Siz Hiç 'Kendiniz' Olabildiniz Mi ?

Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder « Önceki başlıkSonraki başlık »
Sayfa::  1
 Yazar  Mesaj
seyen
'içime düştün yine'


Kayıt: 18.02.2008
Üye No: 110,575
Şehir: İnsanbol
Offline




Tarih: 22 Kasım 2008, 18:53 Tek mesaj gösterimi1



İnsanlık tarihiyle başlayan derin bir soru. önemli bir problem;

Siz, biz hepimiz “ne kadar kendimiz olabiliyoruz?”

Ya da insan “kendi” olabilir mi?

Siz hiç “kendiniz” olabildiniz mi?

Biz kimin hayatını yaşıyoruz?

Duygularımız, düşüncelerimiz, davranışlarımız, ideallerimiz ne kadar bizim?

Nereden, nasıl aldık onları?

Hiç soru sorduk mu alırken, üzerimizde taşırken, onlarla yaşarken?

“İnsanın kendisi olması” ne demek?

Olmanın bu boyutu üzerine yeterince kafa yorduk mu, şakaklarımız ağrıdan çatlayacak duruma geldi mi? “Acaba kendimiz olamadık mı” endişesiyle sık sık kalbimiz daraldı mı?

Kendimiz olmak…

Olamadığımız bir şey mi, olunmaz mı artık.

Hayatta iki sınıf insan var;

Bir; kendi olanlar.

İki, asla kendisi olamayanlar.

Kendisi olamayan insan iç ve dış faktörlerin etkisi altındadır ancak bu süreçte iç faktör daha belirleyicidir.

İç istilaya uğramış kendisi olamayan insan “başkası” da olamaz, olsa olsa içi boş bir “kalıp” olur. Böylelerinin varlığı-yokluğu kimseyi etkilemez.

İnsan başkasına benzer, esinlenir, taklit eder ama o kadardır. Ne kendisidir ne de başkasıdır.

Kendi hayatına sahip çıkıp o hayatın müellifi olamayanlar, başkalarının hayatına nasıl renk katarlar ki?

Kendi olamayan insanlar sürekli “sorun” olurlar, insanı ve insanlığı ilgilendiren basit bir sorunu dahi çözdüklerine kimse şahit olamaz.

Onlar korkularıyla, kaprisleriyle ve derileriyle yaşarlar.




“İnsanın kendisi olma çabası” daha ilk adımda kazandırır, çünkü bu bir erdemdir.

“İradeyi” tercih etmek her zaman bedeli ağır bir “insanlık halidir.”

Benim bildiğim insanlık da “ağır” yaşanır.

Derin bir sorumluluk hissiyle, kâinatı içine alan bir tecessüsle, duyarlılıkla, duyguyla, düşünceyle, iradeyle, idrakle, irfanla, cesaretle, kalple, vicdanla, değerler manzumesiyle…

İnsanın kendisi olması zordur, fakat o zor yolculukta alınan her nefes, her yorgunluk, her meşakkat sizi biraz daha “kendiniz olmaya” doğru taşır.

Gerçekten mutlu insanlar da kendi olabilen insanlardır.

Hepimizin “kendi olduğumuz” bir ülke var, henüz keşfetmediğimiz, keşfetme ufkuna ulaşıp da merkezine ayak basmadığımız için hala “meçhul” bir yerde duruyor.

O ülkede kalbimizi bularak şuurla tanışıp hayatımıza da yönelebiliriz.

Çünkü insanın, “başkası değil, kendisi olabilmesi için” kendi hayatının merkezine seyahate ihtiyacı var.

Uzun ve çileli bir yolculuk, sancılı bir süreçtir insanın kendisi olabilmesi.

Başkalarının güdümüne sığınıp gölgesinin sınırları dışına çıkmamak, yani kendi olmayı istememek, başkası olmaya razı gelmek ise şuursuzluktur, yenilmişliktir, yaşamamaktır.

İnsan kendi olabildiği kadar değerlidir ve vazgeçilmezdir.

Çünkü kendi olan her insan tektir.

İnsanın “en gerçek” ve “en güçlü” hali kendi olduğu haldir.

İnsanın bu kadar özenle yaradılışı, bu kadar donanımı “başkası olmaya öykünsün” diye değildir.

Kendini inşa etmek ağır bedelleri göze almışlık içerir ki, bu da her türlü takdire şayandır.

Başkası olanlar ise o kadar çoktur ki, sürü gibi yaşarlar. Özel bir adları, insanı heyecanlandıran bir varlık serüvenleri yoktur. Bu kadar yokluk içinde onlar da yok olurlar.

Kendi olamayan kalabalıklar eşyaya, mekâna, makama, şöhrete, servete, payeye değer verirler.

Kendi olamadıklarından, gerçekte varlığa değer katma gücü hiç olmayan o tür şeylerle avunurlar, durmadan “yeni ve sürekli aldanmaya” doğru açılırlar.

Yanılgı öyle bir noktaya gelir ki orada dünya ve içindekileri tüketmeyi “mutluluk” zannederler.





Aldananlar arasında hayatın her anı acemilikle, hiç yaşanmamış gibi yaşamakla geçer.

Peki nasıl oluyor, insan yaşadığı, üzerinden zaman geçtiği, mekana değdiği, insana dokunduğu, hüsran yaşadığı, kalbi kırıldığı halde hiç ibret almıyor, ders çıkarmıyor, bir şuur inşa etmiyor…

“Anlamla” bir yere demirletemediğimiz serkeş dünya size, bize “derin hüsran”, “büyük aldanmışlık” ve en kötüsü “kendimiz olamamayı” bıraktığı halde hala neden bütün gücümüzle ona koşuyoruz…

Bu kadar savrulmak yetmiyor mu?

İnsan neden “kendi olmaya” karar veremiyor?

Nedir bu korkaklık, iradesizlik, erken teslimiyet.

Mutsuzluktan mutlu olmak mıdır hedef?

Kendi olamayanların bugüne kadar başkalarına ne faydası oldu onu da iyi düşünmek gerek.

İnsan nasıl bu kadar hızla çaptan düşer?

Siz başkasını fikriyle akledemez, başkasının kalbiyle de hissedemezsiniz.

Galiba yol, yordam, usul, adap bilmiyoruz yaşama dair, insan olmaya dair.

İnsanı her durumda var eden şey maddi unsurlar değil, manevi unsurlardır.

İnsan dünyaya bıraktıklarıyla yaşamaz, onlarla mutluluğa ulaşamaz, insan insanlığa bıraktıklarıyla yaşar ki, bu tür bir yaşamın içine mutluluk koşarak gelir.

İnsanlıktan amaç, insanın kendisi olabilmesi değil mi gerçekte?

“İnsan kendi olabilir mi” sorusuna vereceğimiz yanıt bizim ne olabileceğimizi de içeriyor.

Bizi anlamlı kılacak, mutlu edecek şey, “insanın bütünlüğü” içinde taşıdığımız o hayatı, geçirdiğimiz yılları ne uğrunda ve nasıl yaşadığımızdır.

İnsanın hayatına sahip çıkma gücü vardır. Bu güç bazılarımıza fazla gelir ve onu kullanmaktan korkarız…

Gücünü kullanamayanlar kaybeder.

Kant, “iradeni kullanma cesaretini edin” demişti.

Hayat bize verilmiş bir “emanettir”, kimseye emanet edilmeye gelmez.

“Kul” olarak insanın yüklendiği “ağır sorumluluk” da bu değil mi?

İnsanın “kendi olma çabası” bende “emanete sahip çıkma” kararlılığını çağrıştırıyor.

İçimizden bir tek insanın bile, “insanı ve insanlığı yücelten” o yolda yürümesi hepimizin onurudur ve aynı zamanda ümidimizdir.

Sürüden ayrılıp, yeniden “emanete sahip çıkmanın” meşakkatli yolculuğuna çıkmanın zamanı…

İnsan kendi olabildiği, “emanette emin kalabildiği” kadar değerlidir.

Bir kere daha soralım;

Siz, biz ne kadar kendimiz olabildik?

Kendimiz olabilmek için ne yapıyoruz, neleri göze aldık?

Yıllar bir bir ardımızdan dökülürken, bugüne ne tür bedeller ödeyerek geldik?

Şimdi siz, biz kimin hayatını yaşıyoruz?

Eğer kendi hayatımızı yaşıyorsak bunun emareleri olmalı…

Elle tutulur, gözle görülür hale getirip sayabiliyorsak “kendi hayatımız” adına iyi yoldayız demektir…

Merak etmeyin biz iyiysek, iyi yoldaysak insanlık da iyi yoldadır demektir.

Bütün önemli meseleler “dar dairede” cereyan eder, sonra şümul kazanır.

Gelin bütün müktesebatımızı insan-kainat-yaratıcı münasebetinde istikameti yakalamaya hasrederek “kendimiz olalım”, “emanete sahip çıkarak” bütün kalplere ve ruhlara rahat bir nefes aldıralım.

İnsan, özüne dönüp “kendi olabildiği” kadar kıymetlidir ve insanın “en gerçek”, “en güçlü” hali de kendi olduğu haldir.


MEHMET GÜNDEM





_________________
Bir katre olma, kendini deniz haline getir
Madem ki denizi özlüyorsun, katreliği yok et gitsin Beri gel, beri !
Daha da beri !
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder MSNM Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
blâck|róse
|| uykucu ||
Emektar


Kayıt: 20.08.2005
Üye No: 25,380
Şehir: belçika
Offline




Tarih: 22 Kasım 2008, 19:42 Tek mesaj gösterimi2

İnsan, özüne dönüp “kendi olabildiği” kadar kıymetlidir ve insanın “en gerçek”, “en güçlü”hali de kendi olduğu haldir.
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
katedralin
Bir çiçek yılı sonra


Kayıt: 01.06.2005
Üye No: 12,401
Şehir: kiev..ankara..
Gizli




Tarih: 25 Kasım 2008, 02:44 Tek mesaj gösterimi3

ilk insan bu yüzdendir saf ve güzeldir..
hayatın kendisi yalan içindekiler saf olmuş olmamış neye yarar..

bu tarz soruların net bir cevabı bile yok..




_________________
things you own end up owning you...
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
anzade



Kayıt: 11.11.2008
Üye No: 141,194
Offline




Tarih: 25 Kasım 2008, 14:13 Tek mesaj gösterimi4

ben hep babam oldum:)bayılıyorum babamaa duruşu onuşması babam 1 tane ben hep babam oldum
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
L£0N
sen kuşları boşver
Bölüm Yöneticisi


Kayıt: 12.02.2006
Üye No: 48,692
Şehir: Türkiye
Offline




Tarih: 25 Kasım 2008, 19:31 Tek mesaj gösterimi5

Sayfadaki mistik fotoğraflara baktığımda lise-üniversite arası geçiş dönemi ve bunu izleyen kendim olma dönemim geldi aklıma.

Evet o zamanlar daha bir kendimdim. Ve ne gariptir ki o zamanlar sevgi, aşk, heyecan gibi haraketli konularda daha bir özgür hissederdim kendimi, ÖSS' ye rağmen (:

Ya aslında çok güzel bir başlık bu, çok düşünmek gerekiyor üzerinde.

Şimdilik teşekkürlerimle kaçıyorum buradan (.
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Samroomes



Kayıt: 26.11.2008
Üye No: 142,892
Offline




Tarih: 29 Kasım 2008, 12:07 Tek mesaj gösterimi6

Bence insanı aklı yönetir.. kendimizin yapabilceqi pek bişi yoq die tahmin ediorum ben.. benm kişisel qörüşüm.. ve akıl olmassa bizde olmayız. bir aklımızın olması kendimizin olmasıdır... umarm ei acıklayabilmsmdir yow yow Utandı Hehehehe
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Pirates
...Edep Ya Hu !...


Kayıt: 01.06.2006
Üye No: 62,202
Offline




Tarih: 10 Aralık 2008, 13:48 Tek mesaj gösterimi7

Dümdüz olmak lazım bazen ...
Bazen lafın gelişi tabii ki ama hayat işte ; herzaman kontrol altında bir karaktere bürünmemizi istiyor ...
Güzel bir konu ; durup iyice bir bakmak lazım kendimize ; son 1 yıl içinde bile ne kadar değiştirdi hayat bizi diye ...





_________________
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
sapphirus.tempestas
''mavi isyan''


Uzaklaştırıldı
Kayıt: 18.11.2007
Üye No: 96,968
Şehir: Başkent
Gizli


Yasaklandım

Tarih: 07 Nisan 2009, 18:37 Tek mesaj gösterimi8

Saygılar




_________________
Non Dirmi Tİ Amo. Fammelo Sentire!!!
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
ibrahim GÜNAY
Şiirlerin Efendisi


Kayıt: 15.12.2008
Üye No: 144,945
Şehir: G.antep
Offline




Tarih: 07 Nisan 2009, 22:37 Tek mesaj gösterimi9

bize yöneltmiş olduğun bu soru cümlesini her insanın kendine bu soruyla yargılamasını isterdim...doğrusunu söylemek gerekirse gerçekten üzülerek söylüyorum bu toplumun bi ferdi olarak hayatı kendimize göre değil başkalarına,başkalarının kurallarina gerekse o kişini kanunlarına göre yaşamaktayız.toplumumuzun genel itibariyle bu düşüncede olduğunun kanısındayım...doğal olarak da kendimiz olamuyoruz...belkide insanın kendisi olması zor bi olaydır, ama bu zor dediğim yolda alınan her nefes, bi kaç adım daha “kendimiz'' olmaya” doğru yol kateder diye düşünüyorum..




_________________
Paylaşacak Dostlarınız Yoksa İyi Şeylere Sahip Olmanın Bir Zevki de Yoktur...
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSNM Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Efruz Bey
Zerk.


Uzaklaştırıldı
Kayıt: 29.09.2008
Üye No: 136,964
Gizli


Yasaklandım

Tarih: 08 Nisan 2009, 00:32 Tek mesaj gösterimi10

Ünlü feylesoflarımızdan Tarkan'ın çok güzel bir aforizması vardır konuyla alakalı;

"Başkası olma kendin ol, böyle çok daha güzelsin."




_________________
Neyse.
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 2 sayfa) [Bu başlıkta 13 mesaj bulunuyor]
Sayfa::  1
« Önceki başlıkSonraki başlık »


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz
Bu forumdaki dosyaları indiremezsiniz
TurkBoard çerezlerini temizle