Altay Öktem Şiirleri

Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder « Önceki başlıkSonraki başlık »
 Yazar  Mesaj
L£0N
sen kuşları boşver
Bölüm Yöneticisi


Kayıt: 12.02.2006
Üye No: 48,692
Şehir: Türkiye
Offline




Tarih: 23 Eylül 2012, 12:45 Tek mesaj gösterimi1

    Katil Bulunana Dek Her Ceset Masumdur


solmuş bir çiçek kadar erdemlisin sevişirken
kırılgan ve biraz hafif
bir tüy süzülüyor gözlerinin önünden
zirveye düşer gibi ölüyorsun aniden
aniden paslı bir maymuncukla açılıyor
yüz yıllık kapın
tastamam uyuyor deliğe ayna
çünkü yüzün yansıyor ıskalanmış aşklara

katili bulunana dek her ceset masumdur
herkes geç kaldığı kadar aittir hayata

kolay ölümler yavaşlatır zamanı
ağır ağır soyunursun, göğüslerin uzaklardan bir anı
kanamalı bir ilkbahar sabahı, çarpık
bir hüzünle istasyona yanaşan
buharlı bir kara tren bacaklarının arası

nemli, hep buharlı, isli ve suskun
kanattığı yerden başlar onarılmaya
buruşturup atar geçtiği rayları

katili bulunana dek her ceset masumdur
morardıkça güzelleşir, koktukça çürütür aşkı

kara bir tren kadar seviyorum,
buruşmuş raylar kadar
boğazını parçalayan itinalı bıçağı

 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
L£0N
sen kuşları boşver
Bölüm Yöneticisi


Kayıt: 12.02.2006
Üye No: 48,692
Şehir: Türkiye
Offline




Tarih: 23 Eylül 2012, 12:49 Tek mesaj gösterimi2

    Ders


neden yalnızca geçmişin tarihi yazılır?
hocam, bir akarsu; adı yeryüzünde olmayan
dağlara tutunarak, göğe sürtüp yüzünü
beklenmedik denizlere kavuştuğu an

su,
susalım hocam

önce çocuklar konuşsun sonra hep
çocuklar konuşsun!

tek atışta ıskalanan bütün bilyeleri
toplasak hatmileri, begonyaları, yaşlı yüzleri
yoksul çocuk kentleri ele geçirilmeden
ne olurdu hocam paylaşsak şu ölümü

tarih sırra kadem basar mıydı ola?

zamanımız doldu hocam bu ders de bitti
artık vurabilirim seni

 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
L£0N
sen kuşları boşver
Bölüm Yöneticisi


Kayıt: 12.02.2006
Üye No: 48,692
Şehir: Türkiye
Offline




Tarih: 23 Eylül 2012, 12:55 Tek mesaj gösterimi3

    Ağaç Dikmenin ve Yetiştirmenin Faydaları


bütün çocuklar kuşku duyar yaşadığından
belalı bir hüzün gibi çalarız kapıları
kim açacak tıklım tıklım içimiz, dışımız zırdeli
aramıza göğsü jiletli bir yaz girdi gireli
anlam nedir: bir nev'i aşk. deriz geçeriz

böyle apar topar yaşıyoruz ya kıvrımlı yerleri
doyasıya ölümlere zaman kalmaz belki diye
el değmemiş yalanlar söylüyoruz hep kendimize

çok çirkiniz sevgilim; ağaç dikelim durmadan
bir fidan yetiştirdik diyelim göğüs kafesimizde
bir kuş kondu diyelim incecik dala çıt diyelim
kırıldı bir mevsim en buruk yerinden
bir el değdi diyelim sevişmeyi kana bulayan
göğüs uçlarını bir rüzgar uçurdu ovadan ovaya
diyelim kırık bir zar gibi algıladık hayatı

ne olacak o fidana, azar azar ölüyoruz ne olacak...

boşuna mı tüm çocuklar kuşku duyar yaşadığından
bir düşün; beni çok severmiş gibi yap kendine karşı
bir düşün; yaşken eğilen ağaçlar nasıl yeşertsin bir aşkı
çok çirkiniz sevgilim çok; en çok da sabaha karş
ı
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
La vié
eci
Bölüm Yöneticisi


Kayıt: 13.06.2007
Üye No: 82,236
Şehir: Bulut '
Offline




Tarih: 23 Eylül 2012, 23:27 Tek mesaj gösterimi4




    Derin Göç


gözlerinin karşılaşmadığı bir duvar
bulursam göçmen bir kuş posteri asarım, bulamazsam
atlarım özenle hazırladığım uçurumdan


uçurumda çiçek açmaz, bunu kutsal metinlerde
peter pan’da, kaptan swing’te
gündelik ölümler için çalan müzikte buldum
yoruldum. gözlerinin karşılaşmadığı bir duvar
bulursam çarparım. yalnızca derin aşklar için
çalan bir müziğin ritmi var sesinde
düzensiz intiharlar var, aynanın arkası var
kesilen ve kesildikçe güzelleşen damarlar var, acı var

koyu var, sis var, mutfak lavabosunda
her parmağını eşit boyda kesen biri var
onun titizliği var, onun kanı var
aynalara yansımayan yüzün var senin

düzensiz intiharlar çiziyorum kağıda
nasıl çizilir deme, bari sen deme bunu
bulduğun ilk ipi dola boynuna, bulduğun ilk yarasayı
koynuna al, beni hatırla, beni acıt ya!

göğsünden havalanan göçmen bir kuş kadar
bari sen kabul et, yakışıyorum aşka!





_________________

Cry StaL


Söylenmemiş sözlerle sev beni dedi kadın,
Eskitilmemiş...

La vié
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder MSNM Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
L£0N
sen kuşları boşver
Bölüm Yöneticisi


Kayıt: 12.02.2006
Üye No: 48,692
Şehir: Türkiye
Offline




Tarih: 06 Ekim 2012, 23:52 Tek mesaj gösterimi5

    Bir Sokağı Yürümek


ağlar çekiliyor sulardan sular da biziz

bir sokağı yürüyorum ardımda peygamber çiçekleri
kaldırım taşları, unutulmuş bir an, tırnak izleri
ardımda fistolu perdeler, özenle saklanmış tabancam
bir sokağı yürüyorum ağlar çekiliyor sulardan

herkes küçük bir hayatı doldururdu tıka basa
anı biriktirirdi herkes; yaşamak buysa!
usulca beklerdik sessizliğin çökmesini. susardık
sonra yataklara ulaşırdık tören adımlarıyla

bir sokağı yürüyorum ardımda kayboluş
dilenciler, sözcükler, tozlu resmi dedemin
'ölüm gibi bir şey oldu ama kimse ölmedi' dizesi
elektrik direkleri, fallar, yalanlar ardımda

ölümlere ağlanırdı, tozu alınırdı küçük yaşamların
nerde gülmesi gerektiğini bilirdi herkes
nerde susması gerektiğini. gitmesini bilmezlerdi ama
çünkü gitmek yeniden başlamaktır kendine
ve eksik kalan ne varsa...

postacılar gelmeden okunurdu mektuplar
gurbet denirdi; tren daha yanaşmadan gara
bilinirdi kimin geleceği. yolcular da yalandı
yalandı ağlamaklar. kurallar vardı, yasalar, tarihler
sevişmek yasaktı örneğin ve şüheda fışkırırdı arada bir
çiçekleri hiç açmayan topraklardan

bir sokağı yürüyorum ardı arkası kesilmiyor çocukların
ağlar çekiliyor sulardan sular da biziz
bir sokağı yürümek gibi sevgilim; herşeyiz
eski ve yeni olan


 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
L£0N
sen kuşları boşver
Bölüm Yöneticisi


Kayıt: 12.02.2006
Üye No: 48,692
Şehir: Türkiye
Offline




Tarih: 08 Ekim 2012, 22:37 Tek mesaj gösterimi6

    Yazık

    bu şehir beni anlayamaz, yasaksa yasak
    ateş söndü döndü suları çağıran sesin
    geri döndü
    masum bir öpüşü, umulmaz düştü, yasaksa yasak
    ateş söndü! şiddet boşlukları doldurur
    barbarlar geri döndü

    kötüyüm, ne mutlu kan yakışır bana
    kasketini tarlada unutan bir köylü gibi
    sızarım en kirli yerinden zamana
    ateş söndü kollarında acı çekmek ölümümdü
    pisim, kara bir sokak kedisiyim bu şehrin kıyısında

    alnında jilet yarası taşıyan sevgilim, nemli tanrıçam
    her gece taparım o umulmaz yanına
    o adsız şehre; ışıksız geleceğe
    ateş söndü kılıcım usulca girdi kınına
    prensesim, tiz sesim, pis güneşim
    yazık yine döndük kendimize

    yazık
    yine döndük kendimize

 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
L£0N
sen kuşları boşver
Bölüm Yöneticisi


Kayıt: 12.02.2006
Üye No: 48,692
Şehir: Türkiye
Offline




Tarih: 14 Ekim 2012, 11:42 Tek mesaj gösterimi7

    Lamia

    Ben ölmeden bir martı
    suya neyi söylerse onu deniyorum
    seni deniyorum kendimi kırık
    bir düğme gibi sürterek iliğine
    ah, karnı çatlak, baldırları varisli
    en sevdiğim komşum benim, lamia teyzem
    gökyüzü sarılsa beline şimdi nasıl ağlarsın
    nasıl kusarsın kuşlar pençeleriyle seni sevse

    tanrım! martıları kuşkusuz çok seviyorum
    fettan bir denize giriyorum kuşluk vakti
    tanrım! son kitabı bana indiriyorsun sanki
    son kanadı itinayla takıyorsun sırtıma

    lamia teyzem, komşum, kokuşmuşum
    çok ekşisin bacakların arası dahil
    yüzün bir martı sanki, karışmış hayatıma
    terli adamlar çoktan ezberlemiş seni

    kitabı usulca bırakıyorum masana
    çayın altını kısıyorum, ben çölüme gidiyorum lamia
    kanadımı tuta tuta, ayaklarım çırçıplak
    başımda çerden çöpten bir hale
    aylak aylak dolaşarak sokaklarda
    ben çölüme gidiyorum, ben çölümü seviyorum

    sende beni, bende çölü deniyorum lamia.

 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
L£0N
sen kuşları boşver
Bölüm Yöneticisi


Kayıt: 12.02.2006
Üye No: 48,692
Şehir: Türkiye
Offline




Tarih: 30 Aralık 2012, 23:28 Tek mesaj gösterimi8

    Tuğla

    sarayıma kim soktu bu kadar soytarıyı
    bu kadar ölüme aynı anda
    nasıl katlanır insan üstelik yalnızsa
    üstelik bir tren çıktığı raya
    tekrar dönmek için kendini yakmışsa

    küçük kırmızı tuğla
    her şeyi baştan anlat bana

    "serseri"yi en çok kurşunda seviyorum
    yeniden kanarken seviyorum
    kabuk tutmuş yaraları, ruhumdaki
    delikleri tıka basa dolduruyorum
    sokaktan topladığım paçavralarla

    küçük kırmızı tuğla
    her şeyi baştan anlat bana

    her adımda yepyeni bir uçurum
    keşke düşsem diyorum tam kurtulurken
    tam ölürken ter içinde uyandırılıyorum
    minik bir serçe yavrusunun tırnakları
    onarıyor uykulu bakışlarımı

    küçük kırmızı tuğla
    her şeyi baştan anlat bana

    anlat: kim soktu bu kadar soytarıyı sarayıma
    cariyemi kim değiştirdi gündüz vakti
    vahşi bir kaplan yavrusuyla
    vezirimi kıran taşı kim yükledi sırtıma

    anlat bana küçük kırmızı tuğla
    nasıl düştün bu yanlış
    hayatın arka sokağındaki kaldırıma

 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Bu başlıkta 8 mesaj bulunuyor] « Önceki başlıkSonraki başlık »


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz
Bu forumdaki dosyaları indiremezsiniz
TurkBoard çerezlerini temizle