Dehşet, arkadaşın değilse düşmanındır!
Bölüm Yetkilileri: By.Ee, exUBert
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Bu başlıkta 2 mesaj bulunuyor] « Önceki başlıkSonraki başlık »
 Yazar  Mesaj
Blackio
l3 l_ A l< ! 0
TurkBoard Fan


Kayıt: 13.01.2008
Üye No: 103,747
Şehir: OveraL
Offline




Tek mesaj gösterimi Tek mesaj gösterimi Tarih: Cum Ağu 08, 2008 1:00 pm Mesaj: #1



Öyle değil midir? Hayatın ucuzladığı yerde, her türlü pislik boy gösterir ve ölüm endüstrisi bir sürü yan sektörü beraberinde üretir. Özellikle 20. yüzyıl savaşlarına bakıldığında bir yandan meşru devletlerin oluşturduğu ölüm tarlalarına bir dolu illegal mayınlı tarla eklendiğini görürüz.


İnsan-organ ticaretinden silaha, kadın ticaretinden uyuşturucuya kadar her türlü bela, savaşların gölgesinde kendine bir yaşam alanı bulur ve orada bir zehirli sarmaşık gibi tüm dünyayı kuşatır.

Kısa süre önce ülkemizde de gösterilen bir uyuşturucu filmi olan American Gansgter'de Ridley Scott, 1970'li yıllarda tüm dünyayı kasıp kavuran uyuşturucu kartellerini ve bu kartelleri besleyen etnik, dinî kabileleri çarpıcı şekilde perdeye yansıtmıştı. Kendi içinde bir kronoloji oluşturulduğu zaman rahatlıkla görülecektir ki, bir coğrafyada yaşanan savaş, ahlaki ve kriminolojik anlamda muazzam bir tarla bırakıyor. American Gansgter'in kahramanları kendilerine mal bulmak için, kısa süre önce savaşların ve sosyal-idari çalkantıların yaşandığı yahut askerî rejimlerin diktasıyla inim inim inleyen üçüncü dünya ülkelerini seçiyorlardı.

Neyse, biz öykümüze bakalım. 1970'li yılların ortalarında Hollywood yapımcıları, dönemin flaş ismi F. F. Coppola'dan bir savaş filmi çekmesini isterler. Hemen işe girişen yönetmen birçok ünlü isimle beraber filmin iskelet karakteri Willard için Harvey Keitel ile anlaşır. 12 milyon dolar gibi mütevazı bir bütçe ve 6 hafta gibi kısa bir çekim süresi planlanan film hiç de istenildiği gibi gitmez. Zira Coppola başta ABD ordusu olmak üzere birçok engelle karşılaşır. Çekimler uzar, sinirler gerilir, Keitel ile yönetmen çatışır ve oyuncu setten kovulur, onun yerine Martin Sheen kadroya girer. Ancak filmin çekimleri neredeyse bir buçuk seneyi bulur. Tabii bütçe inanılmaz şişer: 40 milyon dolar. Film seti savaş meydanına döner. Ekip, oyuncular ve yönetmen kafayı yiyecek duruma gelir. Coppola'nın intiharın eşiğine geldiği söylenir, filmin giriş sekansındaki yüzbaşının cinnet getirdiği sahne gerçeğin ta kendisidir ve Martin Sheen bu sahnede cidden kalp krizi geçirmiş; lakin yönetmen çekimi durdurmamıştır. Bir set görevlisinin, 'Galiba oyuncu öldü.' cümlesine yönetmen şu cevabı verir: 'Ben öldü demeden ölemez!'

Çekimleri böyle olan filmin montaj ve gösterim aşaması da tuhaftır. 1977'de gösterilmesi gereken film, 79 Cannes Festivali'ne jeneriksiz olarak yetiştirilir. Ancak buna rağmen Altın Palmiye alır. Ödül almak için kürsüye gelen Coppola 'Bu film savaş filmi değil, savaşın ta kendisidir.' der. Filmin döneme göre epey uzun sayılacak olan süresi gişede olumsuz etki yapsa da, üçüncü ayak vizyonu ile beraber 120 milyon dolara yakın gişe yapar. Yönetmen 2001 yılında tekrar montaj odasına girer ve filmi 202 dakikaya çıkararak, "Apocalypse Now Redux" ismiyle festivallerde yeniden gösterir. "Apocaliypse Now Redux" kurgusundaki 50 dakikalık ek bölümde Kamboçya içlerinde rastladığı Fransız aile ile olan sekans vardır. Ve Kurtz'un Willard'ı serbest bırakırken etrafındaki çocuklara Time dergisinin Vietnam müdahalesini eleştiren bir yazısını okuması...

Bu hafta vizyonda izleme şansı bulacağımız film de işte bu 'Redux' versiyon.

Film konu itibarıyla ABD'nin Vietnam'da savaştığı yıllarda yaşadığı bir 'iç' sıkıntıyı irdeler. Bir albay kontrolden çıkmış ve kendi iktidarını kurmuştur. Ordu ise bir yüzbaşıyı bu albayı imha etmek için görevlendirir. Kıyamet, işte bu görev için albayı öldürmeye giden yüzbaşının yol boyunca yaşadığı dehşeti ve savaşın vicdanları nasıl öldürdüğüne, ruhları nasıl kirlettiğine ettiği şahitliği gösterir.

Apocalypse Now için birçok eleştirmen 'Çekilmiş en iyi savaş filmi.' dese de ben aynı kanaatte değilim. Şüphesiz bir başyapıt ve dönemin şartlarına göre muazzam bir film. Savaş sekansları ve şiddetin insan ruhunda açtığı gedikleri göstermesi açısından eşsiz bir sanat eseri. Lakin yönetmenin atmosferi oluştururken kullandığı ışık-gölge oyunu bir süre sonra o kadar abartıyor ki, gösterdiği değil, göstermediği ile bir şeyler anlatmaya kalkıştığını hissediyorsunuz.

Öte yandan filmin müzikleri için ayrı bir parantez açmak gerekir. The Doors müzikleriyle açılıp kapanan filmde, korku padleri yerine enstrümanlara başvurularak oluşturulan gerilim atmosferi eşsiz. Ve en önemlisi de, psikopat komutanın (Ne tür bir asker 'Napalmin benzin kokusuyla güne uyanmak harika bir şey.' şeklinde bir cümle kullanabilir ki?) bir köyü yok ederken helikopterden çaldırdığı Wagner'in The Ride of the Valkyries'i...

Kıyamet katıksız ve yalın bir şiddet filmi. Bu nedenle narin ruhlara asla tavsiye etmem. Lakin filmde de dendiği gibi; "Dehşetin ne olduğunu bilmeyenlere kelimelerle anlatmak imkânsızdır..."


M. Nedim Hazar (Zaman)





_________________


Hem Coca cola ic, hem Marlboro kullan, hem de Mcdolandta git yemek ye ve daha neler neler kullan Amerika'ya ait, sonra da deki Amerika'ya karsiyim!
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
katedralin
Her gece bir öncekini öldür,tekrar hayata döndür..


Kayıt: 01.06.2005
Üye No: 12,401
Şehir: kiev..ankara..
Offline




Tek mesaj gösterimi Tek mesaj gösterimi Tarih: Cum Ağu 08, 2008 1:12 pm Mesaj: #2

başlık hoşuma gitti
teşekkurler paylaşım için..




_________________
Sylvia Plath'ı arıyorum...
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Bu başlıkta 2 mesaj bulunuyor]
« Önceki başlıkSonraki başlık »


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz
Bu forumdaki dosyaları indiremezsiniz
TurkBoard çerezlerini temizle  
Oyunlar