Okunmamış mektupların, yasak sevdaların kentinden geldim

Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder « Önceki başlıkSonraki başlık »
 Yazar  Mesaj
Cengiz Han
We do not forgive


Kayıt: 19.07.2005
Üye No: 19,902
Şehir: İzmir
Offline




Tarih: 18 Kasım 2005, 15:18 Tek mesaj gösterimi1

Okunmamış mektupların, yasak sevdaların kentinden geldim ben;

Kavanozlara hapsolmuş kırılgan güneşlerin,

Kimsenin birbirine dokunamadığı sevgilerin kentinden.

İçimde kocaman bir acıyla, pek çok korkuyla geldim;

Ürkeklikle, kırılganlıkla, umutsuzluk ve çaresizlikle geldim.

Aylarca hüzünle dolaştı bu şehirde gözlerim,

Yalnızlık ve açlıkla;

Sevgiye açlıkla.

Bir bir tanıdım bu kentin ıslak ve yağmurlu köşe başlarını,

Gözleri yaşlı çıkmaz sokaklarını.

Her kaldırım taşına dokundum,

Her ağacına sarıldım,

Her sesini ve sessizliğini dinledim.

Her agıdını yaktım,

Her kederine ağladım.

Acım hiç azalmadı,

Korkum bir parça bile eksilmedi.

Daha da arttı yalnızlığım,

Umutsuzluğum daha da çoğaldı.

Söylediğim her şarkıda,

Yazdığım her şiirde daha da büyüdü kendimden nefretim.

Karanlık ve ıslak gecelerde gördüğüm her ışıklı camda acıyla dağlandı gözlerim

Pençe pençe kuru ağaç yapraklarına yazdığım sevgim günden güne yitti,gitti.

Sonra sen çıktın karşıma.

Bu kentin senin kentin olduğunu öğrendim,

Bu ağaçların, bu göğün senin olduğunu.

Bambaşka bir kimliğe büründü her şey.

O ışıklı camlardan birinin senin olduğunu öğrendim,

Nefret etmedim ışıktan.

Sessizliği yırtan seslerden birinin senin sesin olduğunu öğrenince gürültüyü sevdi gözlerim.

Önce bir parça,

Sonra bir parça daha...

Böyle böyle umut doldu içim

Acılarımdan sıyrıldım,

Ölüme bile çare buldum.

Geldiğim kentin korku,dehşet ve acı dolu,yalan ve nefret dolu sokaklarını unuttum,

Çığlıklarla yıkanan gecelerini unuttum.

Senin şehrin ağıtlar yerine Türküler söylemeye başladı bana.

Mutlulukla tanıştı yüreğim,

Yeniden sevgiyle tanıştı.

Sonra öğrendim ki...

Senin kentim benimkinden daha yalancıymış,

Senin sözlerin benim kentimin çığlıklarından daha çok acıtıyormuş.

Öğrendim,senin ve kentinin sahte yüzünü; sonra çok sonra.

Ama bu kez kaçıp gidebileceğim bir başka kent yoktu

Kaçıp sığınabileceğim bir başka ben yoktu.

Acım,korkum, ürkekliğim, çaresizliğim;

Benden uzaklara gönderdiğin ne varsa, hepsi yanlarında yeni dostlarıyla,

Yeni düşmanlarımla gelip yerleştiler içime.

Geceyle tanıştım yeniden

Geceyle tanıştım sonra... yeniden

Islak, sıcak demeden yürüdüm gecenin içinde

Yine ıslak ve karanlık gecelerde ışıklı camlara baktım

En çok senin camına baktım

O dalgın camın ardında başını masaya eğmiş bir şeyler yaptığını biliyordum;

Saçının yüzüne dokunduğunu,

Elinin saçına dokunduğunu,

Gözlerinin bana hiç gerçekten dokunmadığını biliyordum,

Ağlıyordum.

Kimi zaman ben karanlık bir köşeden senin camına bakarken camda çocuk yüzün beliriyordu

Dalgın dalgın deliyordu karanlığı bakışların,

Bana ulaşmıyordu,

Bunun için bir çaba harcamadığını biliyordum.

Eski, harap bir mezarlık gibi kalıyordu boşlukta,

Sen ışığı söndürüp başka dünyalara gittikten çok sonra bile gözlerin

O mezarlıkta bana ait bir ot, bir taş parçası bile olmamasının verdiği buruklukla,

Senden nefret edememenin,

Senin için hiçbir şey ifade edememenin verdiği yorgunlukla,

Ertesi gece camlarla,

Camınla buluşmak üzere, gözlerimi ve bedenimi alarak,

Kalbimi hep çok gerilerde bırakarak

Evim dediğim taş duvarların arasına dönüyordum sonra.

Sonra evime dönüyordum...

Kendimi sorguluyordum;

Korkumu,acımı, yalnızlığımı sorulara boğuyordum.

Aynalardan nefret ediyordum,

Kendimden nefret ediyordum ama yinede seni seviyordum.

Yasak sevdalar, okunmamış mektuplar kentinin insanı olduğumu;

Yasak sevdalara, acılara mahkum olduğumu bile bile seni seviyordum.

Acı çekiyordum,

Parmaklarımla aynaları parçalıyordum,

Aynalarla parmaklarımı parçalıyordum.

Ruhsuz camıma dokunup kanlı parmak izlerimle sana sesleniyordum,

Yüzüme dokunuyordum paramparça ellerimle,

Senin hiçbir zaman gerçekten dokunmamış olduğun yüzüme,

İçimin resmine.

Acımı hissetmiyordum,acımı hissetmiyordun.

Rüyalarımda saçlarım gökkuşağına karışıyordu,

Rüyalarımda dokunuyordun bana

Bu kent beni seviyordu rüyalarımda.

Bir zamanlar beni seven, dostum olan bu kent gerçekte nefret ediyordu benden oysa

Bu kent nefret ediyordu benden,

Senin kentin olduğu için,

Her toz zerresinde senden bir parça taşıdığı için.

Gidecek başka bir yerim yoktu oysa benim,

Yüzümü gömüp yüreğimi gizleyebileceğim başka bir şehrim yoktu.

Yasak sevdalar kentine dönemezdim,

Dönemezdim çünki orası çoktan yerle bir olmuştu.

Başka bir şehre gidemezdim çünki gözlerim bu kentin göğüne tutsak olmuştu

Karanfillere asılmış,yanmış kağıt parçalarıyla,

Duvarlara hapsolmuş bomboş yüzlerle bile olsa bu kentte kalmalıydım;

Senin kentin olduğu için,

Sen bu kentte olduğun için.

Ben senin umurunda değildim oysa biliyordum.

Biliyordum beni umursamıyordun.

Çoktan yeni ülkelerle buluşmuştu gözlerin,

Yeni sayfalara yazı yazmış,yeni sınırlar çizmişti ellerin.

Yeni anılara gülüyordu sesin.

Umutsuz aşkların çocuğunu unutmuştun çoktan,

Resmim en ufak bir iz bile bırakmadan,

Belleğinden bir ter damlasın karışıp gitmişti.

Bir ot parçası, boş bir kutu, bir şeker kağıdı kadar bile değerim olmamıştı gözünde

Oysa sen,

Eski fotoğrafları kaplayan,

Onları gizeme boğan,

Yaldızlı toz taneleri kadar değerliydin benim için;

Taşlar kadar,

Kuru yapraklar kadar,

Anılar kadar değerliydin.

Duvarlarımı süslediğim kuru gonca güllere senin adını vermiştim ben,

Her şeyi isminle süsleyip,

Kendimi bile isminle sevmiştim ben.

Her şeyi isminle sevmiştim ben;

Şimdi her şeye iyice sinmiş olan,

Hiçbir şeyden silinmeyen isminle,

Dudaklarımı kutsayan isminle.

Meydanlarda kırık ağaç dalları gibi kaldım sonunda,

Savaş meydanlarında ağlayan,

Yüzünü,

Geleceğini kaybetmiş çocuklar gibi,

Güneşi elinden alınmış ninniler gibi.

Sonunda ışıklı camından, yılgın bakışlarından kaçtım,

Senden kendimden kaçtım.

Kendimden kaçtım.

İnsan kendinden ne kadar kaçabilirse,

Kendini ne kadar dışlayabilirse.

Kendimden kaçmakla kaderimden kaçabileceğimi düşündüm,

Başaramadım.

Yeni açmazlara düştüm.

Bu koca kentin sahte yüzünden kaçmaya çalışırken onun sokaklarında kayboldum.

Sonra bir gün;

Hiç görmediğim,

Ama hep gözümün önünde olan bir yüzle tanıştı gözlerim.

Onun acılarını öğrenip anılarını dinledikçe,

Yavaş yavaş kendi benliğimden uzaklaştığımı,

Eski kabuğumdan sıyrılıp yeni bir kimlik kazandığımı hissettim

Ve bu yüzden kaçtım ondan;

Çünki yeni bir yüz yeni acılar demekti

Bunu sen öğretmiştin bana.
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder MSNM Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
imlec
Trakyalı =)


Kayıt: 12.09.2005
Üye No: 27,879
Şehir: Edirne
Offline




Tarih: 16 Aralık 2005, 01:26 Tek mesaj gösterimi2

Yeni bir yüz yeni acıLar.Hmm bi nefret sezer gibiim =) eLLerine sagLık.




_________________
Tamamen Duygusal..
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
NeverLand
umutkan
Emektar


Kayıt: 16.10.2005
Üye No: 32,658
Şehir: Deli Çoban
Offline




Tarih: 21 Mart 2006, 17:43 Tek mesaj gösterimi3

Bu yazıda her duygu var .. Tecrube dillenmiş gibi ..

Rus ruleti Teşekkürler ..




_________________







 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSNM Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Bu başlıkta 3 mesaj bulunuyor] « Önceki başlıkSonraki başlık »


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz
Bu forumdaki dosyaları indiremezsiniz
TurkBoard çerezlerini temizle