Titanik'te Abdülhamid Sırrı

Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder « Önceki başlıkSonraki başlık »
 Yazar  Mesaj
TuRKuaZ'm
alaturka
Emektar


Kayıt: 22.08.2007
Üye No: 88,185
Şehir: İstanbul
Offline




Tarih: 21 Nisan 2010, 18:12 Tek mesaj gösterimi1

Titanik Filminde adı geçen "Okyanus'un Kalbi: Mavi Elmas" II Abdülhamit hana aitti. Yıllarca saklanan bu sır Nadin Sultanın yazdığı kitapta ifşa oldu.

II. Abdülhamit hanın Beylerbeyi sarayında gözaltında tutulduğu günlerde yanına girebilen tek kişi en küçük oğlu Selim'di. Çünkü o zamanlar 7 yaşında olduğundan pek tehlike arz etmeyeceği düşünülüyordu.

Selim Han Babasından duyduğu her şeyi kızı Nadin Sultan'a anlatırdı.

II. Abdülhamit hanın torunu olan Nadin Sultan ile yaptığımız bu röportajda tarihin karanlıklarında gizli kalmış pek çok şeyi konuştuk.

O bir Osmanlı sultanı, O Osmanlının asaletini hem iç dünyasında, hem de hal ve davranışlarında sergileyen zarif, mütevazı bir hanedan. Üstelik tasavvuf edebi ile yetişmiş ve bulunduğu çevreye İslâm'ı anlatan bir mutasavvuf.

G. Osmancık: Sizi tanıyabilir miyiz, Osmanlı Hanedanlığı ile olan yakınlığınız nedir?

Nadin Sultan: Ben Sultan Selim Hamid Han'ın kızıyım. Sultan Selim Hamit Han, II. Abdülhamit Han'ın 9 çocuğunun en küçüğüdür.

G. Osmancık: Babanız Selim Han onun Beylerbeyi sarayında göz hapsinde tutulduğu yıllarda yanına girebilen tek kişiydi. Dedeniz hakkında size neler anlattı?

Nadin Sultan: II Abdülhamit gerçekten müstesna bir siyasi diplomattı. Bugün bile pek çok kişi bu gerçeğin farkındadır. Bunun kanıtı 33 sene tahtta kalmasıdır. Kendisi tahttayken Avrupalılar hiçbir zaman Osmanlı İmparatorluğunun siyasetini yönlendirememişlerdir. Kendisi ayrıca babası Sultan 1. Abdülmecit'ten kalan batıya karşı olan dış borçları ödemeyi başarmıştır. Bunun yanı sıra Batı ve Doğu ile siyaseti gayet açık tutmuştur. Sultan II. Abdülhamit zamanında Irak Arapları onun yönetimi altında oluşmuştu. Ve meşhur Yıldız Porselenleri de onun zamanında meydana geldi. Sultan II. Abdülhamit Han fevkalade bir diplomattı ama bunun yanında ekonomik anlamda dünyaca tanınmış çok iyi yapıtlar sağladı.

Çünkü her şeyden önce Osmanlı İmparatorluğu çok güçlü ve çok zengin bir milletti. Bugün dahi Amerika Birleşik Devletleri'nin yaklaşık 3 trilyonluk bir borcu var. Bilirsiniz büyük imparatorluk ya da milletler dev borçlar almak için kendilerine izin verirler çünkü geri ödeme güçleri vardır.

G. Osmancık: Hakkında pek çok olumsuz şeylerde konuşuluyor. Hatta ona "Kızıl Sultan" deniyordu. Bunun sebebi neydi?

Nadin Sultan: Bildiğiniz gibi bütün büyük insanlar eleştiriyi hak ederler. Sadece küçük kişilere ilgi gösterilmez. Kendisi elbette "Kızıl Sultan" değildi. Çünkü II. Abdülhamit gerçek anlamda çok hoşgörülüydü.

Osmanlı İmparatorluğu'nun çok güçlü olması ve Sultan II. Abdülhamit'i siyaseti açısından eleştirememeleri nedeniyle Avrupalılar tarafından böyle negatif bir propaganda yapıldı. Maalesef propaganda başarılı oldu.

Özellikle bir Yahudi kabilesi Sultan II. Abdülhamit'ten Filistin'i satın almak istediler. Emanual Karaso isminde Yahudi bir bankacıyı sözcü olarak gönderdiler. Daha sonra bu şahıs II. Abdülhamit Hanın tahttan indirilmesini tebliğ etmek üzere gönderilmişti. Doğal olarak Sultan II. Abdülhamit bunu reddetti. Çünkü Allah Osmanlı'ya Filistin'i koruması için vermişti. Ve üzerinde Müslüman insanlar yaşarken bu toprağı satamazdı. Bu toprağa karşı çok büyük paralar teklif ettiler. Hatta Osmanlının bütün borçlarını ödemeyi teklif ettiler.

Özellikle Kudüs İslam'ın üçüncü kutsal şehridir.

Mekke var, Mısır var, fakat Filistin İslam için bir kutsal merkez. Bu yüzden göz göre bu kutsal toprakları satamazsınız.

Filistinlilerin Yahudilere bir kısım toprak sattıkları doğru. Ama hatırlamalısınız ki Osmanlı İmparatorluğunda çok büyük bir hoşgörü vardı. Yahudiler, Ermeniler, Hıristiyanlar, herkes toprak satın alabilirdi. Bir milleti satmakla bir parça toprağı satmak arasında önemli bir fark var. Bugün bulundukları kader yüzünden Filistinlileri eleştirmeyeceğim. Bununla ilgili yapılacak bir şey yok. Bu tüm dünya için büyük bir acı. Ve maalesef Filistinliler bunun kötü kurbanı oldular.

G. Osmancık: Hicaz Tren yolu II. Abdülhamit hanın projesiydi bu sayede ulaşım çok kolaylaştı.

Nadin Sultan: Evet, Ulaşım Müslümanların Hac görevini yapmasına olanak tanıdığı için doğal olarak çok önemliydi. Sultan II. Abdülhamit bir halife olarak Müslümanların Allah'a ibadet edebilmeleri için mümkün olan her şeyi yapma konusunda çok bilinçliydi. Çünkü onun için dünyadaki en önemli şey Allah'a bağlılık ve Allah'ın emirlerine göre yaşamaktı.

G. Osmancık: Siyasi hayatta bu kadar başarılı olmasının ardındaki gerçek neydi?

Nadin Sultan: Sultan II. Abdülhamit Han devlet ile ilgili bir kararı alırken her zaman Allah'a danışırdı. Çünkü bir millet tarafından güvenilmek büyük bir sorumluluktur. Sultanın aldığı her karar insanların hayatını etkiler. Ve sadece maddi hayatları değil, manevi hayatları da.

Bu yüzden Sultan II. Abdülhamit halkının mutluluğu için karar vermek konusunda azami derecede dikkatliydi ve Hz. Muhammed (s.a.v.)in öğretisiyle hareket ederdi.

Büyük Dedeleri tarafından Hz. Muhammed (s.a.v)in öğretisi üzerine dayanan hukuk kanunlarına sahipti. Osmanlılar her zaman doğru adaleti savunmuşlardır. Osmanlı imparatorluğunun başlangıcından beri adalet son derece önemliydi. Böylelikle Hz. Muhammed (s.a.v.)'in emaneti olan doğru kanunları vardı.

G. Osmancık: Sultana göre Hz Peygamberin emaneti olan kanunları nelerdi?

Nadin Sultan: Osmanlı imparatorluğu gerçek anlamda doğru bir demokrasiye sahipti. Hatta demokrasiden bile daha iyiydi çünkü bireysel farklılıklar ayrım gözetmeksizin hoşgörüye tabiydi. Tüm farklı inanç ve etnik kökene sahip olanlar, Ermeniler, Museviler, Rumlar kendi özel mahkemelerine, kendi dinlerine sahiptiler ve kendi dillerini konuşabiliyorlardı; gerçek bir özgürlüğe sahiptiler. İslam gerçek anlamda hoşgörünün dinidir. Ve Sultan 2. Abdülhamit, halife olarak, kendi yönetiminde, imparatorlukta hoşgörünün tam anlamıyla uygulanmasını garanti etmişti.

Diğer milletlerin zorunlu askerlik hizmeti olduğundan şüpheliyim. Fakat Osmanlı İmparatorluğuna özgü olan, savaş olduğunda Türkler asker olarak hizmet ederlerken, Ermeniler, Hıristiyanlar sadece küçük bir ücret ödeyerek askeri hizmetten muaf olabiliyorlardı. Ve bu onlar için çok iyi bir şeydi. Çünkü Türklerin başka bir seçim şansı yokken, onlar işlerine veya çiftçiliğe devam edebiliyorlardı.

Okyanusun Kalbi "Mavi Elmasın sırrı" neydi?

II. Abdülhamit Hanın eşi Seniha Zılli Sultan pek çok Kâçâr Prensesi gibi at sporunu seviyor, üstelikte ata Amazon kadınları gibi yan oturarak biniyordu.

1912 yılında talihsiz bir kaza sonucu attan düşünce saray ve aile doktoru olan Besim Ömer Paşa acilen saraya çağırıldı.

O sırada Besim Ömer Paşa New York da Uluslararası bir Tıp Kongresine katılmak için yola çıkmak üzereydi. Kaza haberini paytonda yola çıktığı sırada almış, oldukça da keyfi kaçmıştı. Çünkü az sonra Cherbourga'a giden Doğu ekspresine binecek sonrada New York'a giden Titanik gemisine yetişecekti. Gemide oldukça lüks bir kamara ayırtmış üstelikte bavulları çoktan trene yüklenmişti.

Bu Dr. Besim Ömer Paşanın dört gözle beklediği bir seyahatti. Acele bir şekilde Sultanın yaralarını sardı, gerekli tedaviyi yapıp yapılacakları yanındaki görevlilere anlatarak hızla saraydan ayrılıp paytonuna bindi. Ama nedense kader bir anlamda onun trene binmesini engelliyordu. Gara girmesine az bir yol kalmıştı ki köprüye ulaştığında köprü bir geminin geçmesi için yavaş yavaş açılmaya başladı. Artık trene yetişmesi imkânsızdı. Günlerdir hayalini kurduğu bu seyahat saniyeler farkı ile elinden uçup gitmişti. Ama asıl sorun bavullarının kendi olmadan yolculuğa çıkmasıydı.

Bavullarından birinde Sultan II. Abdülhamit Hana ait olan değerine paha biçilemeyen mavi bir elmas vardı ki bu elmasın lanetli olduğu söyleniyordu. II. Abdülhamit Han bir bakıma hem bu elmastan kurtulmak istiyor hem de bu kadar değerli bir elmasın Amerika'da daha güvende olacağını düşünüyordu. Bu elmas hakkında pek çok rivayetler vardı. Özetle bu güne kadar kim bu elmasa sahip olmuşsa mutlaka ona uğursuzluk getirmişti. Onun için Sultan bu elması kendisinden uzakta tutmak istiyordu.

Doktor Besim Ömer Paşa çok kızgındı. Elinden çok büyük bir fırsat kaçıp gitmişti. Bu seyahat onun hayatının dönüm noktası olacaktı. Titanik gemisinin ilk yolcusu olma şerefine nail olacaktı. Ta ki Titanik Gemisinin battığı haberi İstanbul'a ulaşıncaya kadar kızgınlığı geçmedi. Ondan sonraki günlerde bu aileye olan sadakati sonsuz bir şekilde devam etti ve her an Sultanın yanında oldu.

G. Osmancık: Bu hikâye sizin kitabınızdan bir alıntıydı. Bu gerçek olayı birazda sizin ağzınızdan dinleyebilir miyiz?

Nadin Sultan: Bu elmas ailemize nasıl intikal etti bunu hiç kimse bilmiyor. Onun bir adı da "Kara Elmas" dır. Çok kıymetli ve de değerine paha biçilemeyen bir elmas. Dünyada bir eşi emsali yok. Onun nasıl ve kimler tarafından verildiği çok büyük bir sır, bunu kimse bilmiyor, tek bilinen onun lanetli bir elmas olduğu. Zaten II. Abdülhamit Hana da uğurlu gelmediği kesin. Ayrıca bu lanet Titaniğin de batmasına sebep olarak gösterildi. Pek çok kişi geminin batmasını bu Kara Elmasın lanetline bağladı.

Belki de bu Allah'ın ilahi bir takdiridir. Onun kimsenin elinde olmaması gerekiyordur. Onun için Allah onu okyanusun sularına gömdü.

G. Osmancık: II. Sultan Hamit Hanın bu günkü Türkiye'ye en büyük mirası nedir?

Nadin Sultan: Şu bir gerçek ki Sultan II. Abdülhamit'in Türkiye'ye en iyi hediyesi aslında Mustafa Kemal'di. Ondaki cevheri fark etmiş, yetişmesi için elinden geleni yapmıştır. Onun düşündüğü, hazırladığı bütün devrimleri gerçekleştirmek Mustafa kemale nasip olmuştur.

Arap alfabesi temeline dayanan Osmanlı alfabesi ve özellikle bu kaligrafiyi öğrenmek batı için çok zordu.

Bu yüzden batı ile doğunun iletişimini kolaylaştıracak olan Latin alfabesini tanıtmanın en iyi çözüm olacağını düşünmüştü.

Fakat elbette ki Arap alfabesini kaldırmayacaktı. Sadece Latin alfabesini ekleyecekti ve neticede Latin dilinde birkaç tane gazete vardı.

Mustafa Kemal Sultan Abdülhamit'in o zaman ki bu projesini uygulamaya koymuş oldu.

Çünkü modern Türkçe Osmanlıca gibi değil.

Maalesef Osmanlı dili ve alfabesini kaldırdı ki bu çok üzücü, çünkü güçlü bir milletin kendi tarihini bilmeye ihtiyacı var ve insanlar tarihin arşivlerini okuyamazlarsa bu o milleti güçsüz bırakır. Çünkü bütün tarih her şey Osmanlıca yazılmıştı.

Ve artık çok daha zor çünkü üç tane Osmanlıca var.

Saray Osmanlıcası

Yönetim Osmanlıcası

Ve halkın Osmanlıcası

Bu yüzden öğrenilmesi çok zor, İnşallah üniversitelerde yeniden bu dil öğretilir.

Bu çok önemli, çünkü Osmanlı tarihi Türk insanının tarihidir.

Çünkü Osmanlılar 700 yıl süren muhteşem bir Osmanlı imparatorluğu kurdular

Mustafa Kemal Türkiye'yi Türkler için korudu ve bu yüzden kendisine teşekkür etmemiz gerek.

Ve eklememe izin verirseniz, insanlar Sultan Vahdettin ile Mustafa Kemal'in birbirilerine düşman olduğunu düşünürler, bu elbette doğru değildir.

Kişisel farklılıklara sahiptiler. Fakat siyasi anlamda aynı düşünüyorlardı.

Çünkü Sultan Vahdettin de, Mustafa Kemal de Türkiye'yi kurtarmak istiyorlardı ve özellikle İstanbul'u. Bunu yapacak kişi Mustafa Kemaldi ve Mustafa Kemal bunda başarılı oldu.

G. Osmancık: Dedeniz siyasi bir deha ve üstün bir insandı. Başka ne gibi özellikleri vardı?

Nadin Sultan: Evet, kendisi bir ahşap sanatçısıydı, marangozluktan farklı. Marangoz kaba ahşap işleri yapar. O, müze kalitesinde eserler yapardı. Devamlı düşünür ve yeni projeler üretirdi. Çalışmayı çok severdi.

G. Osmancık: Sultan Abdülhamit Hanın tahttan indirilme sebebi neydi?

Nadin Sultan: Yıllar önce bir Şeyh ona 33 yıl tahtta kalacağını söylemişti. Aksi halde belki kendisi tahttan inmeyecekti. Sultan Abdülhamit'in tahttan inmesine dair şeyhülislamın gerçekte bir fetvası yoktu. Asla bir resmi belge yoktu.

Bir sultanın tahtan indirilmesi için ya ülkesine ihanet etmesi yani vatanı satması ya da adını lekeleyecek kötü bir iş yapması lazımdı.

İmparatorluk çok güçlüydü. Hiç borç kalmamıştı, ülke hızla büyüyor, sanayi gelişiyordu. Belki de tahtan inme zamanım gelmiştir diye düşündü. O şeyhin yıllar önce söylediği sözü hatırladı.

Fakat Babam Selim, Beylerbeyi sarayına yanına gittiği zamanlarda ona "Belki Allah'ın mesajını yanlış anladım ve bu düşünce sebebi ile çok mahzunum" demişti.

Babamın kendisinden büyük olan ağabeyleri devlet için bir tehditti, bu sebeple Sultan II. Abdülhamit ile görüşmelerine izin verilmiyordu.

Halifenin görevi sadece Osmanlının topraklarını korumak değildi. Aynı zamanda Hilafeti ve Allahın adını da korumaktı. Ve aynı zamanda çok önemli manevi sorumlulukları olan bir görevdi.

Ve biliyorsunuz ki bizim ailelerimizde büyük olan veliaht genellikle suikaste uğrardı.

Şehzadeler çoğu zaman katledilmişlerdi biliyorsunuz

Bu yüzden Sultan II. Abdülhamit oğulları arasından hayatta kalma şansı en yüksek olanının en küçüğünün olduğunun farkındaydı.

Bu sebeple o oğluna eğitim vermek için çok zaman harcadı.

Evet, kendisi en küçüktü ve yaşamak için daha fazla şansı vardı.

Bu yüzden Sultan II. Abdülhamit onun iyi eğitildiğinden emin olmak istiyordu.

Çünkü sadece en küçük olmasından dolayı değil, herhangi bir zamanda ölebilirdi, fakat tüm erkek kardeşleri arasında hayatta kaldı. Gerçekten tüm ağabey ve ablaları arasında hayatta kaldı.

Ve maalesef Hilafet kaldırıldığından beri İslam'da birçok bölünmeler var.

Ve daha zarar vereni İslam'ın çarpıtılmış olması, yani yanlış olarak insanlara öğretilmesi.

Böyle olunca İslam'ı Hazreti Muhammed (s.a.v)'in öğretisinden uzak Taliban veya aşırı uçlarda olan gruplarmış gibi görüyoruz.

Ve bu Osmanlı halifesinin neden bu kadar önemli olduğunu gösteriyor. Çünkü İslam'ı bir hoşgörü dini olarak yaşatıyorlardı. Sadece Müslümanlara değil, tüm diğer inançlara sahip kişilere de yönelik bir hoşgörüydü bu.

Hatırlamalıyız ki Osmanlılar her zaman İslam'ın gerçek savunucusu olmuşlardır.

G. Osmancık: II. Sultan Abdülhamit Hanın genetik üzerine de çalışmaları olduğunu biliyoruz. Bu konuda neyi başarmıştı?

Nadin Sultan: Bu gün teknoloji çok hızla ilerliyor ama bilgece değil. Onun yaptığı ıslah çalışmaları çok bilgeceydi. Bu sebeple seçme yaparak hayat süresinin daha uzaması, koyunların daha iyi yün ve et vermesi ve sebzelerin daha iyi olması gibi çalışmalar yapmıştır. İyi cinsleri bir biri ile eşleştirerek kaliteli ürün ve kaliteli cinsler yetiştirilmesine çok önem verirdi. 20. yüzyılın teknolojisinin çok hızlı ama bilgelikten uzak bir şekilde ilerlemesi yüzünden 21. yüzyıla girerken çevre problemleri ve genetiği bozuk türler gibi pek çok problemler yaşıyoruz.

Çünkü ilerleyiş çok hızlı olursa görüyorsunuz ki bu iyilik için de kötülük için de olabiliyor.

G. Osmancık: Bu gün Türk Milletine bir tavsiyede bulunacak olsaydınız ne önerirdiniz?

Nadin Sultan: Eğer Türk devletine bir öğüt verecek olsaydım, İstanbul'u ve ülkeyi koruma konusunda çok dikkatli olmalarını söylerdim. Bugün Türkiye'nin altını oymak için, gerçekte Osmanlı imparatorluğundan gelmeyen kişileri destekleyerek çok negatif propagandalar yapılıyor. Ve özellikle Murat Bardakçı gibi gazetecileri bu konuda yönlendiriyorlar.

Ailemin ismi kullanılarak bizim yerimize ismimiz verilerek yalandan röportajlar yapıyorlar.

Bundan çok yıllar önce babam olduğunu iddia eden bir adam Murat Bardakçı'ya bir sahte röportaj verdi.

Ve daha yakın bir zamanda, bir kitapta, Nilüfer ismindeki bir şahıs İsviçre Montrö'deki çok prestijli bir galada gülünç bir kadını kızım olarak tanıttı ki kızım hayatında hiç İsviçre'ye gitmemişti.

Maalesef insanlar gazetelerde okuduklarına ve medyada izlediklerine doğruyu araştırmadan inanıyorlar.

Bugün Türkiye hala daha çok güçlü bir ülke, bunu bildikleri için onu karalamak ve küçük düşürmek ve gücünü tüketmek istiyorlar. Her şeyden önce yeni Türk nesline tarihlerini öğrenmelerini söylerdim çünkü kendi tarihleriyle çok gurur duyabilecekler.

Ve batı hayalini asla kurmamalarını söyleyeceğim. Çünkü Türkiye gerçekten bir cennet ülkedir.

Unutmamalılar ki güneş doğudan yükselir ve batıya doğru kayar.

Tabii ki Güneş ve Ay, her ikisi de önemlidir.

Fakat tersini yapar ve Güneşi doğuya ve Ay'ı batıya koyarsak, dünyanın sonu gelir.

Bu yüzden Türk olmanızla gurur duyun, tarihinizle gurur duyun ve inşallah bu dünyadaki insanlara bu medeniyeti tekrar öğretmek nasip olur.

Allah Türkiye'yi, Müslümanları ve Dünyayı korusun.

II. Abdülhamit han

21 Eylül 1842 tarihinde İstanbul'da doğmuş, Uzun boylu, buğday benizli, siyah gözlüdür.Babası batı hayranı olan paşalar tarafında tahttan indirilip şehit edilmiş Abdülmecit Han, annesi ise Tir-i Müjgan Sultandı. Saltanatı devraldığı yıl1876.

Saltanatı devralırken kendisine bir tek şart sürülmüştü. Hiç bir işe karışmayacaktı

Babasının padişahlığı zamanında özel yetiştirilmiş, kültür derslerinin yanında musiki dersleri almış, piyano çalmayı öğrenmiş, devrin en önemli âlimlerinden dersler alarak çok güzel bir eğitim ile yetişmişti. O herkesi kıskandıracak deha derecesinde siyasi bir zekâya sahipti.

II Abdülhamit Han gayet güzel kılıç kullanır, spor yapar bunun yanı sıra tasavvufi bir yaşam sürer. Yani ehlisünnettir.

O kendisini sevenler için Ulu Hakan, sevmeyenler için Kızıl Sultandır. Onun yaptığı en önemli işlerden biride içteki ve dıştaki saldırılara karşı Hamidiye Alaylarını kurmasıdır. Doğu Anadolu da Ermeni hareketlerine karşı kurduğu bu alay ile bölgelerde büyük ölçüde asayişi sağlar. Ermeni isyanını bastırır.

Ve bu sebeptendir ki Ermeni asıllı Fransız yazar Albert Vandal onun hakkında kan döken "Kızıl Sultan" yakıştırmasını yapar. Ve bu Kızıl Sultan sloganı ile genç nesilleri yanıltmayı başarır. Ama o bizim için her zaman ULU HAKANDIR.

Onun siyasi hayatında yaptığı ıslahatlardan bazıları şunlardır.

Polis Teşkilatının geliştirilmesi

Komiserlik ve Baş Komiserlik makamlarının tahsisi

Ceza ve Ticaret Usulü kanunlarını çıkartması

Askeri dikimevleri, tersaneler, fes hanelerin kurulması.

İstanbul İzmir limanlarının tahsis edilmesi

Hereke Halı ve Dokuma, Beykoz Deri, Yıldız Çini, Cibali Tütün, Yedikule İplik ve Havagazı, Kireç burnu Tuğla, Çubuklu Cam, Fabrikalarını işletmeye açılması.

Zirai alanda haralar, örnek çiftliklerin tesis edilmesi;Ziraat, Baytar, İpek böcekçilik, Halkalı Ziraat, Orman ve Maden, Ticareti Bahriye, Mülkiye, Hukuk, Sanayi Nefise, Tıbbiye, Ticaret ve Hendese-i Mülkiye, Darul-muallim, Darülfünungibi her dereceden okulların açılmasıdır ki bugün hepsi dekullanılmaktadır.

Arkeoloji, Askeri Müze, Yıldız ve Beyazıt Kütüphaneleri

Gureba Hastanesi, Hamidiye Etfal Hastanesi, Yıldız AskeriHastanesi ve bugünkü Darülacezenin kurulması.

Hamidiye çeşmeleri ve Terkos Su Şirketi

Kültür, Sanat ve Mimari gibi konulara önem veren ve ince ruhlu bir padişah olan Sultan II. Abdülhamit Han döneminde özellikle yabancı mimarların faaliyetleri göze çarpar.

Sultan II. Abdülhamit Han'ın padişahlığı döneminde yerli ve yabancı mimarların yaptığı eserlerden bazıları şunlardır.

İstanbul Askeri Müzesi

Eski Şark Eserleri Müzesi

Yüksek Ticaret merkezi

Tarabya İtalyan Sefareti, Haydarpaşa Tıbbiye Mektebi, Düyun-u Umumiye ve Karaköy Osmanlı Bankası, Karaköy Palas İş hanı, Maçka Palas, Ankara İş Bankası, İstanbul Maçka İtalyan Sefareti, Haydarpaşa Garı, Sultanahmet'te Alman Çeşmesi, Sirkeci Garı, Kütahya Ulu Camii, İstanbul Yıldız Hamidiye Cami, Cihangir Cami ve daha niceleri ona nasip olmuştur.

Osmanlı Hanedanının modern Türkiye'ye verdiği en büyük miras, Türkiye'nin güçlü şahsiyetlerinin mirasıdır.

Bu gün artık OSMANLI İmparatorluğu olmasa da O güçlü OSMANLI RUHU ebediyen içimizde yaşamaktadır. Bu Türk Milletine yüklenmiş bir misyon, bir miras, bir mesuliyettir





_________________
../seni bu kör kuyulardan salan neyin şarkısıysa,
gözlerinin kahvesinden içtiğim de oydu..
Şimdi eksilen her yanıma adını verdim,
bu yüzden güzelim ben..
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
ClavicuLa NoX
Bye people!
TurkBoard Fan


Kayıt: 15.08.2007
Üye No: 87,619
Offline


Uyarı : 1

Tarih: 22 Nisan 2010, 00:02 Tek mesaj gösterimi2

Çok zevkli bir yazıydı, epey bir süredir okuyorum. Resmi tarih dışında duymak, öğrenmek zorunda olduğumuz o kadar çok ayrıntı var ki. Paylaşım için teşekkürler.




_________________
9 Temmuz 2005:
X: Beyond The Black Diamond Gates arıyorum.
Y: Turkboard diye bir site var, orada bulursun.
X: Hemen üye olayım.
11 Temmuz 2011:
Not-Not: 
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Bu başlıkta 2 mesaj bulunuyor] « Önceki başlıkSonraki başlık »


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz
Bu forumdaki dosyaları indiremezsiniz
TurkBoard çerezlerini temizle