Mutluluk gömleği

Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder « Önceki başlıkSonraki başlık »
Sayfa::  1
 Yazar  Mesaj
secretagent



Kayıt: 07.04.2011
Üye No: 195,592
Offline




Tarih: 09 Nisan 2011, 12:19 Tek mesaj gösterimi1

Bir hükümdar amansız bir hastalığa yakalanmıştı. Ülkenin bütün hekimleri saraya geldi, komşu ülkelerin hekimleri de çağırıldı. Ama hastalığa hiçbir çare bulunamadı. Hükümdar, herkesin gözü önünde her gün biraz daha erimeye devam ediyordu. Umutsuzluk içinde çırpınırken son çare olarak bütün falcıların, büyücülerin bulunup saraya getirilmesini istedi.

Adamları koşuşturdu. Ülkede ne kadar adı falcıya büyücüye çıkmış insan varsa toplayıp getirdiler.

Falcılar, büyücüler hükümdara tek tek baktılar, bildikleri bütün numaraları yaptılar, ama hiçbiri herhangi bir iyileşme sağlayamadı.

Hükümdar artık iyiden iyiye umutsuzluğa düşmüşken günün birinde sarayının kapısına bir yaşlı kadın geldi. Bu kadın hükümdarın derdini nasıl çözeceğini bildiğini söylüyordu!

Yaşlı kadını hükümdarın yanına götürdüler.

Hükümdar yatağında doğrulamadan,
"Söyle kadın" diye güç bela konuştu:
"Neymiş senin çaren!"

Kadın bildiği çareyi anlattı:
"Adamlarınız ülkeyi dolaşacak, ülkenin en mutlu adamını bulacak, onun gömleğini alacak ve size getirecek. Siz de bu gömleği giyince iyileşeceksiniz. .."

Hükümdar emir verdi, adamları hemen ülkeye dağıldı. Önce en zenginlerin kapısını çalmaya başladılar. Ama hangi zenginle gidip konuştularsa onun hiç de tahmin ettikleri gibi mutlu olmadığı gördüler. Aralarından bir iki kişi, en değerli gömleklerini verdi. Hükümdar gömlekleri giydi fakat bunların da herhangi bir faydası olmadı. Böylece o gömleklerin sahiplerinin söyledikleri gibi mutlu olmadıkları ortaya çıktı.

Hükümdar köpürüyor, adamları bütün ülkeyi adım adım dolaşıyor, artık zengin fakir dinlemeden mutlu insan arıyor ama bir kişi bile bulamıyorlardı .

Durmaksızın dolaşırken susuz kalan hükümdarın adamlarından birkaçı dökülen bir kulübenin yanından geçmekteydi. Su istemek için yaklaştıklarında içeriden gelen sesi duydular.

Bir adam kendi kendine konuşuyordu:

"Ne kadar mutluyum, benden iyisi yok, karnımı doyurdum, yarın çalışabilecek gücüm de var... Benden iyisi yok..."

Hükümdarın adamları suyu falan unutup hemen içeri daldılar. Bu son derece yoksul kulübede bir adam yere oturmuş, kağıt üzerine serdiği peynir ekmeğin son kırıntılarını ağzına atarken bir yandan da Türkü söylüyordu.

Hükümdarın adamları
"Nihayet bulduk" diye adama doğru hamle ettiler ve yanan tek bir mumun zayıf ışığında adamın gömleğinin olmadığını gördüler....


Kısaca gömlek filan bahane insan istediği ve hissettiği zaman mutludur.
Yokluk içinde mutlu olmasını başaramayan, varlıklı oluncada mutlu olamaz.
Mutluluk insanın içinde saklıdır ,yeterki onu çıkarmasını ve çıkaracak kişiyi bulmasını bilelim
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
ClavicuLa NoX
Bye people!
TurkBoard Fan


Kayıt: 15.08.2007
Üye No: 87,619
Offline


Uyarı : 1

Tarih: 09 Nisan 2011, 22:56 Tek mesaj gösterimi2

Güzel bir hikaye ama yanlış forum. (:




_________________
9 Temmuz 2005:
X: Beyond The Black Diamond Gates arıyorum.
Y: Turkboard diye bir site var, orada bulursun.
X: Hemen üye olayım.
11 Temmuz 2011:
Not-Not: 
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Adsız ve Kayıp



Kayıt: 01.11.2008
Üye No: 140,239
Offline




Tarih: 10 Nisan 2011, 04:05 Tek mesaj gösterimi3


    Tüh, hikayenin sonunu daha iyi biterebilirlerdi.. Füüü üüü üü Ama bennn

 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Kelebeğin Günlüğü
Müstakbel ölü...
TurkBoard Fan


Kayıt: 13.06.2005
Üye No: 14,299
Şehir: İstanbul, hatta Üsküdar...
Offline




Tarih: 10 Nisan 2011, 05:54 Tek mesaj gösterimi4

Ya bu hikâyenin sonu böyle değildi ki! Şaşkın Ben kısaca anlatayım en iyisi.




Efendim, hükümdârın adamları "Nihâyet bulduk." deyip garîbanın kulübesinin kapısına tekmeyi vurunca, mîmârî bilgiden mahrum o fukarânın kendi elleriyle diktiği derme çatma yapı başına yıkılır. Yıkıntının arasından adamı çektiklerinde bir de ne görsünler: Üzerinde gömlek yoktur. Hemen etrâfı yoklarlar, ama sonuç alamazlar. Adamı önce bi' güzel dövüp sonra sorarlar:

- Gömleğin nerede?
- Üstümde ya ağalar.
- Bizimle dalga mı geçiyorsun? Yediğin dayak az geldi herhâlde, daha mı istiyorsun?
- Yok efendim, ben hakkıma râzı oldum. Bundan ötesi bende gaz, şişme, morluk, kırık, çıkık filan yapıyor. Elinize sağlık, pek güzel dövdünüz. Epeydir böyle dayak yememiştim. Sakın sözümden vazîfe çıkarmayın, ama tadı dalağımda kaldı. Patladı sanırım.
- Bre nâbekâr, doğru konuş hele!
- Nâ-bekâr idik (Bir nev'i "ev"li. Bu herif de en az benimkiler kadar iğrenç espriler yapar arada böyle.), ama sâyenizde o dertten kurtulduk.
- Bre densiz, tiz cevap ver, yoksa şu kılıcım, kellene tâlip olacak.
- Aman efendim, kellem neyse de, gömleğim kirlenir diye çekiniyorum.
- Nerede ulan gömlek?
- Üstümde ya ağam.
- Peki biz niye göremeyiz?
- Efendim bu Melâmet gömleğidir.* Fukarâ işidir. Sözüm meclisten dışarı, bir rivâyete göre aptallar ve zenginler göremezmiş. Eh, şu giyim kuşa m ınıza bakarak sizin aptal olmadığınızı söyleyebilirim. Göremeyişiniz zenginliğinizden olsa gerek. Çok beğendiyseniz buyurun, size vereyim.

Fakir adam ayağa kalkıp âdeta üzerindeki gömleği çıkarırmış gibi hareketler yaptıktan sonra "Yalnız sizin nâzik kapı çalışınıza dayanamayıp eriyip giden kulübem yüzünden biraz tozlandı." deyip sözde elinde tuttuğu gömleği silkeledi. Bir güzel katladıktan sonra da hükümdârın adamlarına uzattı.

Ülkenin en mutlu ve en esprili adamının gömleğini almanın heyecânıyla tez vakitte saraya vardılar. Derhal hükümdârın huzûruna varıp ipeklerle sarmalanmış Melâmet gömleğini sundular.

Son ipek kumaş da açıldığında ortada hiçbir şey göremeyen hükümdar tam "Tiz kelleleri vurula!" diye bağıracakken adamlardan biri hemen söze girer:

- Haşmetli hünkârım, zâhirde bir şey görünmese de esâsında şu ipekler içinde pek ince, pek şeffaf, pek latif bir gömlek bulunmaktadır. Hastalara şifâ, dertlilere devâ, borçlulara edâ, ahrazlara sedâ, abuslara sefâ kaynağıdır. Yalnız bir gediği vardır ki kendini aptallara ve zenginlere göstermez. Serveti dillere destan sizin gibi bir kimseye görünmesi ise maalesef mümkün değildir. Eğer ki bu kusûruyla kabul ederseniz en başta şu değersiz kulunuzu mutlu kılarsınız. Ayrıca bir husus daha var ki bu şifâ için bu gömleğin üzerine bir şey giymemeniz gerekirmiş.

Hastalıktan kurtulmak için yapmadığı şaklabanlık kalmayan hükümdar, bunlara bir yenisini eklemekte mahzur görmez ve teklifi kabul eder. Zâten ateş basmış vücûduna, varlığı ve ağırlığı hiç hissedilmeyen Melâmet gömleğini giyer. Giyer ama, nasıl giydi(rildi)ğini kendi dahi bilmez.

Gel zaman git zaman hükümdar biraz iyileşme gösterir; ayağa dikilir. Bu müjdeli haberi tebaasıyla paylaşmak için bir şölen tertip edilmesini ister. Elbette halk içinde Melâmet hırkasıyla arz-ı endam edecektir.

Gerisini hemen hepiniz biliyorsunuz zâten. Kalabalığın içinden fırlayan saftirik veledin biri "Sultan çıplak! Sultan çıplak!" diye bağırınca kıyâmet kopar. Sultanın has korumasının, çocuğa "Salak olduğun için göremiyorsun." demesini müteâkip veledin yirmi kadar emmi oğlunun hançerlerini çekip saldırması ve birinin hükümdârın hançeresine isâbet ettirmesiyle kalabalık "Sultan öldü, yaşasın birinci şehzâde!" diye galeyana gelir. Ardından yapılan seçimlerde, açık oy, gizli sayım yöntemiyle halkın isteği vuku bulur ve birinci şehzâde tahta geçer.


* Melâmet gömleği için bkz. Melâmet hırkası




Kısacası, gömlek filan bahâne. Herif meğer virüs kapmış, o virüs de epey ateş yapmış. Beyefendi saraydan pek çıkmadığı için bünyesi zayıf kaldığından uzun süre etkisini devam ettirmiş. Yoksa nerede lan öyle gömlekle tedâvi filan?.. He, deli gömleği vardır meselâ, ama o ayrı konu. Füüü üüü üü




_________________
"Bugün şâdım ki (ağ)yar ağlar benim için."
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
ClavicuLa NoX
Bye people!
TurkBoard Fan


Kayıt: 15.08.2007
Üye No: 87,619
Offline


Uyarı : 1

Tarih: 11 Nisan 2011, 02:15 Tek mesaj gösterimi5

Hehe güzel yorum KG. Biraz daha kısa yazmaya çalış ama. Çok Mutlu




_________________
9 Temmuz 2005:
X: Beyond The Black Diamond Gates arıyorum.
Y: Turkboard diye bir site var, orada bulursun.
X: Hemen üye olayım.
11 Temmuz 2011:
Not-Not: 
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Kelebeğin Günlüğü
Müstakbel ölü...
TurkBoard Fan


Kayıt: 13.06.2005
Üye No: 14,299
Şehir: İstanbul, hatta Üsküdar...
Offline




Tarih: 11 Nisan 2011, 02:46 Tek mesaj gösterimi6

« ClavicuLa NoX » demiş ki:
Hehe güzel yorum KG. Biraz daha kısa yazmaya çalış ama. Çok Mutlu


Anlamıyorum arkadaş, herkes uzun yazmama takı(lı)yor. İşte bu zihniyet yüzünden ülkede sanat, bilim, spor geliş(e)miyor. Ama bennn Ondan sonra birtakım gruplar da bunu slogan hâline getiriyor "Özet geç p..." şeklinde. (Bkz. İnci Sözlük) Siz şimdi bir roman okuduktan sonra "Çok güzel yazmış, ama biraz uzun olmuş sanki." de dersiniz. Roman len o, tabiî uzun olacak. Ama bennn




_________________
"Bugün şâdım ki (ağ)yar ağlar benim için."
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Adsız ve Kayıp



Kayıt: 01.11.2008
Üye No: 140,239
Offline




Tarih: 11 Nisan 2011, 03:00 Tek mesaj gösterimi7


    KG sen bakma onlara, ben seviyorum senin bu tarzını. Çok Seviyor Melek ama.. Füüü üüü üü

 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Kelebeğin Günlüğü
Müstakbel ölü...
TurkBoard Fan


Kayıt: 13.06.2005
Üye No: 14,299
Şehir: İstanbul, hatta Üsküdar...
Offline




Tarih: 11 Nisan 2011, 04:30 Tek mesaj gösterimi8

« Adsız ve Kayıp » demiş ki:

    KG sen bakma onlara, ben seviyorum senin bu tarzını. Çok Seviyor Melek ama.. Füüü üüü üü


Aman efendim, pek mütehassis, müteessir ve de şerefyab oldum. Utandı

İşte bu gibi gençler sâyesinde ilimde, fende, sanatta, sporda ve dahi her alanda bizi aydınlık bir gelecek beklemektedir.

Bu arada "Sonuna Kadar Okuyana 10 Lira Vereceğim" adlı kitabımı imzâlayıp postalayacağım sana. Her ne kadar maddî değeri 10 TL olsa da mânevî değeri pek yüksektir benim için. Ayrıca belirtmek isterim ki 1.843 sayfalık bu kitap, şimdiye kadar tırnak makasları hakkında yazılmış en uzun metin olma özelliğine sâhiptir. Bu kıymetli eserimi okudukça, ki ömrünün sonuna kadar süreceğini tahmin ediyorum, beni hatırlaman dileğiyle... yow yow

Kısacası: Arada bir de olsa, yazdıklarımı okuyan birinin varlığından haberdar olmak beni sevindirdi. En azından, benden başka... yakaladım

Not-Not: 
Evet, her yazdığımı mutlaka bir kez okurum. Ne kadar mâlâyâni de olsa. Ne silerim, ne de reddederim, yok sayarım. Yıllar sonra görüp kendime yakıştıramadığım ifâdeleri dahi tereddütsüz sâhiplenir, savunurum. Bu tür söz(cük)leri, sakat doğmuş çocuklara benzetirim. Engelli diye evlâdından vazgeçebilecek biri değilim ben. Öyle ki henüz belleğimin rahmine düştüğünde dahi bu tür kelimeleri kucaklar, severim ve doğrusu kürtaja karşıyım. Bana bahşedildiklerini, benim için yaratıldıklarını düşündüğüm bu kelimeleri hâfızamdan aldırmak, kazımak gibi bir düşüncem olmadı, desem yeridir. Bunun tek istisnâsı, başkalarını fazlasıyla rahatsız edecek, yersiz ifâdeleri -çoğunlukla- kendime saklamamdır. Yine de dünyâya, yani dile getiririm onları, ama genellikle yalnızken. Engelli evlâdını doğurmaktan değil, ama toplum içine çıkarmaya utanan bir ebeveyn gibi ya da belki bodruma kapatıp prangalara vuran. Evet, maalesef kötü bir anneyim, ama gayretli bir babayım. Onlar için nice oyun alanları oluşturdum; ütopyalar kurdum ve yıktım. Tanrıya küfreden cümlelerimi dahi besleyip büyüttüm: Bugün İblis'in dahi duymaktan imtinâ edeceği kadar cüretkâr her biri, fakat babalarına sâdıklar. Sâdık ve korkaklar. Yaratıcısından çekinmeyen, ama doğuranından korkan, hangi kadın tahayyülünden peydahladığımı bilmediğim birer .iç hepsi. Öyle ya, bütün günahlarımın -gizli- öznesi kadındır. Eğer Yaradan cezâlandırmayacak olsaydı "kadın"a tapardım ulan ben. Al sana zihnimin rahmine ekilmiş bir günah tohumu daha ve yine kadın orada. Kadın, ama ne kadın be! Âdeta fabrika mâmulü 90-60-90 taş bebeklerle işim olmaz yalnız. Onun adı "puta tapmak"tır zîra. Zarâfet timsâli bir âfet-i devran gelecek aklına arkadaş. Yüzüne bakan kıyama duracak, beline kayan rükûya varacak, topuğuna göz diken secdeye yumulacak. (Cezbeye gelen yazarımızın bundan sonraki sözleri Can Yücel ile Neyzen Tevfik arasında seyredeceğinden, çocukluk ve ergenlik çağındaki yavrularımızın gelişimini olumsuz etkilemesinden kaçınmak adına sansürlüyoruz. Füüü üüü üü )

İşte zincirini koparan birkaç cümleme tanık oldunuz. Bâzen nefsime rüşvet verip bir şeytan yardımıyla oyuna getirirler beni. Çok değil, belki bir an sonra söveceğim bu yazdıklarıma, ama onları az evvel ben doğurdum. Hâin, isyankâr, küfürbaz, müşrik de olsalar, onlar benim evlâdım. Ve bir anne edâsıyla yakarıyorum: Onları değil, beni yak Tanrı'm!

- Hocam, ben de diyorum ki: "Bakma yâ Rab sevâd-ı defterime, onu yak ateşe benim yerime." Nasıl olacak şimdi bu iş? Füüü üüü üü






_________________
"Bugün şâdım ki (ağ)yar ağlar benim için."
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Adsız ve Kayıp



Kayıt: 01.11.2008
Üye No: 140,239
Offline




Tarih: 11 Nisan 2011, 04:54 Tek mesaj gösterimi9

« Kelebeğin Günlüğü » demiş ki:
şerefyab


    Aha hata buldum. Çok Mutlu hahahahaha Ama bennn
    TDK'ya göre şerefyap olacakmış Füüü üüü üü bende oranın yalancısıyım. Hehehehe Melek ama..

    Bu arada alttaki yazıyı da tam olarak anlamaya çalışıyorum. yow yow Ama bennn

 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Kelebeğin Günlüğü
Müstakbel ölü...
TurkBoard Fan


Kayıt: 13.06.2005
Üye No: 14,299
Şehir: İstanbul, hatta Üsküdar...
Offline




Tarih: 11 Nisan 2011, 05:12 Tek mesaj gösterimi10

« Adsız ve Kayıp » demiş ki:
« Kelebeğin Günlüğü » demiş ki:
şerefyab


    Aha hata buldum. Çok Mutlu hahahahaha Ama bennn
    TDK'ya göre şerefyap olacakmış Füüü üüü üü bende oranın yalancısıyım. Hehehehe Melek ama..


Saygılar

Eski (geri) kafalı olduğum için, bugün hatâ olarak addedilen, bu gibi durumlarla pek sık karşılaşırım maalesef. Yalnız evvelce belirtmiştim, her ne kadar bir dönem TDK'ye riâyet etsem de, şu sıra Kubbealtı ekolüne bağlıyım ve benim lûgatımda* "şerefyab" olarak geçmektedir.

* Bu "lûgat" kelimesi ise bambaşka bir meseledir. TDK ve Dil Derneği "lügat" şeklinde sözlüğe alıp ardına getirilecek ekin ince olması (Bkz. Lügati, lügatçi...) gerektiğini belirtir. Kubbealtı "lugat" olarak yazıp ekini kalın sesli kabul eder. Devellioğlu ise "lûgat" yazar ve eki ince olarak esas alır. Ben ise "lûgat" yazıp eklerini kalın sesli yazıyorum. (Âferin bana.) Wink

Yeri gelmişken belirteyim, hani yazdıklarımın kusursuz olduğunu zâten iddiâ etmiyorum, ama senelerdir iletilerimde "kasten" yaptığım bir hatâ bulunmaktadır. İster nazarlık deyin, ister samîmiyet. Füüü üüü üü

Yahu bu arada, başlığı ne hâle getirdik; konu neydi, ne oldu? yow yow




_________________
"Bugün şâdım ki (ağ)yar ağlar benim için."
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 2 sayfa) [Bu başlıkta 12 mesaj bulunuyor]
Sayfa::  1
« Önceki başlıkSonraki başlık »


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz
Bu forumdaki dosyaları indiremezsiniz
TurkBoard çerezlerini temizle