En Son Çıkan Kitap İsimleri

Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder « Önceki başlıkSonraki başlık »
 Yazar  Mesaj
ClannJeaR
..bedevi..
Emektar


Kayıt: 31.01.2006
Üye No: 47,480
Offline




Tarih: 01 Ekim 2007, 23:31 Tek mesaj gösterimi1

Kış Yolculuğu

Emine Ceylan kasaba ile kenti ayıran-birleştiren o çatışmalı çizgi üzerinde kuruyor öykülerini. Böylece bireyi, yani kahramanlarını 360 derecelik bir bakış açısıyla gözlemleyebiliyor. Sabit kalanla hareket eden hep karşıtlaşıp duruyor Ceylan'ın öykülerinde, aralarından akıp giden de tereddüt ya da pişmanlık değil, hep o iki uçluluk duygusu, ikiye bölünmüşlük suskunluğu.

Kardeşi Nuri Bilge Ceylan'ın ilk uzun metrajlı filmi Kasaba'nın öyküsünü de bulacak okurlar bu derlemede; 'Mısır Tarlası'na ulaşmadan önce koca bir tabiatı gönüllerince geçen iki kardeşin mevsimlere yayılan serüveni sinema perdesinde ete kemiğe bürünmeden önce Emine Ceylan'ın yalın sözcükleriyle hayat bulmuştu.

Sonrasını biliyoruz, her gece yeniden yakılan bir ateşin başında toplandık hepimiz.




Her Kadın Gibi

Sigrid Undset'in sade bir üslupla kaleme aldığı, XX. yüzyıl dünya edebiyatının şaheserlerinden biri olan ve 1928 Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülen “Her Kadın Gibi” bütün dillere çevrilerek okuyucuyla buluşmuştur.
Hiç unutulmayacak hassas ve içli bir kadın olan Kristin Lavransdatter'in, yani bir kadının romanı… Erlend'e duyduğu büyük aşkla, bazen renkleri silinmiş bir gökkuşağı, bazen meydan okuyan bir savaşçı, bazen de kendini suyun salınışına bırakan bir yosun parçası Kristin. Acıları, umutları, çocukları, ilişkileri ve bütün bunlardan örülü hayatı içinde verdiği, gücünü bir tek sevgi ve aşktan alan zor mücadelesi…




Amerika Savaşta


Politik kurgunun dünya çapındaki en usta yazarı Tom Clancy, Başkanın Emirleri'nde 11 Eylül'ü daha 1995 yılında, neredeyse bütün detaylarıyla öngörmüş, bazılarına göre ise bizzat senaryosunu yazmıştı. Başkanın Emirleri'nin Amerika Krizde başlıklı ilk cildinde saldırıyı anlatan Clancy, ikinci ciltte ise Amerika'nın saldırıya verdiği cevabı, yani yaşadığımız ve yaşayacağımız savaşları anlatıyor. 11 Eylül Tom Clancy'nin tek politik kehaneti değildi, gerçekleşecek yeni kehanetleri öğrenmek için Amerika Savaşta'yı okumak gerek. Yaklaşan savaşları öğrenmek isteyenler için 1. cilt K. Uğur Kızılaslan'ın, 2. cilt ise Bora Alioğlu'nun çevirisiyle Türkçe'de; Ortadoğu'daki bütün senaryolar bu devasa eserde...
A.B.D. tarihteki en feci terör saldırısıyla karşı karşıya kalmıştır. Başkan Durling, Kuvvet Komutanları, Anayasa Mahkemesi yargıçları ve birçok Kongre üyesi hayatını kaybetmiştir. Başkan Yardımcılığı'na saldırıdan birkaç dakika önce atanan Jack Ryan, sarsılmış ve tüm liderlerini kaybetmiş ülkenin Başkanlığına getirilmiştir. Şimdi hükümeti yeniden kurmalı, yas içindeki ulusu rahatlatmalı ve gerçek bir liderlik sergilenmelidir. Ama hem ülkesinde, hem de dışarıda düşmanlarca çevrelenmiş durumdadır. Bu arada yabancı düşmanlar, yaralı ülkeye son darbeyi vurup, dizleri üzerine çökertecek karmaşık bir senaryo geliştirmektedir.




Derin İmparatorluk

Osmanlı İmparatorluğu Türkiye Cumhuriyeti
YA SONRA?!...
Ahmet Rauf Hoca, “Kurucuları sakın küçümseme evlat,” dedi. “Onlar ne istediklerini bilen, amaçlarını unutmayan, dirayetli bir örgüt. En eskisi üstelik. ERKÂN'ın yanında Masonlar çocuk, Tapınakçılar delikanlı, Haşhaşiler acemi kalır. Bütün hikâyeyi anlatacağım sana.”
- Kayı boyuna imparatorluk yolunu açan kimlerdi?
- Timur, Ankara Savaşı'nda Yıldırım Beyazıd'ı cezalandırmak için mi kullanıldı?
- Fatih Sultan Mehmet kimlerin kellesini istedi?
- Kurucular kim ve Türkiye Cumhuriyeti'nden ne istiyorlar?
- Politikada hızla yükselen genç adamı kimler öldürdü?
“Kurucular” gölgelerden çıkarken sıradan hayatlar savrulacak! Derin İmparatorluk, günümüzde geçen, ülkemizin geçmişi, şimdisi ve geleceğini değiştiren politik-kurgu bir roman. Dur durak bilmeyen aksiyon ve şifrelerle dolu.
Bu kitabı bitirdiğinizde aklınızda tek bir soru olacak: “BU SADECE BİR ROMAN MI?”




Kur'an'dan İdrake Yansıyanlar

Sonsuzun, kelime ve harfler dünyasında parıldayan ışığıdır Kur'ân. İns u cinnin duygu, düşünce ve his atlasında melekûtun sesi-soluğudur Kur'ân. Gün gelip de o, en müstesna bir sadef içinde inciye dönüşünce, işte o zaman, söz sarraflarının gözleri de, sararıp solmayan ve renk atmayan bir güzellikle buluştu. Kur'ân, ziya olup varlığın çehresine yağacağı güne kadar, her yanıyla ayrı bir renk, desen ve ahenk meşheri olan şu koca kâinat bir gulyabanîler ülkesi; her satırı, 'Mele-i A'lâ'nın farklı bir sırrına sadef sayılan bu varlık kitabı da bir kısım evrak-ı perişandan ibaretti. Kur'ân bir güneş gibi doğunca -hiç olmazsa olumsuz ön yargıları olmayanların nazarında- o güne kadar bütün ufukları karartan küme küme bulutlar dağılıp gitti ve varlığın o güzellerden güzel endamı ortaya çıktı; çıktı ve bütün eşya, okunup zevk alınan bir kitabın paragraf, cümle ve kelimelerine dönüştü., onun sesinin duyulmasıyla gönül gözlerine nurlar indi., ve ruhlarda köpüren duygular da, o duygulara tercüman olan diller de, ışık Türküleri söylemeye başladı.
Evet, gözlerin, gönüllerin onunla aydınlandığı günden itibaren, kâinat ile alâkalı nice bin seneden beri çözüm bekleyen bilmeceler, iç içe problemler, birer birer çözülür hâle geldi ve insan-varlık-Yaratıcı münasebeti ayın on dördü gibi ortaya çıktı; derken, bütün muammalar mânâ urbaları giyerek hikmet yörüngelerine oturdular.




Ahşap Türk Tekneleri ve Gemi Modelciliği

- Ahşap tekneciliğin nadide örneklerinden olarak alamanalar
- Alamana planını nasıl yaparım
- Alamana yapımı hakkında Halis Turgut Usta ile söyleşi
- Uygulamalı alamana yapım aşamaları
- Sandallar, takalar, çektirmeler, guletler, Filikalar
- Uygulamalı sandal aşamaları
- Taka modelleri
- Gulet modelleri
- Ahşaptan 10 aşamada filika yapımı
- Ahşap Türk tekneciliğinde Ayvansaray ve Ayvansaraylı ustalar
- Gemi modelciliği ders notları
- Gemi modelciliğinde lehim ve kullanımı
- Gemi modelciliğinde camekân
- Bir deniz şehri olarak Üsküdar
- Denizcilik tarihimizden çeşitli vesikalar
- İkinci cihan harbi yıllarında Boğaziçi anıları




Nasreddin Hoca Seçme Hikayeler

Bir gün adamın biri, Nasreddin Hoca'ya bir mektup getirmiş. Ama bu mektup hocanın bildiği bir dilde değilmiş. Hoca mektup almış, evirmiş çevirmiş, bakmış. Sonra adama:
-Ben bunu okuyamam, demiş.
Adam bunu duyunca kaşlarını çatmış:
-Yahu bir de hoca olacaksın, benden utanmıyorsan başındaki kavuktan utan, demiş.
Hoca bunu duyunca, kavuğu başından çıkarmış, adamın başına geçirmiş:
-Marifet kavuktaysa, al sen oku, demiş.




Saklı Nutuk

Malum olduğu üzere Mustafa Kemal Atatürk "büyük nutuk" adlı söylevini 1927'de, 15 ekim ile 20 ekim tarihleri arasında, TBMM'de toplanan Cumhuriyet Halk Partisi II. Büyük kurultayı'nda irad etmişti. Onda vatanın düşman çizmelerinden kurtuluşunu, yeniden yeni bir devlet olarak kuruluşunu ve çağdaşlaşma yolunda yapılan inkılapları ilk ağızdan tarihî bir vesika olarak dile getirmişti. Ama bu "nutuk" Atatürk'ün 19 mayıs'ta Samsun'a ayak basmasından sonraki olaylarla başlıyordu.
Peki ama bu niçin böyleydi?

19 mayıs öncesine M. K. Atatürk neden hiç değinmemişti?
Bunun elbette bir sebebi olmalıydı.
Oysa Mustafa Kemal, Atatürk soyadını almazdan önce de Amasya mülakatı masasına oturmuş, anafartalar kahramanı olmuş, yıldırım orduları başkumandanı ve anadolu'nun yarısına sözü geçen bir ordu müfettişi sıfatını kazanmıştı.

Yani Mustafa Kemal, Samsun'a çıkarak kurtuluş mücadelesini başlatmamış, öncesinde padişahla yan yana durduğu, sadrazam ve vezirlerle çekiştiği, parlamentoyu etkilemeye çalıştığı, bu uğurda gazete çıkardığı, gizli örgütler kurduğu karmaşık ve dinamik bir dönem geçirmişti. Fakat bu dönem, maalesef toplumsal belleğimizde yer edinemedi, hafızalarımız bu hususta boş olarak kaldı.

Fakat Atatürk böyle bir boşluk bırakmamıştı. Bu dönemi 1926'larda, o zamanlar Ankara'da yayınlanan "hakimiyet-i milliye" ve İstanbul'da yayınlanan "milliyet" gazetelerinde yayımladı. Ne var ki Almanya'nın, mareşal Hindenburg ile yazılarından rahatsız olması üzerine bu yayın durduruldu. Bunlar daha sonra bazı kısımlar sansürlenerek 1950'li yıllarda yayımlanabildi.

O dönem gazetelerinin ilk sayfalarında "inkılabın herkesçe meçhul köşelerini bu kıymetli eser tenvir edecektir" diye takdim edilen bu sahifeler, işte böylesi talihsizlikler yüzünden meçhul kaldı. Diğer bir talihsizlik de bunun nutuk'un bir başlangıcı olduğunun ayırımına varılmaması ve böylesi bir sunumla okuyucuya ulaştırılmaması oldu.

Bizim inancımız odur ki, Atatürk'ün dilinden çıkmış bu nutuklar, vakit kaybedilmeksizin "büyük nutuk"a dahil edilmeli ve öylece yayımlanmalıdır, ki onun sesi herkese doğrudan ulaşabilsin...
İşte elinizdeki bu eser, Atatürk'ün kaleme aldığı bu yazıların tamamını ilk defa orijinaliyle birlikte içeriyor oluşu yönüyle tarihe karşı bir vazifesini ifa etmiş olmaktadır.







_________________
Nasıl anlatsam bilmem ki...
Tarifsiz..
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
_'naRci'_
...
Geyik Takımı


Kayıt: 16.12.2006
Üye No: 71,633
Şehir: !İsT!
Offline




Tarih: 02 Ekim 2007, 17:56 Tek mesaj gösterimi2

te$ekkürLEr Melek ama.. Melek ama..




_________________
evet bir şarkıda bulduk korkularımızı
bazen
bir fırtınada amansız sancılarımızı
bazen
diyorum

 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Bu başlıkta 2 mesaj bulunuyor] « Önceki başlıkSonraki başlık »


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz
Bu forumdaki dosyaları indiremezsiniz
TurkBoard çerezlerini temizle