleyiciyi bu noktada iyi yakalayıp., olaya nasıl bir hakim olma kabiliyetini görüntülü bir anlatım ile gerçekleştiriyor.

Az sonra karşımızda göreceğimiz manzara karşısında , demlenmiş bir hüzün içebiliriz.
Yastık yorgan sarılı kadın, küçük ibomuzun annesi.

Duvardaki fotoğraftan bunu anlayabiliyoruz, gardiyan diye bağıran kadının, feryadı figanı yürek dağlıyor dediğimiz anda yatakta yatan kadının gözlerini kapamakla görevlendirilmiş kişinin ellerinin kirli oluşu dikkatlerden kaçmıyor, o ne lekedir, o ne mikroptur arkadaş.
Ellerini yıkasaydın ilk başta.

Bunları düşündüğümüz esnada, pat diye olaya müzik dahil olup beynimize işlemek için uygun adım yürümeye başlıyor.
Elinde hediye paketi olan çocuk birazdan ; kuru, cılız,kendinden geçmiş, allahından bulmuş bir çiçekle çıkıyor.

Kadın bir şeyler anlatırken çocuğun gözleri birden bire açılıp, bulunduğu yerde yıkılacağını düşünürken, kaçıp gidiyor oralardan.

Alt üst kot takım’da o zamanların modası he. Ağzım açık izliyordum yani.
İki gözü iki çeşme kendini atıyor bir deniz kenarına,
Kollar iki metre açık biçimde isyanını dile getiriyor.
Sokaklarda avuç açan diye başlarken sözlerine, kot takımından sıyrılıp takım elbise içersine giriş şekli var.

Bir geçiş süreci yaşanıyor eskilere doğru,
Elinde salça kutusu yürüyor öyle, sonra zattüre olmayayım diye çimlere atıyor kendini.
Çimlere sarılıp yatış şeklide başka bir dünya zağten.
Sıra “bilemezsin” kısmına geldiğinde bir yırtınma,bir çırpınış, bir titreme geliyor çocuğa.
Ana avrat sövermiş gibi.
Suratından zehir zıkkım dökülüyor.

“yoksulluğun acısını” kısmında, çocuk direkt olarak ağız yapısını ön plana çıkarıyor, aç bir ağız kokusu var gibi nefes tüketme eylemi gerçekleşiyor.
Yalnız bilemezsin,yoksulluğun acısının ikinci nakaratında, elinde tavuk döner, diğer tarafta taze demlenmiş bir çay var.
Lan bumu yoksulluk ? alırsın eline Emrah gibi kuru bir ekmek, yoksulluğa dem vurursun.



bumudur fakirlik ? garibanlık, yoksuklluk, gazete üzerinde yatış pozisyonu almalar hea?
Gözümüze soktunuz lan markayı.

5 dakikalık klip’e 50 iş birden sığdırmışlar.
Ben ne iş olsa yaparım ağbi moduna girip, daha sonra hay ben sizin işinizde tavırları sergiliyor.
Bir yerde el kol hareketleri oynuyor, bir yerde küfürler ediyor felam.
Klibe başlarken, feryat figan eden kadınları görmüştük, kadın kan öksürüyor, el ayak işini vermişler.
Arkadaş arkasından ağıt yakıyorsun, iki gün öncesine gidiyoruz kadına çay taşıttırıyorsunuz, bulaşık yıkarttırıyorsunuz, çamaşır astırıyorsunuz.
Kalk bir git yav.
Son sahnede çocuğun ayakkabısı çarpıyor gözüme.
44 numara ayakkabıyı giydirmişler,
Yoksulluk dedik b.kunu çıkarmayın arkadaş.
Zağten yorum yapalım dedik, 10 kez elektrik gitti, hislendimi çocuk nedir.
Ahımı tuttu, anlamadım.
Sakata gelecem diye korktum.




_________________

Kuşlar uçururduk köprücük kemiğimizden...
Benim yüzümde çatlamış su sesi.
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
seinfeld26
ad.oz.


Kayıt: 23.05.2005
Üye No: 10,596
Şehir: es es
Offline




Tarih: 17 Haziran 2011, 10:50 Tek mesaj gösterimi7

Petek ablamızın mor elbisenin altına giydiği sarımtırak şortumsu şey yakışmamış. Kendisi çok itici kılmıştır. Petek ablamızı giydiren şahsiyetler neden dikkat etmezler anlamadım. Petek ablamıza şort değil kısa etek giydiriceksin. O zaman çok şahane oluyor. Şarkı ile klip ilişkisi negatif korelasyon. Ecnebi kliplere özenilerek yapılıyor ama son derece başarısız. Petek ablamızın yanında duran colin kazım kılıklı insana bir şeyler anlatıyor ama eleman anlamıyor sanırım.




_________________
Olmayacak birşeydi zaten
Sen ayrı ben senden ayrı
Kimsenin suçu yok
Tanrı bile kabul etmedi duaları
Hiç yaşanmamış süsü versen
Silip detayları...
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder MSNM Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
SuPRaDYn
Bir düş-tük kırıldık.
Emektar


Kayıt: 24.09.2006
Üye No: 69,101
Offline




Tarih: 18 Haziran 2011, 11:15 Tek mesaj gösterimi8

Bu şarkıyı kaçınız dinlediniz bilmiyorum ama..
klibini izlemediyseniz eğer, çok şey kaçırdınız demektir.
insanı yerinde duramayacak hale sokuyor.
bu şarkının kıpır kıpır,sıcak,neşeli,oynak, olmasından kaynaklı bir durum değil.
direkt olarak kaçıp gitme isteği uyandırıyr.
bu ülkenin sanatından uzaklaşmak istersiniz ki, duramazsınız.
başka bir ülkede sığınmacı olursunuz belkide?
bir başka dünya, bir başka gezegendir bu adamı dinlemek..
çocukluğunda boncuklu tabancayla intihar etmek istemiş kadar sarsıcı tavırları var.
bununla aynı yatağa giren kadın dünya sorunlarına nasıl objektif olarak bakabilsin, gönül dostları ?
olaki, bir gün aynı ortama düşerseniz, göz göze gelmemeye çalışın.
direkt olarak uzaklaşın.

İzleyelim. "1 kez izleyin!
İkincisinde beyinde ödem oluşur, 3'de beyin ölümü gerçekleşir."
şarkının adı "duran ağabey." allahım sen bizi koru.




bilmem kaç adımda klip yaratmak.
basamak basamak ilerliyoruz.
giriş kısmında geçmiş hayatından kesitler sunuluyor,
dikkatinizi çekerim! bunlar gerçek kesitler.
geçmişten-geleceğe.
eski görüntülerden oluşturulmuş "potpori"
bıyık, esrarlı gözler, manalı bir bakış,
ve başlıyoruz!
müzik..
saniyeler biri gösterirken, golü kalemizde görmeye başlıyoruz.
gerçi, şarkı ismi ile kendisi maça bir sıfır öne başlamıştı değilmi ?
-
beyaz çeket, kırmızı gömlek, yeni bir bakış, yeni bir duruş,
özellikle saç stiline dikkat,
saniyeler ikiyi gösterirken, gömlek değişiyor.
parmaktaki yüzük, kendini göstermeye başlarken, kollar havaya kalkıp, surat üç boyutlu hale geliyor.
açılıştaki görüntü ile şu an karşımızda yer alan görüntüyü göz önüne getirin.
tağbi bundan önce nefes alma yolunu açın,
sakin olun, kendinizi kontrol edin.
evet bir önceki görüntü ile şu anki görüntü arasında farkedilen, insandan insana bir nakil var.
virüs gibi bulaşıcılık var, izlemek istemesenizde kontrol artık sizden çıkmıştır, teslim bayrağını çekmişsinizdir.
devam ediyoruz.
dur!
0:43 -
dönme figürü var, evet bu figür.
bunun sevgilisini, dostunu,arkadaşlarını,eşini,çocuklarını düşünsenize?
sizin bu ekranı bir anda kapatma şansınız var,
ama onların yok ?
evet gerçekten yok,
onlar bir mesaj alma beklentisi içersine girebilirler, ekran karşısında kendilerinden geçercesine eğlencenin zirvesine ulaşma gayretleri içersinede girebilirler, ama sizin yaşadığınız travma kalıcıdır, uyurken, uyandığınızda, yürüdüğünüzde,çalıştığınızda,yemek yediğinizde, hayatın her alanında etkisinden kurtulamayacağınız bir hafta bekliyor.
o kadar açık ve net.
parmaklarına dikkat edildiğinde, kollarında çenesinin düşebileceği gerçeğini öğreniyoruz.
devam edelim.
"kız kaldır peçeleri" derken, el hareketleri korku ve gerilim dolu saatler yaşatabilir.
başka bir bakış açısı ile, çiğköfte yoğurduğunu düşünürsünüz.
bakış açılarını genişletirseniz eğer çok başka durumlar ortaya çıkarabilir.
"paraları yedin duran ağabey" kısmına geldiğimizde, göbeğin kişiden önce oynamaya başladığını gözlemleyebiliyoruz ki, surata yapışmış yalancı bir gülüşün esirliği altında anı yaşamaya devam ediyoruz




yakaladım!
soruyorum sizlere şimdi,
bu sahneden çıkarabileceğimiz ders nedir ?
tanrı bizi sınıyor olmalı,
sanırım askerlikte, öğretilmek istenilen sabır işini bu klipleri izleterek ders haline getirebilirler.
burada az önce sahnede görünmeye çalışan kadınların fotoğrafı çekildiği düşünülebilir,
ama değil!
adam kendinden geçmiş, ne yaptığının hiç farkında değil.
o kadar para harcamışız, keyfini çıkaralım, izleyenlerinde ağzına sıçalım derdinde.

2.03 - 2.06 arası sahneye dikkat kesilmenizi istiyorum.

kızlar ayrı bir telden çalıyor ve oynuyorlar,
arka planda bir mezdeke şarkısı çalıyor olmalı,
ayrıca kapalı alanda bikini ile dans etmenin fantezisi ne olabilir?
sanırım çok fazla soru işareti var.

"eğer beni alamazsan duran ağabey" kısmı var ki, ölüm vuruşudur.
şarkıyı seslendiren bir bayan olsa belki anlaşılabilir bir yanı olabilir.
gerçi geçmişten geleceğe sürüklenen bir metroseksüellik göründü,
bu durumda, bu kişi yer altı .pnesi.

sonuna kadar dinleyeceğim diye, uyuştum burada.
kafamı iki elimin arasına alarak, böyle daldım gittim.
aklım felam gitti ?
çok özür dileyerek söylemeliyim ki, bağzen plazervatif dünyanın en önemli icadı olduğu düşünebiliyormuş gerçekten.
bu adamı izlediğim için, kendimi affetmeyeceğim.
şimdi gidip yatağıma atlayarak, ağlayabilirim.




_________________

Kuşlar uçururduk köprücük kemiğimizden...
Benim yüzümde çatlamış su sesi.
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
SuPRaDYn
Bir düş-tük kırıldık.
Emektar


Kayıt: 24.09.2006
Üye No: 69,101
Offline




Tarih: 21 Haziran 2011, 11:51 Tek mesaj gösterimi9

Video klip inceleme merkezine bu kez almanyadan bölünerek çoğalan "CANKAN" Grubunu ele alarak "bak bunu güzel düşündüm, ele-almak, ıslak meşe odunu." devam ediyoruz.
Sizlerde takdir edersiniz ki, pille çalışır bir robot halleri var.
Hitler' kampında yetiştirilmiş gibiler.
neyseki grup ismi "ikiz kan" değilmiş, allah bizi korumuş biraz.
bunlar ilk çıktıklarında küçük kıyamet alemetleri kendini göstermeye başladı demiştim
çok başka, bambaşka bir figürleri ve kendilerine has duruşları var.
elbiselerini anneleri dikiyor bunların.
o zamanlarda bir gözlük modası almış başını gidiyordu.
hatırlarsınız halay başını "ayna grubu" çekiyordu.
adamların söyledikleri şarkılar hoş ama, ama işte, gözlerinizi kapayarak dinlerseniz, ancak o zaman bu sesleri beğenebilirsiniz.



Bu şarkıda kişilerin kendilerini çok fazla samimi bir şekilde ifade edebildiklerini düşünebiliriz.
Çıkış parçalarına oranla ?
"yar yar" şarkısında, "yar,yar vurma beniyy" çıkışı vardı ağızdan.
Direkt olarak kulağa enjekte ediliyordu.
Bu şarkıda ise gerçek seslerini kullanmışlar, doğal hallerini oturtmuşlar.
sevecekseniz bizi böyle sevin gerçeği var.
klip başlarken, robocop kıyafetli kardeşlerin nasıl bir tezgah içersine girecekleri bilinmiyor.
küçükte olsa matriksvari figürlerin ön planda tutulacağı düşünülebilir.
müzik ısınsın, sonra uçuşa geçeriz beklentisi yok.. direkt olarak su içinde dans atraksiyonu başlıyor.

Sesi almaya başladığımızda bir irkinti,bir korku kaplamaya başlıyor bedeni yukardan aşşağı doğru.
o nasıl bir sestir, o nasıl bir insan görüntüsüne bürünmüş bir hayvanlıktır.
biraz daha zorlasa, arkadaki fon müziği'de kendisi çalacakmış gibi.
hani bir an tamam nefes alıyorum sakinim desende -ki bunu bir sonraki emekli memur tipindeki elamanın sesine yorarak söylüyorsun,
böyle bir beklenti var? hani en azından bir öncekiyi bastırır,öldürür,panzehiridir gibi.
ama gel gör mevlam bizleri neyledi.
birbirlerini bayıltana kadar çekişiyorlar bunlar, beyin bronzlaştırması var ortada.
önceki hayatlarında, yalnızlıktan ölmüş gibiler.
insanın kendini eğlendirmesinin bir çok çeşidi vardır, bunlar sanırım bir takım şeyi yalnış öğrenmiş gibiler.
4 dakikalik klip içersinde hareketlerin tamamı bir öncekini tekrarlıyor.
kol sola doğru kalkmışsa eğer, bir sonraki figür sağ kolu kaldırmak olacaktır.
yüzdeki tebessüm ; asfalt üzerine at pislemiş gibi.
bilemedim ne desem,
beni benden aldı.
sonuna kadar izleyemedim,
izleyecek arkadaşları şimdiden kutluyorum.

birde böyle birşey vardı.






_________________

Kuşlar uçururduk köprücük kemiğimizden...
Benim yüzümde çatlamış su sesi.
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
SuPRaDYn
Bir düş-tük kırıldık.
Emektar


Kayıt: 24.09.2006
Üye No: 69,101
Offline




Tarih: 01 Temmuz 2011, 11:51 Tek mesaj gösterimi10

Huzurlarınızda Doğuş^^
Klibi izledikten sonra, annesi bunu doğuracağına, saklama kabına kusmuş olsa, oda sıcaklığında muhafaza ederek büyütülebilirdi diye düşünebilirsiniz.
Zira kendinizi bu insanı izleyerek işkenceye tabi tutmak *sisteminizi bozabilir.
Neden doğduğu hakkında eminim kendiside herhangi bir fikrin sahibi değildir.


Klibe başlarken ;
Yasal uyarı : Yaşam ile bağınızı koparıp, gelişiminizi engelleyebilir.




Doksanların vazgeçilmezi yüz ıslatma sahneleri ile başlıyoruz görüntüyü almaya.
Kendisi yetmezmiş gibi, eniğinide almış yanına.
insanlık bunu o zaman çok fazla anlayamamış esasında -şimdilerde ibretlik belgeseller olarak geçiyor-
doğuş bu halleri ile zannediyorum 98 oktan kullanmış olmalı, yerinde duramıyor.
belkide kıl kurdu, tenya'yada sahiptir.

0:20-0:28 saniyeleri arasında, raky efsane idman sahnesini görür gibiyiz - ama bu biraz, mavi sulara karşı kıvırmak-
üzerinde beyaz askılıklı atlet - kas yapısını ön plana çıkarmak için giyilmektedir,
alt kısımda ise -evde halı yıkayan kız neslinin giydiği kapri -
bir anda -ters takma atılıyor-
kaskatı kesildim lan ?
Çocukken mineralleri eksik almış olmalı. veya yanmış kibrit çöpü yemiştir -taş kiremit,priket'de olabilir-

"düşünmeden uğra bana, kapım açık hala sana" kısmına geldiğimizde, omuzların bir müddet yukarı doğru can havli ile bedenden kopma isteği gözümüzün önünde canlanırken, zamanın saç stilistlerinin yarattığı o kıvırçık model tiplemeside oğlumuzun yüz çehresine tamamen oturmuş gibi.

aynı yerden devam ettiğimizde, yaptığı bir çok figüre anlam bulamamış, ne yaptığı ne yapmaya çalıştığı hakkında fikir sahibi olmamışımdır aslında bu dakikalar içinde.
klibin sponsoru sanırım-elvan gazozları.
adam ilaçlı gazoz içmiş, kafa bir milyon, birazdan o hareketlenmeler sonucunda kendine hunharca tecavüz edecekmiş gibi duruyor.

"uyan" derken üç kez göz kırpma eylemi gerçekleştiriyor, ayrıca izleyenide uyandırıyor bu noktada, ayık ol mesajı verirmiş gibi.
bir sonraki sahnelere hazırmısınız heao ? hadi hep birlikte seslenişi var, benden demesi.

"senide bir gün severler derken" o elleri ile saçı arkaya doğru tarama resitali nedir ?
bunu patates çuvalına koyacak, kilerde bekleteceksin.
öylece kalacak.
ağzınada bir baş soğan dayadın mı, nefesini gözlerinden alacak .pne

hadi bu sahnede yaşanan hareketten herkes bir anlam çıkarsın ?



ne yaptığının kendisi farkındaysa adam değilim, klip çekiyoruz dediler geldik modunda yaşıyor lan adam.

neyseki kadın değilmiş, ne var ne yoksa üzerinde çıkarıp atarmış mazallah.
tipteki figürler dansözde yok, o nasıl bir dans etme biçimidir, bu ne biçim bir bohemdir arkadaş.
dikkatinizi çekerim arkadaşlar, klip konulu değil, hayvanlı.
bir klip boyunca hayvanla sevişecek reddeye geliyor, takla atıyor üzerinde - çömeliyor, kalkıyor, birşeyler yapıyor ama ne ?
hani ben oradan geçen bir vatandaş olsam, bunun sahibi kim derim?
sorarım evet bu soruyu gerçekten sorarım.

klibi bitirirken -üst üste 18 takla daha izliyoruz.
aslında, bu -doğuş- hiç doğmasaymış iyiymiş.




_________________

Kuşlar uçururduk köprücük kemiğimizden...
Benim yüzümde çatlamış su sesi.
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 2 sayfa) [Bu başlıkta 13 mesaj bulunuyor]
Sayfa::  1
« Önceki başlıkSonraki başlık »


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz
Bu forumdaki dosyaları indiremezsiniz
TurkBoard çerezlerini temizle