Türk Sinema Tarihi ve Vefasizlik
Bölüm Yetkilileri: eliah, VictoriA, YagmuRTaneSi
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder 3. sayfa (Toplam 3 sayfa) [Bu başlıkta 28 mesaj bulunuyor] « Önceki başlıkSonraki başlık »

Sayfa::  3
 Yazar  Mesaj
mesafem
Emektar
Emektar


Kayıt: 09.03.2005
Üye No: 876
Offline




Tek mesaj gösterimi Tek mesaj gösterimi Tarih: Çar Ekm 31, 2007 1:54 pm Mesaj: #21


Yıldız Kenter


Babası Naci Kenter, Dışişleri Bakanlığı'nda çalışan başarılı bir diplomattı. Lozan Konferansı'nda İnönü'nün Özel Kalem Müdürlüğü'na yapmıştı. İngiliz asıllı Olga Cynthia'ya aşık olunca, bu aşk nedeniye Bakanlık'taki görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Olga Cynthia, Naci Bey'le evlenince Müslüman oldu ve Nadide adını aldı. Yıldız Kenter, bu evliliğin beşinci çocuğu olarak 1928 yılında dünyaya geldi. Yıldız Kenter'in çocukluğu yoksulluk içinde geçti ve sanatçı o yılları hiç unutmadı... 'Babam görevinden ayrıldığı için epey bir maddi sıkıntı çekmişiz. Annam, 'Paramız olmadığı için seni saracak bezi bulamazdım ve yatak çarşaflarını yırtıp seni sarardım' derdi. Babam, Ziraat Bankası'nda iş bulunca Ankara'ya taşındık. Annem, seçkin ailelerin çocuklarına İngilizce dersleri vererek aile bütçesine katkıda bulunuyordu. Zor yıllardı o yıllar ama mutluydum.' Asıl mutluluğu konservatuara geçinde yaşadı Yıldız Kenter... 'Ankara'Daki Musiki Muallim 1936'da konservatuara dönüştürülünce inanılmaz çirkin dedikodular çıkartılmıştı. Bu yüzden ailem beni önce oraya vermek istemedi ama kavga dövüş girdim. İnanılmaz hırslıydım ve çok çalıştığım için de sınıf atladım. 9'dan 11'e geçtim.' Yıldız Kenter söylemese de, konservatuar tarihinde sınıf atlatılan ilk öğrenci oldu. Ve 12 Aralık 1948'de Shakespeare'in 'On İkinci Gece'si ile Ankara Devlet Tiyatrosu'nda profesyonel oyunculuğa başladı. 'Yaşamak benim için her zaman çalışmak oldu. Yaşamak savaşmaktı. Savaşın en güzelini tiyatroda keşfettim. Düşlerim, kalkmalarım, mücadelelerim. 55 yıl böyle gelip geçti. Muhsin Ertuğrul işinden yakışıksız bir şekilde uzaklaştırılınca ben de ayrıldım Devlet Tiyatroları'ndan. İstanbul'a geldik ailece. Çok zorluklar yaşadım. Altı yıl Haldun Dormen'le bir arad çalıştık. Çıt çıkmadan, mutlu bir şekilde.' Kendi tiyatrosunun kurma savaşı ise bambaşka oldu Yıldız Kenter'in. İçinde, Süleyman Demirel'e yazdığı aşk mektubunun da olduğu bir mücadeleydi bu... 'Tiyatromuzu yaparken merhum Kazım Taşkent 350 bin lira verdi , faiziyle ödemek üzere. Taksitlerle ödüyorduk. Kazım Bey vefat edince işler karıştı. Baktım, gazetede ilan, bizim tiyatro icra yoluyla satışa çıkarılmış. Öyle korktum, öyle panikledim ki. Süleyman Demirel, Başbakan. Ona telefon ettim. Hemen randevu verdi. Ve tiyatromuzu Süleyman Demire sayesinde kurtardık. Sonra yıllar geçti, devir değişti, 12 Eylül oldu. O iyiliğini hiz unutmadım. Bir röportajını okudum 'Hiç aşk mektubu almadım' demiş. Hemen oturup 'Bu bir aşk mektubudur' diyerek yazmaya başladım. 'Siz tiyatromu için şunları yaptınız, bu aşk duygusu hep duruyor' diyerek yazdım ve yolladım. Sonra, Nazmiye Hanım aradı, teşekkür etti.'








Müşfik Kenter

Müşfik Kenter (8 Eylül 1932, İstanbul - ) Türk-İngiliz tiyatro oyuncusu. Tiyatrocu Yıldız Kenter'in kardeşidir. Ablası ile birlikte Kent Oyuncuları'nı kurmuştur.

Diplomat Ahmet Naci Kenter ve Olga Cynthia'nın oğlu olarak 1932 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. 1947`de Ankara Devlet Tiyatrosu Çocuk bölümünde tiyatroya başladı. Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nde eğitim gördü; okulu 1955 yılında yüksek derece ile bitirdi ve devlet tiyatrosuna girdi. Sanat yaşamı, devlet tiyatrosunda oynadığı Oğuz Ata oyunu ile başladı.

Müşfik Kenter, 1959 yılında Devlet Tiyatrosu'ndan ayrıldı, İstanbul'a giderek kardeşi Yıldız Kenter ile beraber Muhsin Ertuğrul ile çalıştı, Küçük Sahne'de oyunlar sergilediler. Şükran Güngör ve Kamuran Yüce ile bu dönemde biraraya geldiler ve dörtlü olarak birlikte uzun yıllar tiyatro yaptılar.

1960-1961 yılları arasında Site Tiyatrosu`nu kurdular. 1962'de adını Kent Oyuncuları olarak değiştirdiler. İki kardeş ve Şükran Güngör, 1968'de İstanbul’da Kenter Tiyatrosunun binasının inşaatını tamamladılar. Tiyatroyu yapmaları tüm paralarını ortaya koymalarını, büyük bir turne ile Anadolu'yu gezmelerini ve bir koltuk satma kampanyası ile destek toplamaları gerekmişti. Seyircilerin pek anlamayacağı düşünülen oyunları sahnelemekten çekinmediler.

Müşfik Kenter, İngiliz Kültür Heyeti ve Rockefeller`den burslar alarak Amerika ve İngiltere`de tiyatro araştırmaları yapmış ve incelemelerde bulunmuştur.

İngiltere, Amerika, Fransa, Almanya, Yugoslavya, Kıbrıs gibi bir çok ülkede oyunlar sergiledi.

Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı`ndan emekli olduktan sonra, Haliç Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü Başkanlığını ve Bakırköy Belediyesi Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmenliği görevlerinde bulundu.

Tiyatro oyunculuğunun yanı sıra sinema oyunculuğu da yaptı. 1966 Antalya Film Festivali'nde, Bozuk Düzen filmiyle "en iyi yardımcı erkek oyuncu" ödülünü kazandı. Yerli ve yabancı TV filmlerinde seslendirme yaptı. Mehlika Kenter ve Gülsüm Kamu ile evlenip ayrıldı. Kadriye Kenter'le evlidir.







_________________
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
ClavicuLa NoX
TurkBoard Fan
TurkBoard Fan


Kayıt: 15.08.2007
Üye No: 87,619
Offline




Tek mesaj gösterimi Tek mesaj gösterimi Tarih: Çar Ekm 31, 2007 9:20 pm Mesaj: #22

Vay be kimler gelmiş gönül dünyamıza. Ali Şen'in öldüğü gün, bir hastanenin yoğun bakım ünitesinde hayata bağlanmaya çalışıyordum. Karşımda tv açıktı ve alt yazı olarak ölüm haberi geçti. Hiç unutmam. Ruhları şad olsun. Hüseyin Peryda'nın 22 doğumlu olması enteresan. Hala delikanlı gibi. Allah uzun ömürler versin. Münir Özkul da şu anda yanılmıyorsam parkinson veya alzheimer hastası.






_________________
Bay Bay

6 ay sonra görüşmek üzere.
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
nazilliaydin09
Tribine de tilili :)


Kayıt: 06.04.2006
Üye No: 54,889
Şehir: Bodrum
Gizli




Tek mesaj gösterimi Tek mesaj gösterimi Tarih: Çar Ekm 31, 2007 9:53 pm Mesaj: #23

Yadigar Ejder ha, filmlerde gördüğüm ama adını bile bilmediğim bir insan... demek öyle ölmüş ha, çok yazık...






_________________
Atesam...İzmir güzelim... Çok Seviyor Çok Seviyor Çok Seviyor O şehir seninle daha güzel...İzmir, bilir ya...
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
nazilliaydin09
Tribine de tilili :)


Kayıt: 06.04.2006
Üye No: 54,889
Şehir: Bodrum
Gizli




Tek mesaj gösterimi Tek mesaj gösterimi Tarih: Çar Ekm 31, 2007 10:18 pm Mesaj: #24

Cem GÜRDAP ( Tulum Hayri )

Üye olmadığınız için buradaki linki göremiyorsunuz! TurkBoard üyesi olmak için tıklayınız!


Üye olmadığınız için buradaki linki göremiyorsunuz! TurkBoard üyesi olmak için tıklayınız!


Üye olmadığınız için buradaki linki göremiyorsunuz! TurkBoard üyesi olmak için tıklayınız!




1955 yılında doğan Cem GÜRDAP, Hababam Sınıfı filmlerindeki Tulum Hayri rolüyle tanındı...Depremde evini kaybeden, çalıştığı benzin istasyonu yıkılan, bir süre işsiz kalan Gürdap, birkaç sanatseverin desteğiyle hayata tutunmaya çalışıyordu...fakat 11 Eylül 2007'de vefat etti...
Evli ve 7 çocuk babası olan 'Tulum Hayri', Marmara Depreminde Gölcük'teki evinin enkazından 9 saat sonra kurtarılarak bir süre çocuklarıyla çadırda yaşamıştı.
Depremde evini kaybeden, pompacı olarak çalıştığı benzin istasyonu yıkılan, bir süre işsiz kalan Gürdap, birkaç sanatseverin desteğiyle hayata tutunmaya çalışıyordu.







_________________
Atesam...İzmir güzelim... Çok Seviyor Çok Seviyor Çok Seviyor O şehir seninle daha güzel...İzmir, bilir ya...
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
mesafem
Emektar
Emektar


Kayıt: 09.03.2005
Üye No: 876
Offline




Tek mesaj gösterimi Tek mesaj gösterimi Tarih: Cum Kas 02, 2007 12:34 pm Mesaj: #25



Asuman Arsan

9 Mayıs 1934 yılında İstanbul Fener'de dünyaya geldi. 1950-51 sezonunda Ses Tiyatrosu'nda tiyatroya başladı. 1960'a kadar Ses Tiyatrosu oyuncularının bir araya gelerek kurduğu İstanbul Tiyatrosu'nda, daha sonra Muammer Karaca ve Kenan Büke Tiyatrosu'nda, 1979-80 sezonunda da Şan Müzikholü'nde "Hisseli Harikalar Kumpanyası" ve diğer oyunlarda rol aldı. Son rol aldığı oyun Dormen Tiyatrosu'nda "Bir Kış Sezonu" ve "Elveda Tiyatro" oldu. Sanat yaş. ölünceye kadar televizyon dizileri ve sinema ile devam etti.

1934-1997 arasında yaşamış sinema ve tiyatro oyuncumuz. güleç yüzlü, topluca bir kişidir. sanat yaşamında çeitli tiyatrolarda rol almış, hem güldürülerde hem de dramlarda başarılı olmuştur. hisseli harikalar kumpanyası adlı eserde hilda, cici kız filminde hizmetçi zarife, şenlik var filminde cemile, şoför filminde suzan, aşkı ben mi yarattım filminde fahriye, şıngırdak şadiye filminde pervin, gırgıriyede cümbüş ve gırgıriyede büyük seçim filmlerinde rabiş, firar filminde mahkumlardan asuman, kırlangıç fırtınası filminde kemal'in* annesi, antalya altın portakal film festivalinde en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü aldığı faize hücüm filminde saniye hanım, yorgun filminde seda'nın* annesi, fidan filminde engin'in* annesi meloş abla, namus düşmanı filminde kara mithat'ın* kız kardeşi, inatçı filminde bayram'ın* annesi emine, tarzan rıfkı filminde rıfkı ile evlenmek isterken manyak rıfat tarafından kurban edilen kadın, japon işi filminde başak'ın* can yoldaşı, babamız eğleniyor filminde anne huriye, zıkkımın kökü filminde ev sahibi münevver rollerini oynamıştır. öte yandan sürahi hanım'ın gelini rolü çok başarılıdır. kendisini saygıyla anıyoruz.









Ayhan Işık

1929 yılında İzmir'de doğdu. 1953'te Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nden mezun oldu. Sinemaya geçmeden önce grafiker olarak çalıştı, çeşitli dergilere kapak resimleri yaptı. Sinemaya 1951'de Yıldız Dergisi ve İstanbul Film'in açtığı yarışmayı kazanarak girdi. Aynı yıl "Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan" filmiyle ilk kez beyazperdede gözüktü. İkinci filmi "Kanun Namına" ile oyunculuktaki yeteneğini kanıtlayarak, üne kavuştu. 1959'da Amerika'ya gitti ve sinema konusunda incelemelerde bulundu. Yurda döndükten sonra, yeni filmler çevirerek ününü sürdürdü. 1972'de film yıldızlarının sahneye çıkma modasına uyarak, Klasik Türk Müziği dalında solistlik yaptı. Daha sonra oyunculuğunun yanı sıra, yapımcılık yapmaya da başladı. Bir süre sonra da oyuncu ve yönetmen olarak "Örgüt" filmini çekti TV'de bazı reklam filmlerinde gözüktü. Türk sinemasının belki de en büyük oyuncularından biri olan Ayhan Işık ikinci filminden sonra fiziği ve yeteneği ile dikkatleri çekerek, ölene kadar çevirdiği bütün filmlerde hep başrol oynadı. "Kral" unvanını aldı. Işık, ününü en uzun süre koruyan ilk oyuncu oldu. Işık 1954'te Türk Film Festivali'nde, 1962'de Ses, 1965'te Artist ve daha bir çok yayın organının düzenlediği yarışmalarda "en başarılı erkek oyuncu" seçildi. Işık 1979'da beyin kanaması rahatsızlanarak yaşama göz yumdu.







Ayşen Gruda

1946 İstanbul doğumlu. Ankara Çuvaldız ve Devekuşu Kabare Tiyatroları'nda sahneye çıktı. Asıl ününü TV için yaptığı skeçlerde kazandı ve bu skeçlerde "Domates Güzeli Nahide Şerbet" tiplemesini canlandırdı. Daha sonra sinemaya geçerek aynı türdeki tiplemesini sürdürdü. "Hisseli Harikalar Kumpanyası" adlı müzikalde rol aldı. Tiyatro sanatçısı Yılmaz Guruda ile evlenip ayrıldı. Halen televizyon dizilerinde rol almaktadır. Filmleri arasında "Tosun Paşa", "Süt Kardeşler", "Aile Şerefi", "Çöpçüler Kralı", "Güllüşah ile İbo", "Habbam Sınıfı Tatilde", "Avanak Apti", "Doktor", "Şark Bülbülü", "Renkli Dünya", "Gırgıriye"yi sayabiliriz.






_________________
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Tutsak Melek
...iNaNCıN GöLGeSiNDe...


Kayıt: 03.05.2006
Üye No: 58,463
Şehir: Serendip
Offline




Tek mesaj gösterimi Tek mesaj gösterimi Tarih: Cum Kas 02, 2007 1:59 pm Mesaj: #26

''Hababam Sınıfı'' oyuncularının yeri, nedense apayrı.

Güzel paylaşımlarınız için, tşkler..







_________________
Üye olmadığınız için buradaki linki göremiyorsunuz! TurkBoard üyesi olmak için tıklayınız!

The pain never goes away...
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
mesafem
Emektar
Emektar


Kayıt: 09.03.2005
Üye No: 876
Offline




Tek mesaj gösterimi Tek mesaj gösterimi Tarih: Cmt Arl 08, 2007 10:22 pm Mesaj: #27



Kemal Sunal

Kemal Sunal Vefa Lisesi'nden mezun olduktan sonra, "Zoraki Takip" adlı oyunda tiyatroya başladı. 1 yıl kadar Kenterler Tiyatrosu'nda çalıştıktan sonra Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nda görev aldı.

Daha sonra sinemaya geçerek, önceleri bazı filmlerde önemsiz roller canlandıran Kemal Sunal, 1973 yılında Ertem Eğilmez'in yönettiği bir filmle sinemaya transfer oldu ve kalabalık kadrolu filmlerde rol almaya başladı.

Türk sinemasında başta ''İnek Şaban'' tiplemesi olmak üzere canlandırdığı pek çok tiple sevenlerinin kalbinde taht kuran Kemal Sunal, 7'den 70'e herkesin sevgisini kazandı.

Türk sinemasının en büyük komedyenlerinden biri olan Sunal, peşpeşe çevirdiği filmlerle ticari açıdan büyük başarı kazandı.

1977'de Antalya Film Festivali'nde ''En Başarılı Erkek Oyuncu'' ödülünü alan Sunal, oyunculuğu ve özellikle değişik tiplemesiyle Türk sinemasında komedi oyunculuğuna yeni bir soluk getirdi. Kuşaklar boyu Türk Sinema izleyicisini hem güldürdü hem düşündürdü.

1974 yılında evlendi. Ali ve Ezo adlarında, biri kız diğeri erkek iki çocuğu oldu.

1990'lı yıllardan itibaren filmleri kesintisiz olarak televizyonlarda yayınlanmaya başladı; ama kendisi bu gösterimlerden hiç para kazanmadı.

12 Eylül öncesi dönemde yarım bıraktığı üniversiteyi, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünü'nü 1995 yılında bitirdi ve master yapmaya başladı. Hayatı boyunca toplam 82 filmde rol aldı.

Sunal 03.07.2000 tarihinde, Balalayka isimli filmin çekimleri için Trabzon'a gitmek üzere bindiği uçakta rahatsızlanarak aramızdan ayrıldı.
119601 defa okundu.







Barış Manço

Konya ovasında yaşayan Mançozade adlı büyük bir aile, Fatih Sultan Mehmetin İstanbulu alması ile birlikte Rumeli'ye göç etmiş ve Selanike yerleşmiştir. Birinci Dünya Savaşı'na kadar Selanikde yaşayan Mançozade ailesi, savaşın hayat koşullarını güçleştirmesi nedeniyle tekrar İstanbula göç etmiştir. Mançozadelerden Mehmet Abdi Bey İstanbulda bir konağa yerleşmiş ve arkadaşının kızkardeşi olan Nimet Hanım'la evlenmiştir. Yıllar sonra Nimet Hanım Barış Manço'nun "GülPembe" şarkısının ilham kaynağı olacaktır. Cumhuriyet devrimlerini yaşayan aile soyadı kanunu ile birlikte Mançozade olan aile, adlarını değiştirerek Manço soyadını alırlar.

Abdi Bey ile Nimet Hanım'ın oğlu Hakkı Bey, Rikkat Uyanık ile evlenir. Hakkı Bey ile Rikkat Hanım'ın ikinci çocuğu 2 Ocak 1943 yılında doğan Mehmet Barış Manço dur. Barış Manço, Oktay Manço, Savaş Manço ve İnci Manço ile birlikte 4 kardeştirler. 2. Dünya Savaşı'nın sonlarında doğan Barış Manço, ailesinin savaşın bitmesine duyduğu özlem nedeniyle "Barış" ismini seçtiklerini söylemektedir.

Döneminin Türk Sanat Müziği sanatçısı olan Rikkat Hanımla Hakkı Bey Barış 3 yaşındayken ayrılır. Babasının yanında büyüyen Barış Manço'nun çocukluğu Kadıköy'de geçmiştir. İlkokulu Gazi Mustafa Kemal İlkokulu'nda tamamlamış, daha sonra Galatasaray Lisesi'ne devam etmiştir. 10. sınıfdayken babasını kaybeden Barış Manço, Galatasaray Lisesi'nden ayrılarak Şişli Terakki Lisesi'ne gitmiş ve oradan mezun olmuştur. Aileden gelen yetenekle 2 yaşından itibaren şarkı söylemeye ve ortaokul 2. sınıf öğrencisiyken de amatör olarak müzikle uğraşmaya başlamıştır. Liseyi bitirince 20 Eylül 1963 yılında önce Paris'e oradan da Belçika'ya ağabeyi Savaş Manço'nun yanına gider. Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi'nde resim, grafik ve iç mimari okur. Lisede çok başarılı olmayan, hatta müzik ve coğrafyadan ikmale kalan Barış Manço, bu okuldan çok iyi derece ile, okul birincisi olarak mezun olmuştur. Galatasaray Lisesi'nde başlayan müzik hayatını, Belçika'da da devam ettirir. 1970 yıllarında yurda döndüğünde, Dağlar Dağlar şarkısını yapar. Leonardo Da MançoBu şarkı onun hayatında bir dönüm noktası oldu. Aynı yıllarda görüntüsü değişmekte, müziği ve kıyafetleri ile bir ekol oluşturmaktadır. Barış Manço insan ilişkileri konusunda çok iyidir. Bağlantı kuramayacağı hiçbir canlı yok denebilir. Zaten daha sonraki yıllarda yapılan bir röportajda " Kendimi, toplumla diyalog kuran bir iletişim aracı olarak görüyorum" der.

1971 yılında askerlik yılları başlar. Askerdeki ilk ayları bir hayli tartışmalı geçti. Aniden askere alınması bir yana, diploması olmasına karşın üniversite mezunu olarak kabul edilmemesi ve saçlarının kesilmesi gibi durumlarla karşılaştı. Askerliğini Polatlı'da Topçu Asteğmen olarak yaptı. Askerliğin son ayları ise güzel dostluklar ve askeriyede bir dizi konserlerle üretken bir hale dönüştü. Askerlikten sonra bir ara yine Belçika günleri araya girdi. Barış Manço, sıradışı kıyafetleri, takıları, enterasan el hareketleri ve ilginç klipleri ile bizleri şaşırtmaya devam etti. Sanatçının görevinin biraz da şaşırtıcı şeyler yapmak olduğuna inanmıştı. Yıllar geçtikçe bu davranış ve biçimlerin onun özgün kişiliği olduğunu daha iyi anlayacaktık.

18 Temmuz 1978'de Kadıköy Evlendirme Dairesi'nde Lale Manço ile evlendi. Bu evliliği, Lale Manço 1998 yılında yapılan bir röportajda " Barış içinde 23 yıl" diye tanımlıyor. Evdeki birliktelikleri, iş hayatında da devam eder, Lale Manço, televizyon programlarına yönetmen ve yapımcı olarak imzasını atar. Bu beraberliğe 19 Mayıs 1981 yılında oğulları Doğukan Hazar, 24 Temmuz 1984 yılında Batıkan Zorbey katılır. Dünya çocuklarının Barış abisi, kendi çocuklarıyla da iyi arkadaş olduğunu söyler. Yoğun iş programı çocuklarını ihmal etmesine asla neden olmamıştır. Barış Manço'ya göre Türkiye'nin konumunun kesin bir sınırlaması yoktur. Türkiye, doğudan bakıldığı zaman batıda, batıdan bakıldığı zaman da doğudadır. Bu konudaki duygularını, Japonya konseri nde 20.000 Japon'un Türk bayrağı çıkarıp sallamasından, televizyon başındaki 60 milyon insan gibi heyecanlanması ve gurur duyması ile ifade ediyor. Barış Manço yabancı ülkelerdeki çalışmaları için yaptığı değerlendirmede "Japonlar beni sahiplendiler, milyonlarca Japon konserlerime geliyor, CD'lerimi alıyor. Japonlar bende doğru birşeyler buluyor. Şarkılarımı didik didik inceliyorlar, onlardan konferanslar hazırlayıp televizyon programları yapıyorlar. Belçika'da ise, onların ülkelerini tanıttığım için Liege Prensliği Onur Ödülü verdiler. Törene limuzin ve dört eskort ile gittik. Belçika'nın en büyük gazetesi birinci sayfasının yarısını bize ayırdı. Türkiye'de 40 yıllık sanat hayatımda ilk sayfaya çıkamadım" gibi serzenişlerde bulundu.

Ne yazık ki yıllar sonra ilk sayfada bulunma nedeninin "ölüm" olması çok hüzünlü idi. Önemli olmaktan çok değerli olmayı tercih ettiğini söyleyen Barış Manço, duygusallığı seçtiği bir yaşam biçimi olduğunu vurgularken, kendi deyimiyle Kuzey Kutbu'nu da asla kaybetmediğini sözlerine ekliyor. Rus romantikleriklerinden, Korsakof, Musolski ve Çaykovski'den etkilenerek, evinin dekorasyonunda romantik çağı, 19. yüzyıl sonu - 20. yüzyılın başını yansıtan tarzı tercih etmişti.

Türkiye'deki en uzun ve başarılı televizyon programlarını yaptı.

200' ün üstünde şarkısı ona 12 altın, platin albüm/kaset ödülü kazandırdı. Şarkılarının bir bölümü Yunanca, Bulgarca, Arapça, Farsça, Japonca, İbranice, Fransızca, İngilizce ve Flemenkçeye çevrildi. Her ülkede şarkıları çok sevildi. Kongo'daki 12-13 bin kişinin katıldığı konserde "Domates Biber Patlıcan" ı söylerken, Kongolular'ın koro halinde şarkıya eşlik etmeleri, bize müziğin evrenselliğini bir kez daha gösterir. Bu konuya başka bir örnek de Mısır'da yaşanır. Barış Manço, Mısır Televizyonunda canlı yayında Dağlar Dağlar'ı Arapça söyler, bu programın sonunda Mısırlılar'ın sokağa dökülmesiyle program defalarca tekrarlanır.

En büyük arzusunun ansiklopedilerde yer almak olduğunu söyleyen ve Barış Manço müzesi kurmak isteyen Manço, " 20. yüzyılda yaşamış, o yüzyıla damgasını vurmaya çalışan bir Türküm, 20. yüzyılın Türk Müziğini yapıyorum" demektedir.

Müzik ve televizyon hayatında sayısız ödüller alan Barış Manço 1991 yılında devlet sanatçısı ünvanı, yine aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Onursal Doktora ünvanı, Uluslararası Teknoloji Ödülü, Japonya; Uluslararası Kültür ve Barış ödülü, Belçika Krallığı; Leopold II Şövalyesi Nişanı, Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi Nişanı, Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı; Türkmen Vatandaşlığı ödülleri kazanmıştır.






Cahide Sonku

Yemen'de 1916 yılında Bab-ı Sabah, yani Sabah Kapısı denilen yerde, bir asker ailesinin kızı omarak dünyaya geldi. Dedesi Yedinci ordu komutanı Çorapsız İbrahim Paşa, babası ise dedesinin emrinde görev yapan bir subaydı. Aile, erkek çocuğunu çok sevdiği için daha doğmadan Cahide'nin ablasına Necdet ismini koydu. Cahide doğunca da bu geleneği bozmayarak ona savaşan manasına gelen Mücahit adını verdi. Gerçekten de Cahide'nin bütün yaşamı savaşmakla geçti. Yemen'den İstanbul'a gelip, babası evlerini terkedince Cahide ve annesi, kendilerini bir anda yoksulluğun içinde buldu. Orta okul sıralarındayken annesinin hastalanması nedeniyle Sirkeci'de Basiret Han'a haftada dört lirayla işe başladı.

1932 yılının Eylül ayının son haftasında gazetede çıkan bir ilan Cahide'nin yaşamının değişkesine sebep oldu. Şehir Tiyatroları, konservatuvar için öğrenci aramaktadır. Seçilecek olanlar hem okuyacak hem de çalışacaktır. Ve işte kader o andan itibaren ağlarını örmeye başladı. Muhsin Ertuğrul'un beğenmesi üzerine Cahide seçmelerde başarı göstererek 135 kuruş yevmiyeyle figüran olarak işe girdi. Bu paranın onun için bir servetten farkı yoktur.

Cahide, 1932 yılında 'Yedi Köyün Zeynep'i piyesi ile figüran olarak sahneye çıktı. Cahide omuzunda testi taşıyan bir köy kızını canlandırdı. Oyunda hiç repliği olmamasına rağmen, bütün oyuncuların cümlelerini ezberledi. 1933 yılında Muhsin Ertuğrul'un rejisörlüğünü yaptığı 'Söz Bir Allah Bir' adlı filmle beyaz perdeye geçti. 1935 yılında çevirdiği 'Bataklı Damın Kızı Aysel' filmiyle şöhretli bir yıldız oldu. 1949 yılında oynadığı 'Fedakar Ana' filmi sırasında yönetmen Seyfi Havaeri rahatsızlanınca, filmi Cahide Sonku tamamladı. Ve ondan itibaren de hem oyuncu hem de yönetmen olarak filmlere imzasını atmaya başladı.

1936 yılında Talat Artemel'in başrolünü oynadığı 'Peer Gynt' oyununda Semiha Berksoy hastalanınca, onun oynayacağı 'Solveig' rolü Muhsin Ertuğrul tarafından Cahide'ye verildi.

1937 yılında müziklerini Cemal Reşit Rey'in yaptığı 'Adalar' adlı revüyü oynamak üzere evden çıkacağı sırada hasta olan annesi son nefesini verdi. Perdenin açılmasına yarım saat kala Cahide annesinin ölüsüyle, tiyatro arasında ne yapacağını şaşırdı. Ancak bir tiyatro perdesi asla kapanmamalıyı. Cahide tiyaroya gitti ve o gece içi kan ağlarken dans edip şarkı söyledi. Aynı yıl ünlü tiyatro sanatçısı Talat Artemel ile evlendi...

18 mart 1981 yılında 62 yaşında iken İstanbul'da hayata gözlerini yumdu.







Cüneyt Gökçer


1920 Malatya doğumludur. 1942'de Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nden mezun oldu. Sanat yaş. öğrencilik yıllarında atıldı. Mediha Gökçer ile evlenip ayrıldıktan sonra tiyatro sanatçısı Ayten Gökçer ile evlendi.

Devlet Tiyatrosu'nda uzun yıllar hem oyuncu, hem de yönetmen olarak görev aldı. 1951 yılında "Vatan ve Namık Kemal" filmiyle sinema oyunculuğuna başladı. 1981'de TV için çekilen "4. Murat" adlı dizide rol aldı. "Kral Oidipus", "Onikinci Gece", "IV Henry", "Damdaki Kemancı", "Bağdat Hatun", "Kral Lear" gibi oyunlarda başrol oynadı. Sinemada rol aldığı filmler arasında "Vatan ve Namık Kemal", "Barbaros Hayreddin", "Lale Devri", "Kara Davut", "Kaldırım Çiçeği", "Nilgün", "Büyük Sır, "Damdaki Kemancı", "Mevlana", "Yedi Evlat İki Damat" vardır.







_________________
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
mesafem
Emektar
Emektar


Kayıt: 09.03.2005
Üye No: 876
Offline




Tek mesaj gösterimi Tek mesaj gösterimi Tarih: Cmt Arl 26, 2009 6:57 pm Mesaj: #28

Cüneyt Gökçer'ide kaybettik, mekani cennet olsun Allah rahmet eylesin...






_________________
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder 3. sayfa (Toplam 3 sayfa) [Bu başlıkta 28 mesaj bulunuyor]
Sayfa::  3
« Önceki başlıkSonraki başlık »


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz
Bu forumdaki dosyaları indiremezsiniz
TurkBoard çerezlerini temizle  
Göster | Gizle